Google Play Store
App Store

II. Abdülhamit’in 1900’lerin başında muhalefet üzerinde estirdiği baskı ve tahakkümü örnek alan AKP, demokrasinin vazgeçilmez gücü medya ve gazetecilere karşı terör estiriyor

II. Abdülhamit’in 1900’lerin başında muhalefet üzerinde estirdiği baskı ve tahakkümü örnek alan AKP, demokrasinin vazgeçilmez gücü medya ve gazetecilere karşı terör estiriyor

Gazetecilerin durumundan endişeliyiz

»CPJ“Basına Saldırılar 2010” raporunu açıkladı. Gazetecileri Koruma Komitesi Direktörü (CPJ) Joel Simon, “Türkiye'de hukuki koşullar görev yapan gazeteciler için oldukça istikrasız. Gazeteciler dava korkusuyla yaşıyor. Hukuki ortam gazeteciler için hala güvenilir bir ortam değil" diye konuştu.

»CPJ yıllık raporunda, Türkiye’de gazetecilere, "anti terör, hakaret ve güvenlik yasaları çerçevesinde" çok sayıda dava açıldığı, birçok gazetecinin tutuklandığı, yargı sürecinin uzadığı ve çok sayıda gazetecinin hapiste olduğu belirtildi. Geçen yıl dünyada 44 gazetecinin öldürüldüğü 145’nin tutuklandığı belirtildi.

Türkiye’de gazeteci ve yazarların üzerindeki baskılar gün geçtikçe artıyor.  Onlarca gazeteci hâlâ düşünceleri nedeni ile hapiste tutulurken, yüzlercesi ise mahkeme kapılarında bekliyor. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun verilerine göre şuanda 45 gazeteci tutuklu. Platform temsilcisi Necati Abay,  tutuklu sayısının hergün artmasından endişe duyduklarını dile getirdi. Basın hakları konusunda dünyanın en saygın uluslararası basın kuruluşlarından biri olarak kabul edilen Gazetecileri Koruma Komitesi(CPJ) de Türkiye’deki gazeteci örgütlenmelerinin endişesini paylaşıyor.
CPJ  Direktörü Joel Simon, Türkiye’de son dönemde yaşanan gazeteci tutuklamalarından derin endişe duyduklarını söyledi.
‘HUKUKİ ORTAM HÂLÂ GÜVENİLİR DEĞİL’
CPJ”Basına Saldırılar 2010” raporunu açıkladı. Birleşmiş Milletler’de düzenlenen basın toplantısında gazetecileirin sorularını yanıtlayan Simon,
Türk yetkililerini somut adım atmaya çağırdı. Simon ayrıca, “Hukuki şartlar görev yapan gazeteciler için oldukça istikrasız. Bazı önemli ve hassas konularda yazan gazetecilerin kendilerine karşı dava açılabileceği korkusunu yaşıyorlar. Türkiye’de hukuki ortam gazeteciler için hâlâ güvenilir bir ortam değil bu konuda endişeler taşıyıp bunu yetkililere anlatıyoruz” diye konuştu.
‘TÜRKİYE GEÇMİŞE GERİ DÖNDÜ’
 Oda TV’nin polis tarafından basılıp Soner Yalçın ve 3 gazetecinin polis tarafından Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınması ile ilgili soruları da yanıtlayan Simon,  şunları söyledi:
“Türkiye CPJ’ ye ilk girdiği zamanlarda basın özgürlüğü konusunda çok gerideydi ve kötü raporları vardı. O yıllarda çok sayıda gazeteci hapisteydi. Türkiye o zamandan bu günlere kadar özgürlükler konusunda çok büyük gelişmeler kaydetti. Bugüne kadar önemli iyileşmeler yapıldı. Ancak bu tür ihlalleri geçmişte yaşananları yeniden görmeye başladık. Gerçekleşen son baskın ve gazetecilerin gözaltına alınması ile ilgili tüm detayları tam olarak bilemiyoruz, neden yapılmıştır, deliller nelerdir ama işittiğimiz şeylerden oldukça rahatsızlık duyuyoruz. Son dönemde yaşanan bu tür tutuklama olayları basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin bugüne kadar kazandıklarının kaybedildiği veya ihlal edildiği düşüncesinin ortaya çıkmasını sağlıyor.”
DAVA SAYISI SON SAFHADA
Toplantıya katılan  Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Koordinatörü Mohamed Abdel Dayem ise, “Türkiye’de yargılanan gazeteci sayısı oldukça fazla. Bir gazeteciye karşı açılan dava sayısı çok fazla, aynı kişi için düzinelerle ifade edebileceğimiz açılmış dava sayısı var. Bazı kişiler mahkemeye gitmekten gazetecilik yapamıyorlar” dedi.
145 GAZETECİ TUTUKLANDI
CPJ yıllık raporunun Türkiye ile ilgili bölümünde, Türkiye’de basın hakları ve gazetecilerin çalışma koşulları ile ilgili olumsuz görüşlere yer verildi. Raporda, Türkiye’de gazetecilere, “anti terör, hakaret ve güvenlik yasaları çerçevesinde” çok sayıda dava açıldığı, birçok gazetecinin tutuklandığı, yargı sürecinin uzadığı ve çok sayıda gazetecinin hapiste olduğu belirtildi. Geçen yıl dünyada 44 gazetecinin öldürüldüğü 145 gazetecinin tutuklandığını açıklanan raporda, bölgesel örgütlerin dünyada basın özgürlüğü ve gazetecileri korumada yetersiz kaldığı vurgulandı.

TGDP: Türkiye’de tutuklu sayısı 45

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) verilerine göre, 7 Şubat 2011 tarihi itibariyle,  9’u yazı işleri müdürü olmak üzere 45 gazeteci ve yazar  Türkiye hapishanelerinde tutuklu bulunuyor.  TGDP Sözcüsü Necati Abay, gazetemize yaptığı açıklamada, tutuklu gazetecilerin durumundan endişe duyduklarını söyledi.  Abay, “En son Oda Tv’ye yapılan baskında gazeteciler gözaltına alındı. Bu baskın, Türkiye’deki düşünce ve ifade özgürlüğünü yönelik acı tabloyu gözler önüne seriyor” diye konuştu.  Abay, tutuklu gazetecilerin Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor olmalarını ise, hukuksuzluk olarak değerlendirdi.

Suzan Zengin’in tahliye talebi reddedildi

İstanbul 10. Ağır ceza Mahkemesi, 28 Ağustos 2009’da gözaltında alındıktan sonra tutuklanan ve 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan gazeteci-çevirmen Suzan Zengin’i tahliye etmeyi reddetti. Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’nde tutulan İşçi Köylü gazetesi çalışanı Zengin için tahliye umudu bir dahaki duruşmanın gerçekleşeceği 14 Haziran’a kaldı.  Böylece gazetecinin tutukluluğu iki yıla yaklaşmış olacak. Beşiktaş’taki adliyede dün devam edilen davanın duruşmasında, Zengin’in avukatı Gül Altay, müvekkilinin tutukluğunun basın özgürlüğünün ihlali olduğunu savundu ve tutuksuz yargılanmasını istedi. Ancak mahkeme “örgüt üyeliği”  ile suçlanan Zengin için yapılan tahliye talebini reddetti. Ali Cemal Karabudak

Oktay Ekşi yargılanmaya başlandı

Az Demişiz’’ başlıklı köşe yazısında Hidroelektrik Santraller (HES) ile ilgili politikaları eleştiren eski Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi hakkında Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetiyle açılan “hakaret” davası görülmeye başlandı. Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, savunmasını yapan Ekşi, HES’lerin vereceği zararlara dikkat çekmek için söz konusu yazıyı kaleme aldığını söyledi. Ekşi, kimseye hakaret etmediğini ve asıl mağdurun kendisi olduğunu söyledi.
Dava eksiklerin tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  Ekşi hakkında “kişilik haklarına ve manevi şahsiyetine açıkça saldırıda bulunulduğu” gerekçesiyle açtığı tazminat davasında, yazının yayınlandığı 28 Ekim 2010’dan itibaren işleyecek yasal faizle birlikte 100 bin TL manevi tazminat talep etmişti.

Demokrasinin beşinci gücü AKP kıskacında

»Nuray Mert-Milliyet yazarı: Terörle mücadele gibi bir  sistem batı demokrasilerinde bile basın özgürlüklerini ve bireysel özgürlükleri tehtid ediyor. Bizde hem bu var, Kürt sorunu hakkında sıkça kullanılıyor, hem de Ergenekon terör örgütü kavramı var. Herhangi bir şeye terör örgütü iftirası atarsanız bu çok iyi bir baskılama aracı haline geliyor. Türkiye’de eskiden bu yana kullanılan baskı araçlarının yanında şimdi böyle baskı araçları var, yeni iktidarla beraber bu alan genişliyor. İktidar, Türkiye içindeki muhalefeti dinlemiyor, üstüne bir de baskılıyorken, dışardan gelen rapora kulak verir mi bilinmez.

»Yalçın Bayer-Hürriyet yazarı: ‘Demokrasi gelişti’ diyenler bir taraftan da demokrasinin 5. gücü olan medyayı alabildiğine daraltıyor. Ülkemizde artık serbest gazetecilik yapılamıyor. Gazeteciliğin geleceğini hiç iyi görmüyorum çünkü AKP, tarafsız ve yansız gazetecilik istemiyor. Kendi görüşünü yansıtan ve kendine bağlı bir gazetecilik istiyor.
Ben ülkemde, insan haklarını, kaldırımda yürüme hakkını ve özgürce gazetecilik yapma hakkını istiyorum.

»Fikret Bila-Milliyet yazarı: Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda karnesi gerçekten kötü. Her ülkede basın vardır ama her ülkede özgür basın yoktur. Bugün bir yandan ileri demokrasiye gittiğimiz söyleniyorsa, bunun olmazsa olmazı olan basın özgürlüğünün sağlanması gerekir. Ortadoğu'ya örnek gösterildiğimiz söyleniyor. Model olarak örnek olacaksak önce kendi demokrasimizi bu anlamda güçlendirmeli, onarmalıyız. Ben ülkemizde gazetecilik mesleğinin geleceğini maalesef hiç parlak göremiyorum.

»Bekir Coşkun-Cumhuriyet yazarı: Bütün evrensel,  uluslararası kuruluşlarda Türkiye zaten yüz karasıdır. Sıra Türkiye’ye geldiğinde İran, Afganistan ile eş değer yerde yerini alıyor. Ancak asıl sorgulanması gereken şey aslında Türkiye basınının bu noktada ne yaptığıdır? Bir meslek kuruluşunun içine bu kadar iş bitirici, iktidar yanlısı, çapulcu, köşe dönücü girerse o basın örgütü artık meslek olmaktan çıkar. Yapılacak şey, hepimiz çekilelim bu meslekten, tümüyle meydanı bırakalım, köşelerimiz boş kalsın. Bu insanların ortaya koyacakları tavır Türkiye medyasının gelecekteki kalitesini ortaya koyacaktır.