birgün

18° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 18.06.2021 09:50

AKP’nin yarattığı çürümüş medya

AKP’nin son Demirören hamlesiyle kuşattığı medyada arabuluculuk rağbet görüyor. Milyon liraların peşinde koşan Ateş, tek olmadığı gibi kriminal bir olay da değil. AKP’nin yarattığı medya düzeninde çürümüşlüğün göstergesi.

AKP’nin yarattığı çürümüş medya

Gökay BAŞCAN

Bugün gazetecilerin kurduğu kirli ilişkiler bir bir ifşa olsa da sorunu ‘kişiler’ üzerinden tartışmak gerçeklerden uzaklaştırıyor. 10 milyon avroya aracılık yapan Veyis Ateş bu sektörde ne ilk ne de yalnız. Haber alma hakkı çerçevesinde faaliyet yürüten ve bu bağlamda kamusal niteliği olan gazeteciliğin sermayeyle ve devletle kurduğu ilişki çok daha eskiye dayanıyor. Bu kirli ilişkilerin tohumları, medya sektöründe bulunan kişilerin farklı sektörlere yelken açması ve mesleği gazetecilik olmayanların medya patronluğuna soyunmasıyla atıldı.

1980 öncesinde gazetecilik kökenli ailelerin kontrol ettikleri büyük basın gruplarının hâkim olduğu üretim ve dağıtım piyasası, 80 sonrasında gazetecilikle hiçbir ilgisi bulunmayan ticaret ve sanayi burjuvazisinin kontrolüne girmeye başladı. Sektördeki büyük pay sahiplerinin 80 öncesi çok şeffaf olmasa da özerk bir yapıları olduğunu söylemek hatalı olmaz. Ancak 80 sonrası basında artan kirlenme AKP ile zirve noktasına ulaştı. Yaptığı işe gazetecilik faaliyeti denmese de kendine ‘gazeteciyim’ diyen onlarca kişi televizyon ekranlarından inmiyor. Gazetecilikte üstüne olmayan bu kişilerin devletle, sermayeyle hatta mafya elebaşlarıyla kurduğu ilişkiler, medyanın içine girdiği bataklığın göstergesi.

SON HAMLE DEMİRÖREN

AKP ile tüm sahiplik ilişkileri değişen medya tarihinde son hamle, Yıldırım Demirören’in Doğan Medya’yı Aydın Doğan’dan alması oldu. Çiftçiye yardım etmek için kurulan Ziraat Bankası, Demirören’e medya patronu olsun diye 750 milyon dolar verdi. Kredinin akıbeti belli değilken AKP’nin amiral gemisi olan Hürriyet, çiftçinin paralarıyla AKP’lilerin oldu.

AKP dönemiyle birlikte medyada yeni bir süreç yaşanmaya başladı. Medyanın yüzde 95’ine sahip olan AKP’nin müritleri Demirören ile sınırlı değil. Ciner, Doğuş ve Albayrak medyayı kuşatmış durumda. Aynı zamanda birçok kamu ihalesiyle adı geçen bu şirketler medyayı koz olarak kullanıyor. AKP içerisindeki saflaşmalarda zaman zaman yer tutsalar da son tahlilde Erdoğan’ın ağzından çıkan sözcükler manşetlerini belirliyor.

KURYE GÖREVİ

Önceden sermayenin hapsettiği basın, siyasetçilerle yakın ilişkiler kuran gazetecileri konuşuyorken AKP iktidarıyla birlikte farklı şeyleri konuşmayı başladık. Sonradan ‘gazeteci’ olan kişiler artık AKP iktidarında mafya ve siyasetçiler arasında kurye, aracı görevi görüyor. Kamu yararına çalışması gereken sözde gazeteciler bugün iktidarın kirli ilişkileri için çalışıyor. Gazetecilik dışında her türlü faaliyeti yapan bu kişiler de tabii ki payını alıyor. Binlerce liralık otellerde misafir olan ‘gazeteciler’, en lüks arabalara binip yalılarda oturuyor.

AKP içindeki gruplar tarafından medya organlarına yerleştirilmiş bu kişilerin çıkar çatışmalarında taraf tutmaması mümkün değil. Çatışma devletin her kanadında yaşanırken medya da nasibini alıyor. Milyonlarla anılan Veysi Ateş’e ilişkin Habertürk’ten tek bir açıklama dahi yapılmaması bunun bir göstergesi. Din kültürü öğretmenliği gibi farklı mesleklerden gelen ve AKP’nin medya organlarına yerleştirilen Ateş ve diğerleri AKP’de belli gruplara hizmet ediyor. Ve her çatışma döneminde biat ettiği grubun ekranlar önünde tetikçiliğini yapan bu kişiler bugün bir bir ifşa oluyor.

ATEŞ İSTİFA ETTİ

Habertürk’ün hesap sormaktan kaçındığı Veyis Ateş kendi ‘rızasıyla’ istifa etti. Habertürk yönetimi ise hâlâ 3 maymunu oynuyor.

***

İktidar çatırdıyor, AKP medyası pozisyon alamıyor

Mafya ve siyaset denkleminde açığa çıkan kirli ilişkiler ağı iktidar cephesindeki krizi derinleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dışarıya her fırsatta verdiği ‘birlik’ mesajları da içerideki kaosu dindirmeye yetmiyor. Derin sessizliğe bürünse de fırtınanın en şiddetli yaşandığı alanlardan biri ise iktidarın medya ayağında yaşanıyor. Son dönem yandaş medyanın suskunluğu çok şey anlatıyor.

NATO Zirvesi, ABD Başkanı Biden-Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesi, suç örgütü elebaşısı Sedat Peker’in ardı arkası kesilmeyen iddiaları iç ve dış siyaseti hareketlendirirken yandaş medya açıktan pozisyon almaya çekiniyor. İçerideki güç savaşı partinin her alanına yayılmış durumda. Bakan Soylu, Pelikancılar, eski AKP’liler arasında kavga büyüyor, kazan kaynamaya devam ediyor. İçerisi oldukça kırılgan ve kimse yanlış ata oynamak istemiyor. Bir kısım medya da kritik konulara girmeden hiçbir şey olmamış havası estirmeyi tercih ediyor.

Su bulandıkça kafa karışıklığı da giderek artıyor. Yandaş gazetelerin manşetlerinde aşının hızlanması, Azerbaycan’la yapılan Soçi Anlaşması gibi konular ele alınıyor. Yeni Şafak, NATO Zirvesi öncesi günlerce ABD ve NATO karşıtı manşetler atarken zirvenin ardından sıcak mesajlar verildiğini duyuruyor. MHP Lideri Bahçeli’nin NATO eleştirileri partisine yakın Türkgün dışında yer edinmiyor. Yandaş medya her an değişebilecek güç dengelerine göre pozisyon almayı bekliyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol