birgün

8° AZ BULUTLU

GÜNCEL 10.10.2019 22:59

AKP'li Şirin Ünal, Kadirova'nın ölümüyle ilgili ilk kez konuştu: 'Onu gönderemeden kendisini gönderdi, Allah rahmet eylesin'

AKP'li Şirin Ünal, Kadirova'nın ölümüyle ilgili ilk kez konuştu: 'Onu gönderemeden kendisini gönderdi, Allah rahmet eylesin'

AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, evinde yardımcı olarak çalışan Nadira Kadirova'nın ölümüyle ilgili, "milletvekili dokunulmazlığını bir kenara bırakarak bildiklerini savcıya anlattığını" söyledi.

TBMM'de konuşan Ünal, "TSK ve TBMM'de yaptığım çalışmalardan hoşnutsuz olan çevreler, bu olayı fırsata çevirip beni ve ailemi yerin dibine soktular" dedi.

'ONU GÖNDEREMEDEN KENDİSİNİ GÖNDERDİ'

Sputnik'ten Yurdagül Şimşek'in haberine göre 23 yaşındaki Özbekistan vatandaşı Nadira Kadirova’nın ölümüyle ilgili ilk kez konuşan Ünal, “Son iki üç aydır psikolojik yapısındaki bozulmaları fark edince ikinci elemanı aldık, onu gönderemeden kendisini gönderdi, Allah rahmet eylesin” dedi.

Kadirova'nın ölümünü Saadet Partili Cihangir İslam meclis gündemine getirdi. İslam, “Bu ülkeye gelen Özbek kızının bir milletvekilinin evinde, elinde milletvekili silahıyla cesedinin bulunmasının geçirdiği prosedür, bizim hukuk anlayışımızın ve uygulamamızın özetidir” diyerek, şöyle devam etti:

“Hiçbir zaman kimseyi suçlayarak söylemiyorum, Sayın Şirin Ünal’ı da çıkıp hem bu Meclise hem bu millete açıklamaya davet ediyorum. Hepinizi de ‘12 Öfkeli Adam’ filmini izlemeye bir kez daha davet ediyorum, 10 yaşımdan beri defalarca izlemişimdir. Ama diyorum ki: Deliller bu kadar aleyhinde olmasına rağmen ve kiminle konuştuysam halkın gözünde şüpheli nazarıyla bakılmasına rağmen masum olabilir ama bu sistem suçu da örter, masumiyeti de örter. En önemlisi, biz Nadira Kadirova’nın annesine ne diyeceğiz arkadaşlar, esas mesele budur.”

'KONUTUMUZDA TATSIZ BİR OLAY YAŞANDI'

Ünal, “Maalesef iki hafta önce konutumuzda tatsız bir olay yaşandı. Sözlerimin başında merhumeye Allah’tan rahmet diliyorum” dedi. Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O kızcağız ocak ayından beri, yirmi senedir hasta olan, MS hastası olan ve şu anda yatalak durumundaki eşime bakan 2 yardımcıdan biriydi. Son iki üç aydır psikolojik yapısındaki bozulmaları fark edince ikinci elemanı aldık, onu gönderemeden kendisini gönderdi, Allah rahmet eylesin.

Olayın 5’inci dakikasında polisimiz, ambulansımız ve itfaiyemiz geldi. Biz, onlar gelene kadar beş dakika içerisinde, küçük kızımla beraber kendisini kilitleyip intihar ettiği odanın kapısını kırmaya çalıştık -omzum hâlâ ağrıyor- ama başarılı olamadık maalesef. 3-4 polisimiz oda kapısına yüklenip kapıyı açtılar, hemen sedyeye koyup hastaneye kaldırdılar. Yarım saat sonra Ankara Emniyet Müdürümüz yanımızdaydı, birkaç dakika sonra da nöbetçi savcımız yanımızdaydı. Ben her ikisine de, ne gerekiyorsa, elimden gelen bütün kolaylığı göstereceğimi söyledim."

'TSK'DA, TBMM'DE YAPTIĞIM ÇALIŞMALARDAN HOŞNUTSUZ OLANLAR...'

"Dolayısıyla tüm aile fertlerimiz, yatalak olan eşim dâhil, ikinci çalışan kızcağız dâhil o gece, gece yarısına kadar polislerimize ifadelerimizi verdik. Savcımıza on beş dakika süreyle olayı baştan sona, size anlattığım gibi anlattım. Ondan sonra, savcımız hastaneye geçti hastanedeki işlemleri takip etmek üzere. Yani ondan sonraki bütün işlemler emniyetin ve savcılığın talimatları doğrultusunda devam etti.

Hatta o gece ben milletvekili dokunulmazlığını bir kenara bırakarak bu ‘swap’ işlemleri denilen -ben de bu kelimeyi yeni öğrendim, iki hafta önce- parmak izleri falan filan, işte, barut izi var mı falan, bunların tamamını verdim. Dolayısıyla, değerli kardeşlerim, değerli arkadaşlarım; ben milletvekili dokunulmazlığını bir kenara bırakarak polisimize ve savcımıza bu olayla ilgili tüm bildiklerimi, gördüklerimi anlatmaya çalıştım, anlattım.

Allah hiçbirimizin başına böyle tatsız bir olayı vermesin, sizlere de vermesin, bana da vermesin. Tabii, bazı çevreler, benim geçmişte TSK’da ve TBMM’de yaptığım çalışmalardan hoşnutsuz olanlar, huzursuz olanlar bunu fırsata çevirip beni ve ailemi yerin dibine kadar soktular. Allah bu duruma hiçbirinizi düşürmesin. Şu anda savcılığımızın soruşturması devam ediyor. Bana düşen her türlü görevi ben yaparım, ne lazımsa yaparım diyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız