Aktörler, cepheler, pozisyonlar: Doğu Akdeniz’de enerji savaşı
Birgün Birgün Birgün Birgün
Doğu Akdeniz havzası son yıllarda keşfedilen zengin enerji rezervleri nedeniyle uluslararası paylaşım kavgasının yeni adresi. Bölgesel ve küresel aktörlerin dahil olduğu enerji paylaşım mücadelesinde gaz arama çalışmaları da, bunun uluslararası piyasalara sevkiyatı da bir sorun. Paylaşım savaşının birçok aktörü var. Doğu Akdeniz’e sınırdaş yedi ülke; Güney/Kuzey Kıbrıs, İsrail, Mısır, Türkiye, Lübnan, Suriye, Filistin paylaşım kavgasında […]

Doğu Akdeniz havzası son yıllarda keşfedilen zengin enerji rezervleri nedeniyle uluslararası paylaşım kavgasının yeni adresi. Bölgesel ve küresel aktörlerin dahil olduğu enerji paylaşım mücadelesinde gaz arama çalışmaları da, bunun uluslararası piyasalara sevkiyatı da bir sorun. Paylaşım savaşının birçok aktörü var. Doğu Akdeniz’e sınırdaş yedi ülke; Güney/Kuzey Kıbrıs, İsrail, Mısır, Türkiye, Lübnan, Suriye, Filistin paylaşım kavgasında hak sahipleri. ABD’den İtalya’ya, AB’den Rusya’ya kadar küresel birçok aktör de bu kavganın dışarıdan eklemlenen unsurlar. 

Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır uzun bir süredir doğalgaz arama faaliyetini sürdürüyor. Lübnan da kısa süre önce denkleme dahil oldu, yaptığı anlaşmalarla gaz arama faaliyetine başlayacağını açıkladı. Savaş içindeki Suriye ve İsrail işgali altındaki Filistin denkleme henüz girebilmiş değil.

Enerji paylaşım savaşında geride kalan Türkiye ise bir süredir karşı hamlelerde bulunarak sondaj gemilerini Kıbrıs açıklarına gönderme başladı. Hafta başında Fatih gemisinden sonra ikinci sondaj gemisi Yavuz adanın kuzeyindeki Karpaz açıklarına gönderildi.

TÜRKİYE YALNIZLAŞIYOR

Türkiye’nin sondaj çalışmalarına ve gemileri Kıbrıs açıklarına göndermesine Güney Kıbrıs’tan Yunanistan’a, ABD’den Avrupa Birliği’ne, Mısır’dan Fransa’ya kadar bütün aktörler birden tepki gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı “ABD, Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında sondaj faaliyetleri yapmak için devam eden girişimlerinden ve sondaj gemisi Yavuz’un Karpaz Yarımadası açıklarına sevk edilmesinden derin endişe duymaktadır” ifadelerini kullandı. Washington Ankara’nın hamlesini provokatif bir girişim olarak nitelendirirken, Mısır ve Fransa uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Macron yönetimi Güney Kıbrıs ile dayanışma içinde olduğunun altını çizdi.

AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de “Türkiye bölgenin istikrarını tehlikeye sokacak her türlü hareketten kaçınmalıdır” ifadelerini kullandı. Güney Kıbrıs, Türkiye’nin girişimi “Kıbrıs’ın egemenliğinin açık bir ihlali” olarak nitelendirirken, iki hafta önce Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği liderleri de “Türkiye’yi tartışmalı sularda sondaj faaliyetlerine son vermesi gerektiği” yönünde uyarmıştı. Avrupa Konseyi de Kıbrıs’ta sondaj girişimi nedeniyle Türkiye’ye olası yaptırımları masaya yatırmak için toplandı. Yunanistan’dan da Ankara’ya “yasadışı sondaj çalışmalarına son ver” çağrısı geldi.

MOSKOVA DA ENDİŞELİ

Dikkat çeken bir diğer tepki Rusya’dan geldi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Moskova’nın Türkiye’nin Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesindeki eylemlerinden endişeli olduğu belirtilerek, taraflara gerilimi tırmandıracak adımlar atmaktan çekinme çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Türkiye’ye ait ikinci bir geminin sondaj keşif çalışmaları yapmak üzere Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesine girdiği konusundaki bilgilerle ilgili olarak, bölgedeki gelişmeleri endişeyle takip ediyoruz. Kıbrıs’ın egemenliğinin ihlal edilmesinin Kıbrıs sorununa kalıcı, uygulanabilir ve adil bir çözüm için koşulların yaratılmasında yardımcı olamayacağına inanıyoruz” ifadelerine yer verildi.

ANKARA GERİ ADIM ATMIYOR

Dışişleri Bakanlığı Doğu Akdeniz konusunda gelen tepkilere yönelik, “Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin haklarını garanti altına almadığı sürece, Türkiye Ada’nın etrafında Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını savunmaya devam edecektir” açıklamasını yaptı. Erdoğan da krize ilişkin, “Bu konuda sağdan soldan bazı rahatsız edici sesler çıkabilir ama bu seslerin hiçbirisinin bizi bu yolumuzdan alıkoymayacağını daha önce de açıkladık” şeklinde konuştu.

SAVAŞ 2008’DE BAŞLADI

İsrail, Lübnan, Mısır, Filistin, Yunanistan, Kuzey ve Güney Kıbrıs ile Türkiye’nin dâhil olduğu enerji paylaşım mücadelesi yeni değil. 2008’de Kıbrıs’ın etrafı da dâhil olmak üzere Doğu Akdeniz havzasında önemli miktarda petrol ve doğal gaz yatakları keşfedildi. Zengin enerji havzaları nedeniyle Kıbrıs çoktan “hidrokarbon adası” olarak tanımlanmaya başlandı. Ardı ardına bulunan doğalgaz sahaları bölge ülkelerinin iştahını kabartırken, kıyı devletleri bu yataklar üzerinde hak iddia etmeye başladı.

MEB SORUNU YAŞANAN PARSELLER

Birleşmiş Milletler (BM) 1982 tarihli Deniz Hukuku Sözleşmesine göre Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) adı verilen deniz alanlarının devletlerin kendi aralarında yapacakları anlaşma ile belirlenmesi gerekiyor. Buna göre bir kıyı devleti kara sularının kenarından 200 deniz miline kadar münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkı bulunuyor.

Güney Kıbrıs tarafından ilan edilen 13 parsel var. Kuzeyde sırasıyla 1. 2. ve 3. parsel, ortada 4. 5. 6. 7. 8. 9. ve 13. parsel ve güneyde ise 10. 11. ve 12. parsel yer alıyor. Türkiye ve KKTC’nin hak iddia ettiği bölgede yalnızca 10. ve 11. parsellerde çakışma bulunmuyor, diğer parsellerin hepsinde münhasır ekonomik bölge tartışmaları devam ediyor.

BÖLGEDE FAALİYET YÜRÜTEN ŞİRKETLER

İtalyan Eni, Fransız Total, Amerikan Noble Energy- ExxonMobil, Rus Novatek, İngiliz Shell-BG, Amerikan Noble Energy, Katar devlet şirketi Qatar Petroleum, Güney Koreli Kogas, İsrailli Delek ve Avner, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) firmaları bölgede faaliyet gösteren şirketler.

GÜZERGAH YOLLARI

İsrail’e ait Leviathan ve Tamar sahalarıyla, Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasından çıkarılacak doğalgazı Avrupa’ya ulaştıracak iki güzergâh gündemde. Bunlardan biri, gazı boru hattıyla Kıbrıs’a, oradan da Yunanistan’a taşıyacak hat. Hattın adı, Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı- MED-EAST). Hattın uzunluğu 1300 kilometre. Bunun 200 kilometresi Leviathan’dan Güney Kıbrıs’a, 700 kilometresi Kıbrıs’tan Girit’e, 400 kilometresi de Girit’ten Yunanistan’a uzanan bölümde olacak. Diğeri ise, aynı bölgedeki gazı Türkiye’nin Ceyhan limanına ve oradan Avrupa’ya ulaştıracak hat.

KİM, NE İSTİYOR?

  • İsrail: Kuzey sahili açıklarında Dalit ve Tamar olarak adlandırılan alanlarda hemen aşağısında ise Leviathan diye adlandırılan alanda yüksek miktarda doğal gaz ve petrol bulundu. Lübnan ile çakışan parselleri olan İsrail, Gazze Şeridi açıklarındaki Filistinlilere ait gaza da el koymuş durumda.
  • Güney Kıbrıs: Güneydeki Afrodit sahasında ilk tespitlere göre 200 milyar metreküp doğal gaz olduğu saptandı. Afrodit bölgesindeki yatakta üretimin süreceği 18 yılda 9 milyar doların üzerinde gelir elde edecek. Adanın gazı üzerinde tek söz sahibi olduğunu iddia eden Güney Kıbrıs, Türkiye ile de çakışan parsellere sahip.
  • Mısır: Nil Deltası açıklarında verilere göre 200 milyar m3 gaz 1,8 milyar varil petrol bulundu. Zuhr adı verilen sahadaki gazın en kaliteli gaz olduğu iddialar arasında. İsrail ve Güney Kıbrıs ile yaptığı anlaşmalarla Türkiye’nin tepkisini çekiyor.
  • Lübnan: Denkleme yeni dahil oldu. Petrol ve doğal gaz aramaya yönelik ilk anlaşmaya geçtiğimiz yıl imza atmıştı. Fransa’nın Total, İtalya’nın ENI ve Rusya’nın Novatek şirketlerinden oluşan bir konsorsiyuma, Lübnan’ın deniz sahasında yer alan 10 bloktan ikisinde petrol arama ve çıkarma izni verilmişti. Güney Kıbrıs ile ortak petrol ve doğal gaz keşif bölgeleri oluşturulması için bir anlaşma üzerinde çalışılıyor. İlk sondaj kuyusunun önümüzdeki yıl sınırın Kıbrıs tarafında açılması planlanıyor.
  • Türkiye: Türkiye hem kendi doğal hakkı hem de Kuzey Kıbrıs’ın MEB’i üzerinden denklemin önemli aktörlerinden. Güney Kıbrıs ile çakışan parseller ve Kuzey Kıbrıs sorunu nedeniyle uluslararası denklemde yalnızları oynuyor.
  • Suriye: Ülkede süren savaş nedeniyle denklemde şimdilik yer almasa da, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşının bir diğer aktörü de Suriye. Hem Lübnan hem de Türkiye ile çakışacak parselleri var. Ancak henüz enerji paylaşım savaşına dahil olabilecek bir istikrara kavuşabilmiş değil.
  • AB: Güney Kıbrıs’ın üyeliği ve tüm Kıbrıs adasının bir AB toprağı olarak kabul edilmesiyle, AB, Doğu Akdeniz’de sınırları olan etkin bir aktör. Doğalgazda Rusya’ya bağımlılığı azaltmak isteyen Avrupa, Güney Kıbrıs’ın haklarını kendi hakkı olarak görüldüğünden Ankara’nın girişimleri kınanıyor.
  • ABD: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın sahip olduğu jeostratejik ve jeopolitik önemine eklemlenen jeoenerjik önem nedeniyle bölgeye ilgisi daha da arttı. Ortadoğu’ya yakınlık, kendi enerji tekellerinin bölgedeki faaliyetleri nedeniyle soruna müdahil. İsrail, Mısır ve Güney Kıbrıs’ın arkasında.
  • Rusya: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs sorunuyla yakından ilgilenmeye başlayan Rusya, son açıklamasıyla Güney Kıbrıs’tan yana tavır aldığını gösterse de her iki tarafı da idare etme arayışında.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız