Aleyna Tilki’nin göbeği!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Nedir muhafazakarlık?

Kişisel bir tutum mu? Yoksa Fransız Devrimi’nin öncesi ve sonrasındaki tartışmalarla kavramsallaştığı haliyle egemenlerin savunma hattı mı?

Peki, Aleyna Tilki ve göbeğinin bu meseleyle ilgisi nedir?

Yaklaşık 3 bin 500 karaktere ayrılmış bir köşede, muhafazakarlığın yüzyıllara yayılan serüvenini anlatmak söz konusu olamaz elbette. Ancak şu kadarını söylemeden geçmemeli: Muhafazakarlık derken, insanlık tarihi kadar eski bir olguyu anlamak gerekiyor. Olgunun/ kavramın kendisi aslında son derece basit: Feodal beylerden günümüzdeki neoliberal sistemin beylerine kadar “egemenlerin -her anlamda- varlığını korumak”.

Karmaşık olan.. Daha doğrusu insanların anlamasını zorlaştıran, bunu yaparken kullanılan yöntemler.

En başta dinden söz ediyorum. Ve onun etrafındaki gelenek / görenek / örf / ahlak vs. gibi süslemelerden.


Sadede geleyim: Milliyet Gazetesi yazarı, bildiğim kadarıyla -en azından bir vakitler- üniversitede iletişim alanında eğiticilik yapan bir isim.. Hakkı Öcal.. Geçenlerde bir tweet attı. Aynen şöyle:

“Elin terbiyeli oğlu gelir 17 yaşındaki yavuklusunu (mecburen) kaçırır, çocukları olur; iki taraf bu evliliği bağrına basar. Ama kazara savcı duyarsa aile mahvolur. Ama İstanbul’da 16 yaşındaki çocuğun orası burası göbeği açık sanatına Altın Kelebek ödülü verilir. Budur gidişat”

Kastettiği, Aleyna Tilki. Ondan “böyle” söz eden de medya gibi vasat da olsa entelektüel seviye gerektiren bir alanda kalem oynatan biri. O kalem sahibi Aleyna Tilki’ye baktığında “göbeğini” görüyor. “Göbeğinin açık olmasından” rahatsızlık duyuyor.

Bununla kalmıyor. Bir kıyas yaparak asıl rahatsızlığını dile getiriyor. “Elin terbiyeli oğlu” reşit olmamış bir kızı (niyeyse mecburen) kaçırınca başı derde giriyor da.. O terbiyeli çocukla kaçmayacağı pek net olan Aleyna nasıl böyle rağbet görüyor..

Raslantı olmalı! Hemen hemen aynı günlerde Star Gazetesi yazarı Yakup Köse de “aynı derde” işaret etti. O da, 18 yaşından küçük kızlarla evliliğin suç sayılmasını eleştirdi. Hakkı Öcal gibi -sakızlardaki manilerde kalmış “yavuklu” gibi sıfatlar kullanmasa da- kız çocuklarının evlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını istedi:
“Dinimizde bâliğ olma yaş aralığı belli. Bu yaş aralığına göre yeni bir yasal düzenleme yapılmalı. Ak Parti bu mağduriyetlerin giderilmesi için geçici bir düzenleme yapmaya kalktı ama Batıcılar karşı çıkınca geri adım attılar. Benim bahsettiğim geçici bir düzenleme değil kalıcı ve fıtrata uygun bir düzenleme.”

Baliğ olma, malum, buluğa yani ergenliğe erme demek. Peki İslam’da bu “yaş aralığı” nasıl?

Yanıt aradığınızda karşınıza iki yaş çıkıyor. Kimilerine göre kızlarda 9, erkeklerde 12 yaş.. Kimilerine göre her ikisinde de 15 yaş.

Doğrusu 15 yaşındaki bir kız ya da erkek için “çocuk” dışında ne denebilir bilmiyorum.

Yine de, öteki seçeneğe bakınca “insaflı gibi” duruyor. Düşünsenize; bu muhafazakar beyefendiler bir kız çocuğunun 9 YAŞINDA EVLENEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR, SAVUNUYOR!

Savunuyor.. Zira egemenler için dünyanın her köşesindeki geçer akçe DİN / ÖRF böyle buyuruyor.

Kızlar okumasın.. Çalışmasın.. 9 - 15 yaşında evlensin.. Üç, beş çocuk doğursun.. Adını bile yazamadığına.. Ya da yazsa bile okumadığına göre, o çocukları gelenek / görenek / din adına kendisine ne öğretildiyse onlarla yetiştirsin.. Konservenin kapağı “malzeme bozulmasın” diye öyle sıkı sıkıya kapatılsın ki hava / nefes almasın.. Ve bu ülkenin muktedirleri karanlığı rahat rahat koyultabilsin.. Hükmünü sürdürebilsin..

Unutmadan..

O (evli ya da evliliğe aday) küçücük kızlar kapansın ki babaları / dedeleri yaşındaki adamlar bakıp tahrik olmasın. Hiç utanmadan itiraf ettikleri üzere nefisleri uyanmasın.

Hadi ya!!