birgün

24° AÇIK

DÜNYA 05.01.2021 04:00
author

Almanya’da süper seçim yılı

Angela Merkel’in başbakanlıktaki son yılı olacak 2021 boyunca Almanya, eylüldeki genel seçimlere kadar çok sayıda eyalet meclisi ve yerel yönetim seçimlere sahne olacak

Almanya’da süper seçim yılı

Almanya’da 2021 çok sayıda seçimin gerçekleşeceği bir yıl olacak. Mart, nisan ve haziran aylarındaki eyalet meclisi ve yerel yönetim seçimlerini eylül sonundaki genel seçimler takip edecek. Böylece 60 milyon seçmenin bir bölümü bir değil, iki kez oy kullanmış olacak. Seçimlerde oyların büyük bir bölümünün koronavirüs salgını nedeniyle mektupla verilmesi bekleniyor. Seçim kampanyalarında ekonomik krizin yanı sıra göç ve göçmenlerle ilgili sorunların öne çıkması sözkonusu.

Bu yılın en önemli seçimi, iktidardaki koalisyonun en büyük partisi CDU (Hıristiyan Demokrat Birlik) içinde olacak. Çünkü Almanya’yı 16 yıldır yöneten Federal Başbakan Angela Merkel (CDU), genel seçimden sonra siyaseti bırakıyor.

15-16 Ocak’ta gerçekleştirilecek CDU kurultayının sonunda genel başkan ve ekibi seçilecek. CDU’nun yeni genel başkanının, hem bu partinin, hem de Bavyera eyaletinde örgütlü kardeş partisi CSU’nun (Hıristiyan Sosyal Birlik) “ortak federal başbakan adayı” olması söz konusu olduğu için 16 Ocak’taki seçim çok önemli.

MERKEL’DEN SONRAKİ BAŞBAKAN

Sığınmacılara yönelik politikası nedeniyle parti içinde yıpratılan Merkel, iki yıl önce genel başkanlığı bırakıp, bu göreve Saarland Eyalet Başbakanı Annegret Kram-Karrenbauer’in (AKK) seçilmesini sağlayarak bir süre CDU üzerindeki kontrolünü koruyabilmişti.

Ancak genel başkanlığın yanısıra Savunma Bakanlığı’nı da üstlenen AKK, parti içindeki iktidar savaşını sonlandırmayı başaramadı. Uzun yıllardır Merkel’in karşıtı olarak parti liderliğini hedefleyen sağ kanadın temsilcisi, CDU Federal Meclis eski Grup Başkanı Friedrich Merz, AKK karşında kıl payı kaybettiği liderlik yarışını sürdürdü. Yıpranan AKK’nin istifa etmesi üzerine liderlik yarışı yeniden gündemin en önemli maddesi oldu.

Merz’in karşısına partinin liberal kanadından Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Başbakanı Armin Laschet ve eski bakanlardan, Federal Meclis Dış Politika Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen çıktı. Aralık ayındaki parti kurultayı, koronavirüs salgını nedeniyle ertelendi ve genel başkanın 15-16 ocakta gerçekleştirilecek online kurultayda seçilmesi kararlaştırıldı.

Daha önceki genel başkan adaylarından, şimdiki Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn’ı yanına alan Merkel yanlısı Laschet, başlangıçta liderlik yarışının güçlü adayıydı. Ancak medyanın kendisini koronavirüsle mücadele sürecinde çelişkili ve hatalı önlemlerin temsilci olarak yansıtması nedeniyle büyük prestij kaybına uğradı. Liderlik yarışında şu anda Merz önde görülüyor. Son olarak Balkanlar’da perişan haldeki sığınmacıların Almanya’ya alınması için koalisyon ortağı SPD’den gelen insani yardım çağrılarını reddeden Merz, bu konuda sık sık aşırı sağcı kesimlerin tezleriyle örtüşen çıkışlarıyla dikkat çekiyor.

Başlangıçta CDU’nun yeni genel başkanının, eylüldeki genel seçimde Hıristiyan birlik partilerinin ortak federal başbakan adayı olacağına kesin gözle bakılıyordu. Ancak koronavirüsle mücadele dönemi, hesapta olmayan bir diğer politikacıyı bu görevin adayları arasına yükseltti. Bavyera Eyalet Başbakanı ve CSU Genel Başkanı Markus Söder, salgınla mücadele sürecinde sadece kendi eyaleti için değil, tüm Almanya için “en kararlı, en başarılı politikacı” olarak öne çıktı. Almanya’nın “en sevilen” politikacıları arasına giren Söder, bu konudaki sorulara kesin yanıt vermeden geçiştirerek, “Almanya’nın Merkel’den sonraki başbakanının kim olacağı” konusundaki belirsizliğin sürmesine neden oluyor.

YEŞİLLER VE SOSYAL DEMOKRATLAR

İster CDU’dan, isterse CSU’dan olsun, Hıristiyan birlik partilerinin ortak “federal başbakan adayı”, büyük bir olasılıkla eylüldeki seçimlerden sonra Merkel’den federal başbakanlık görevini devralacak politikacı olacak.

CDU içindeki yönetim krizine rağmen, koronavirüs salgını sürecinde Merkel liderliğindeki Federal Hükümet’in başarısı CDU-CSU’ya yönelik seçmen desteğini artırıyor. Son haftalardaki kamuoyu yoklamalarındaki eğilim önümüzdeki aylarda da devam ederse, Hıristiyan birlik partileri eylüldeki seçimlerden sonra Yeşiller ya da sosyal demokratlarla kurulacak bir koalisyonun büyük ortağı olacağı için Merkel’in halefi de onların aday adayı olacak.

Diğer partilerden Yeşiller ve sosyal demokratlar da, seçime önlerine bir “federal başbakan adayı” koyarak girecekler. Yeşiller’de bu görevi şu anki iki eş genel başkandan (Annalena Baerbock ve Robert Habeck) hangisinin üstleneceği henüz belli değil. SPD’nin (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) seçmen nezdinde hiç de popüler olmayan eş genel başkanları (Saskia Esken ve Norbert Walter-Borjans) ise geçen ağustosta bu göreve Federal Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz’u seçmişlerdi.

Ancak teorik olarak böyle bir olasılık olsa da ne Yeşiller’in hem de SPD’nin gelecekteki bir koalisyon hükümetinin büyük ortağı olma, şansı çok düşük. Yani onların saflarından birinin federal başbakan olması çok çok zor.

Sol Parti’nin içinde yer alacağı bir üçlü koalisyon seçeneği, SPD’nin eş genel başkanları tarafından gündeme getirilmişti. Bu durumda Yeşiller ya da SPD’nin adayı (oy oranına bağlı olarak) yeni hükümetin başı olabilir. Ancak hem son yıllarda büyük bir gayretle CDU-CSU ortaklığına hazırlanan Yeşiller’in yönetim kademesinin, hem de SPD’nin adayı Scholz’un buna karşı olduğu biliniyor. Seçim aritmetiği böyle bir koalisyonu olanaklı kılsa bile muhafazakârlarla ortaklığı tercih edeceklerine kesin gözle bakılıyor.

EYALET SEÇİMLERİ DE ÖNEMLİ

Genel seçimlerden önceki seçimler, hem yapıldıkları eyaletlerdeki ya da yerel yönetimlerdeki güç dengelerinin değişmesine yol açabileceği, hem de partilerin genel seçime hazırlanmasını etkileyeceği için önemli.

Örneğin 14 Mart’taki Almanya’nın zengin ve büyük eyaletlerinden Baden Württemberg ve Rheinland Pfalz’daki eyalet seçimleriyle, Hessen’deki yerel seçimler, iktidar adayı partileri büyük ölçüde etkileyecek. 10 yıldır Baden-Würrtemberg Başbakanlığı’nı yürüten Winfried Kretschmann Almanya’da bu makama seçilen ilk ve tek Yeşil politikacı olarak kalabilecek mi? Önce SPD, sonra da CDU’yla koalisyona giren Yeşiller, bu eyaletin en güçlü partisi olarak görülüyordu, ancak iki ay önce başkent Stuttgart’taki Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimini büyük bir hezimetle kaybettiler. Ve CDU’nun toparlanıp, yeniden öne çıkması sözkonusu. Rheinland Pfalz’da da uzun yıllar iktidarda olan SPD’nin CDU karşısında yenilgiye uğrama olasılığı var. Hessen’deki yerel seçimler, yolsuzluk skandalı nedeniyle yıpranan SPD’nin ve SPD’li Büyükşehir Belediye Başkanı’nın durumunu daha da zorlaştırabilir.

Thüringen eyaletindeki seçim de Sol Parti açısından önemli. Almanya’nın ilk ve tek Sol Partili Başbakanı Bodo Ramelow’un liderliğindeki Sol Parti-SPD ve Yeşiler azınlık hükümetinin kaderi bu seçimde belli olacak. Thüringen’de geçtiğimiz yıl liberaller ve CDU’nun aşırı sağcı AfD’yle dolaylı işbirliğine gitmesiyle, Federal Almanya tarihinin en büyük siyasi skandallarından biri yaşanmıştı.

Bu arada Sol Parti de şubat ayı sonunda gerçekleştirilecek kurultaydan sonra ikisi de kadın yeni eş başkanlar tarafından yönetilecek. Partinin Thüringen ve Hessen eyalet meclislerindeki grup başkanları Janine Wissler ve Susanne Henning-Wellsow, federal düzeyde sosyal demokratlar ve Yeşiller’le birlikte koalisyon seçeneğini ne düzeyde gündeme getirebilecekleri belli değil.
Muhalefetteki diğer partiler için de durum pek içaçıcı değil.

2017’deki seçimlerden sonra CDU ve Yeşiller’le birlikte koalisyon şansını kaçıran Hür Demokrat Parti (FDP) bu seçimde barajı aşamama riski bile var. Koalisyon pazarlıklarını terkederek liberallerin yeniden iktidar ortağı olmasını önlemekle suçlanan Genel Başkan Christian Lindner’in koltuğu bu nedenle sallantıda.

Şu anda Federal Meclis’te halen “ana muhalefet” olan aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif), artık Almanya’nın üçüncü büyük partisi değil. Bir yandan oy oranları düşerken, diğer yandan da kendi içlerindeki yönetim krizini aşamadılar. Eşgenel başkanlardan Jörg Meuthen, parti yönetimini aşırı sağcı radikallerden temizleyerek, CDU’ya “koalisyon seçeneği” sunmaya çalışıyor. Ancak önümüzdeki dönemde radikallerin daha da güçlenmesi bekleniyor.

2021'DE SEÇİM TAKVİMİ

14 MART
Baden Württemberg (eyalet)
Rheinland Pfalz (eyalet)
Hessen (yerel)

25 NİSAN
Thüringen (eyalet)

6 HAZİRAN
Saksonya-Anhalt (eyalet)

12 EYLÜL
Aşağı Saksonya (yerel)

26 EYLÜL Genel Seçim
Berlin (eyalet, yerel)
Mecklenburg Vorpommern (eyalet)

27.12.2020 itibariyle Almanya’nın siyasi eğilimlerinin son kamuoyu yoklamalarının ortalaması

CDU/CSU - 35,8
YEŞİLLER - 18,1
SPD - 16,1
AFD - 9,8
SOL PARTİ - 7,9
FDP - 6,8
DİĞER - 5,6

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol