birgün

9° AÇIK

SİYASET 17.03.2021 10:49

Akşener'den Erdoğan'a: Damadın her ay paket açıklıyordu, sonunda paket oldu

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı ekonomi paketine tepki gösteren Akşener, "Ekonomi artık dikiş tutmuyor, Sayın Erdoğan. Gerçeklerden uzak paketlerine, planlarına, milletimiz artık inanmıyor. Bak şimdiden uyarıyorum; damadın da hemen her ay yeni bir paket açıklıyordu, sonunda paket oldu" ifadelerini kullandı.

Akşener'den Erdoğan'a: Damadın her ay paket açıklıyordu, sonunda paket oldu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ekonomi paketi konusunda tepki gösterdi. Akşener, "Bak şimdiden uyarıyorum; damadın da hemen her ay yeni bir paket açıklıyordu, sonunda paket oldu" dedi.

Akşener, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Andımız tartışmalarına değinen Akşener, "Andımızın sözleri ağır gelenler, elbette andımızı yasaklamak ister. Küçüklerini korumak yerine, onlara göz dikenler, elbette Andımız okunmasın ister" dedi.

Mısır ile ilişkilere yönelik konuşan Akşener, "Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Mısır’a niye küstü, şimdi niye barışıyor? 'Hayır mı, şer mi' elbette bilmek isteriz. Ve kaybedilen zamanın, tepilen fırsatların, hesabını kim verecek, elbette öğrenmek isteriz. Bu, milletimizin bize verdiği sorumluluğun gereğidir" dedi.

Erdoğan'ın açıkladığı ekonomi paketine tepki gösteren Akşener, "Ekonomi artık dikiş tutmuyor, Sayın Erdoğan. Gerçeklerden uzak paketlerine, planlarına, milletimiz artık inanmıyor" dedi.

Erdoğan'a çağrıda bulunan Akşener, "Bugüne kadar açıkladığın en iyi ve en etkili paket, damadını paketlemendi. Dolar anında 1 lira düşmüştü. Gel, çiftçimize bir kez olsun iyilik yap, bu kez de Tarım Bakanı'nı paketle" diye konuştu.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bu ülkede, Mustafa Kemallere idam fermanı yazanlar oldu. Bu ülkede, milletin meclisinin üzerine ordu gönderenler oldu. Bu ülkede, milletine terörist diyenler oldu. Bu ülkede, Andımızı yasaklayanlar oldu. Aslında buna çok da şaşırmıyoruz. Çünkü onları anlayabiliyoruz. Andımızın sözleri ağır gelenler, elbette andımızı yasaklamak ister. Küçüklerini korumak yerine, onlara göz dikenler, elbette Andımız okunmasın ister. Oy hesabı dışında, büyüklerini sayıdan saymanlar, yaş almışına, emeklisine sahip çıkmayanlar, elbette andımız duyulmasın ister. Yandaşını milletinden çok sevenler, yükselme ve ileri gitme idealini içine sindiremeyenler, elbette andımız bilinmesin ister. ‘Büyük Atatürk’ dendiğinde, kaşıntı tutanlar, çalışmak yerine, çalıp, çırpanlar, elbette andımız hatırlanmasın ister. En önemlisi de, Türk demenin bir ayırma değil, bir birliktelik arzusu olduğunu görmek istemeyenler, son bağımsız Türk devletini, uçuruma sürükleyenler, elbette andımızın son cümlesinde şaşkına döner! Ama o arkadaşlar hiç kusura bakmasın, bizler hala buradayız.

Türk Devleti hâlâ burada. Cumhuriyet hala burada. Çünkü bu topraklarda, milletini ve memleketini özünden çok sevenler, kendilerini ve koltuklarını, özünden çok sevenlere karşı, her defasında galip gelmiştir. Her zaman da galip gelecektir!

Andımız, inancımızda, sözümüzde, yaptıklarımızda ve yapacaklarımızdadır! Andımız, milletimize duyduğumuz sevgide, büyük, güçlü ve zengin bir Türkiye’ye duyduğumuz özlemdedir! Andımız, kahraman atalarımızın aziz hatırasında, Atatürk’ümüzün mirasındadır! Andımız, kalplerimizde, andımız ruhumuzda, andımız irademizdedir. O nedenle, andımıza el uzatmaya cüret edenlere inat, bir kez daha; Ne Mutlu Türküm Diyene!

"YÖNETEMİYORLAR"

Sayın Erdoğan ve iktidarı, Cumhuriyet’in değerleriyle ve milletimizin kazanımlarıyla kavga etmekten, bir türlü bıkmadı, bir türlü yorulmadı. Değerleriyle kavga ettiğiniz bir devleti, hakkıyla ve layıkıyla yönetemezsiniz. Nitekim, yönetemiyorlar. Çünkü devlet yönetmek ciddiyet ister. Akıl ister, sağduyu ister, özveri ister. Kendi menfaatini değil, milletin çıkarlarını gözeten bir irade ister. Hele ki, uluslararası ilişkilerde, atılacak her adım, ince hesaplar, isabetli kararlar ister. O nedenle, koca Türkiye Cumhuriyeti’ni, ‘paşa gönlüne göre’ yöneten bir anlayışın, bırakın isabetli adımlar atması, adım atabilmesi bile mümkün değildir.

"MISIR'A NİYE KÜSTÜ, ŞİMDİ NİYE BARIŞIYOR?"

Nitekim son günlerde, 2013 yılında diplomatik ilişkilerin kesildiği, Mısır konusunda, bazı açıklama ve girişimler var. Önce, Milli Savunma Bakanı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, ardından da Dışişleri Bakanı, Mısır’la yeni bir döneme girileceğini söyledi. Geçen cuma da Sayın Erdoğan, artık gelenek haline getirdiği, ‘Cuma sonrası gıybeti’ seansında konuştu. ‘Türkiye’nin Mısır’la ilişkileri, öyle en üst düzeyde değil de, şöyle bir ‘tık’ altında sürecek’ dedi…Fesuphanallah… Şu devlet insanı ağırlığına bakar mısınız? Şu devlet ciddiyetine bakar mısınız? Şahsım diplomasisinden, ‘tık’ diplomasisine terfi ettik. Hayırlı uğurlu olsun.

Bir ‘tık’ altında sürecekmiş… Bir ‘tık’ ne demek Sayın Erdoğan? Sisi’yle sen görüşmeyeceksin, bir ‘tık’ altında, Sayın Çavuşoğlu mu görüşecek? Elçilik açmayacaksınız, bir ‘tık’ altında, maslahatgüzar mı göndereceksiniz? İhracat yapmayacaksınız, bir ‘tık’ altında, ithalat mı yapacaksınız? Sisi’ye darbeci, diktatör demeyeceksiniz, bir ‘tık’ altında, ‘Cumhurbaşkanı’ mı diyeceksiniz? Rabia yapmayacaksınız, bir ‘tık’ altında, 3 parmak mı göstereceksiniz?

Biz elbette, Türkiye’nin tüm ülkelerle, sağlıklı ve istikrarlı ilişkiler kurmasını isteriz. Bunu da, Amerika istiyor diye değil, Avrupa ısrar ediyor diye değil, Türkiye’nin kazanması için isteriz. Ama; Türkiye’yi, Ortadoğu’da yalnızlaştıran, milyarlarca liralık yatırımı, heba eden bir politikanın, herkesçe malum olup da, seslendirilmeyen sebeplerle terk edilmesini, elbette sorgularız. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Mısır’a niye küstü, şimdi niye barışıyor? 'Hayır mı, şer mi' elbette bilmek isteriz. Ve kaybedilen zamanın, tepilen fırsatların, hesabını kim verecek, elbette öğrenmek isteriz. Bu, milletimizin bize verdiği sorumluluğun gereğidir. Ama tüm bunlara cevap veremeyip, bir de üstüne ‘Bir tık aşağısı’ demek, ‘Oylarım düşüyor, dış politikada da zor durumdayım. Kendimi kurtarmak için, Sisi’yle görüşmem lazım; ama, bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum’ demektir.

EKONOMİ PAKETİ ELEŞTİRİSİ

Hep anlatmaya çalıştığımız gerçek şu; bu iktidar, artık her adımını, sadece iktidarını korumak için atıyor. Diplomasideki manevraları da, reform paketleri de, eylem planları da, hep aynı amaca hizmet ediyor. Bakıyorlar ki, iktidarı korumak için bazı adımlar atmaları lazım, hemen ortaya yeni bir paket, yeni bir plan sürüyorlar.

Bunun son örneği olarak Sayın Erdoğan, geçen hafta ‘Ekonomide Reform Paketi’ni’ açıkladı. Beklenenin aksine, açıklama sırasında hem döviz kuru, hem de faizler arttı. Hatırlarsınız, biz bu durumu daha önce de görmüştük… Damat Bakan da, bakanlığı döneminde bol bol paket açıklardı. Onun da açıkladığı her pakette, döviz kuru ve faizler artardı. Demek ki, bu durum bir aile geleneğiymiş… Ekonomi artık dikiş tutmuyor, Sayın Erdoğan. Gerçeklerden uzak paketlerine, planlarına, milletimiz artık inanmıyor. Bak şimdiden uyarıyorum; damadın da hemen her ay yeni bir paket açıklıyordu, sonunda paket oldu. Geçmişten ders al, olanlardan feyz al. Demokrasi olmazsa, hukuk düzgün işlemezse, Devlette akıl, liyakat ve şeffaflık olmazsa, tüm ihaleleri yandaşların kaparsa, sen ne açıklarsan açıkla, tutmaz. Milletinin gerçeklerini reddeden hiçbir iktidar, sandıktan çıkamaz. Bu kadar basit. Ama illaki ‘Bu kafayla gideceğim’ diyorsan, o zaman sana, şu meşhur hikayedeki gibi, üç mektup yazıp çekmecene koymanı tavsiye ederim.

Biliyorsunuz, her hafta bu kürsüden, gıda enflasyonuna, tüketici enflasyonuna, üretici enflasyonuna dikkat çekiyoruz. Bunlara artık bir yenisi daha eklendi;’ Eylem planı enflasyonu’. Eylem planı yapmaktan, eylemin kendisine bir türlü fırsat bulamıyorlar. Üstelik aylarca üzerinde çalışıp karşımıza çıkardıkları reform paketi de aynı cips paketleri gibi; yüzde sekseni havayla dolu…

ERDOĞAN'A ÇAĞRI: "TARIM BAKANI'NI PAKETLE"

Bugüne kadar açıkladığın en iyi ve en etkili paket, damadını paketlemendi. Dolar anında 1 lira düşmüştü. Gel, çiftçimize bir kez olsun iyilik yap, bu kez de Tarım Bakanı'nı paketle. Fiyatlar uçmuş, milletin pazara, markete gidecek mecali kalmamış. Gel, Tarım Bakanı’nı paketle, şu mübarek ramazan öncesi, milletimizi sevindir.

"SAKIN UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN"

Sayın Erdoğan ve arkadaşları, milletin gerçeklerine kulak tıkamaya devam etsinler, ben buradan, o bereketli topraklardaki vatandaşlarıma sesleniyorum; sakın umutsuzluğa kapılmayın. Biz geleceğiz ve bu zulme son vereceğiz. Çiftçimizin sırtına binmiş asalaklara, ‘Yeter, buraya kadar!’ diyeceğiz. ‘Önce şu borçları bir sil’ diyeceğiz. ‘Öyle fatura yerine makbuzlarla, korsan iş yapamazsın, faturaları bir çıkar bakalım’ diyeceğiz. Kanal İstanbul çılgınlığını çöpe atıp, o parayla GAP’ı yağmurlama sistemiyle donatacağız. Toprak ana, 1’e 10 verecek. Çiftçimiz kazanacak. Çiftçi kazanınca, esnaf kazanacak. Urfa kazanacak, Mardin kazanacak, Batman kazanacak. Türkiye kazanacak."

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol