birgün

20° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 26.06.2020 04:00
author

AKP’nin eğitim karnesi²

Geçtiğimiz hafta AKP döneminde eğitim alanında yaşanan çürümeden bahsetmiştim. Eğitim alanında yaşanan bu çürüme, toplumun her alanında olumsuz etki yaratıyor. Ülkemizin bir türlü kurtulamadığı ekonomik krizin altında yatan sorunların başında, eğitimde yaşanan sorunların teknoloji ve sanayi alanlarındaki yansımaları yer almaktadır.

Dünya bilim ve teknoloji alanında çok hızlı bir gelişim ve değişim süreci yaşamaktadır. Üretilen bilginin her 2-3 yılda ikiye katlandığı belirtilmektedir. Bilime ve teknolojiye hakim olan güçler dünyayı da egemenlikleri altına almaktadırlar. Bu nedenle gelişmiş ülkeler bütçelerinden mühendislik- bilim teknoloji ve eğitim alt yapısına ayırdıkları payı gün geçtikçe artırmaktadırlar.

Ne yazık ki, ülkemizde bu konuda gerekli çalışmalar yürütülmemektedir. 2018 yılı verilerine göre ülkemizde AR-GE harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisindeki payı yüzde 1,03 iken OECD üyesi ülkelerin ortalaması yüzde 2,4’tür.

Öte yandan, son 18 yılda ülkemizdeki üniversite sayısı iki kattan fazla artırılmıştır. Mühendislik bölümlerinde öğrenim gören öğrenci sayısında da benzer artışlar söz konusudur. Ancak eğitime ayrılan ödenekler, öğretim görevlisi sayısı ve üniversite koşulları gibi göstergelerde eşdeğer bir artış yoktur.

Eğitim-öğretimdeki teori-pratik uyuşmazlığı, öğretim elemanı eksikliği gibi genel sorunların yanında, eğitim programları, ders içerikleri, laboratuvar, derslik, kütüphane, bilgisayar donanımı, araştırma ve barınak olanakları birbirine göre oldukça büyük farklılıklar gösteren eğitim kuruluşları arasında ciddi bir nitelik farkı sorunu yaratmaktadır.

Bu eşitsiz gelişme koşullarında ve ülkemiz mühendislerinin yatırımdan kopuk politikalarla geriye düşürüldüğü mesleki formasyonla, mühendislik hizmetleri ve ileri teknoloji isteyen yatırımlarda iş gücü istihdamı gelişmiş ülkelerden Türkiye’ye doğru gerçekleşmekte, meslek uygulama alanlarımız gün geçtikçe daraltılmaktadır.

Ülke ihtiyaçlarıyla, sanayi politikalarıyla bağdaşmayan yükseköğretim planlaması nedeniyle üniversite mezunları işsizliğe mahkum edilmiştir. Yüzbinlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı, mezun olduğu alan dışında çalışmak zorunda kalmakta, yüzbinlerce mezun ise hiç iş bulamamaktadır.

Mevcut politika ve uygulamaların yerine; planlamacı bir anlayışla, toplumsal gereksinimleri, üretimi, istihdamı ve yaşam boyu eğitimi, ülkenin bilim ve teknoloji yeterliliğinin güçlendirilmesini temel alan ulusal eğitim politikalarının yaşama geçirilmesi ile bu olumsuz tablonun değiştirilmesi mümkündür. Insanlarımızın üzerinde özgürlük ve gönenç içerisinde yaşayacağı başka bir Türkiye mümkündür.

Böylesi bir eğitim politikası ve yapılanmaların temel hedefleri:

Ülkenin gereksinim duyduğu elemanları ihtiyaç oranında yetiştirmek;

Bilimsel bilgiyi üretmek;

Eşit ve ücretsiz eğitim sunmak;

Üniversite eğitimini özerk ve demokratik ortamlarda sürdürmek;

Belletme ve ezbercilik yerine öğrenmeyi, verileri kabul etmek yerine araştırma yeteneğini geliştirmek;

Öğrencilerin teknik eğitimi yanında sosyal ve kültürel eğitimlerini de tamamlamak;

Bu anlayışa uygun nitelik ve sayıda öğretim üyesi yetiştirmek;

Çok sayıda niteliksiz mühendis yetiştirecek çok sayıda donanımsız üniversite ve bölüm açmak yerine, ülke ihtiyaçlarını gözeten yeterli eğitim kadrosu ve kütüphane, derslik, laboratuvar, yurt vb. alt yapısı tamamlanmış kuruluşlar oluşturmak;

Şimdiye kadar açılmış bulunan üniversitelerin kalite düzeyini artırmak ve kalite eşitsizliğini ortadan kaldırmak, eksik alt yapılarını tamamlamak;

Eğitimde kalite standartlarını oluşturarak mühendislik bölümlerinin kalitesini bu kriterlere göre denetlemek;

Ülkemizde verilen lisans diplomalarının uluslararası düzeyde tanınmasını sağlamak;

Lisans eğitimini meslek içi eğitim programlarıyla sürekli desteklemek olmalıdır.

Üniversite eğitimi bir meslek edinmenin yanı sıra belki ondan da önce yaşadığımız toplumu anlama, bilimsel düşünme ve sorgulama yeteneğini geliştirme, insan haklarına saygılı çağdaş bir birey olma yolunda atılmış önemli bir adımdır.

Tam da bu nedenle, eğitim ve meslek alanlarımıza yönelen gerici-liberal kuşatmaya karşı bilimi rehber alarak hep birlikte karşı durmak zorundayız.

Hafta sonunda yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavına katılacak tüm genç arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Yükseköğretimde yaşanan tüm bu yozlaşmaya rağmen sizler bizim umudumuzsunuz, geleceğimizsiniz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız