birgün

12° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 16.11.2020 06:23

Ama Şeriat’ta reform olmaz ki

Şimdi yine ve yeniden yargı reformu yapacaklarmış.

Kaç yargı reformu geldi de geçti… Arşivime baktım her yargı reformunda (!) bir şeyler yazmışım. Daha geçen yıl haziran ayında, yargıyı sürekli deforme edip [çirkinleştirip, biçimini bozup] “yargı reformu yaptık” iddialarına “yargı deformu” demiş ve eklemiştim: Yargı reformuymuş. Hukuku bitirdiler! Yeni reform şeyine göre derhal hâkim veya savcı yardımcısı yapılmak üzere Hukuk fakültesinden mezun olmuş bir AK Gence hangi okul diye sorduğunuzda alacağınız “Hukuk’u bitirdim!” cevabı artık cuk oturacak.

Reformmuş! Mevcut anayasa ve yasalara bir nebze uygun davransınlar zaten şu haliyle bile yüz misli reform yerine geçer! Kaldı ki bu reform şeyi de ekonomiye çare diye yabancı sermayeye güvence vermekten öte bir girişim değil. Yabancı sermayeye yine tatlı reformlar bizlere ise yine acı reçeteler düşecek nitekim.

Neyse… Aslında hukuk derken ilk akıllarına gelen bir tek şeriattır ve onda da zinhar reform yapılamaz. Onların fıtratında dinde reform olamaz. Yapacakları reformda mutlaka şeriata giden yolun taşlarını biraz daha döşeyeceklerdir, bunu da bir kenara yazın.

Nedir şeriat? Başım belaya girmesin diye sözü Vikipedi’ye bırakayım. Vikipedi şöyle diyor: “Şeriat, İslam hukuku anlamında İslam’da farz kabul edilen ibadetler, muameleler ve cezalarla ilgili, dinî hukuka ait tüm kavram ve kurallara verilen isimdir. Fıkıh ise şeriatta bu kanun ve kuralların teorik ve pratik uygulama çalışmaları ile ilgilenen, bir anlamda şeriatın ne olduğunu belirleyen çalışmalara verilen isimdir. Dini terminolojide şeriat, ayet ve hadis gibi dinin kaynağı kabul edilen Allah ve Muhammed’e ait sözlere, fıkıh ise dini otoritelerin bu kaynaklara ait söz ve fiillere getirilen yorumlara ve bunun ekollerine işaret eder.”

Kısacası fıkıh anlayışında Şeriatın ana kaynağı Kur’an’dır. İkinci kaynak hadisler yoluyla Sünnet denilen işlerdir. Üçüncüsü İcmâ’dır, yani İslam âlimlerinin görüş birliği içinde bulundukları konulardır. Ancak bu konuda görüş birliği yoktur ki. Çünkü farklı mezheplerin farklı görüşleri vardır. Yani reform deyince hangi mezhebin şeriatına göre reform diye sormak da şarttır.

Ayrıca çoktandır kanun yerine fetva ve fetva gücünde kararnamelere de aşinayız. Fetva, geleneksel olarak sosyal bir soruna, dini otoriteyi temsil eden müftünün anlayışına göre, dinin bu soruna yaklaşımını yansıtan ve “caizdir” veya “caiz değildir” şeklinde bir sonuç ve hüküm cümlesiyle bitirilen cevabına denir.

Mesela Şeriat’a uygun evlenme konusunda pek sınır kalmadı, müftüler resmi nikâh kıyıyor, çok eşlilik hiç yadırganmıyor. İstanbul Sözleşmesi’ne bu yüzden canhıraş karşı çıkıyorlar. Askeri açıdan şeriat Cihat emrediyor ki bu kavram da resmen ve sıkça kullanılır oldu. Giyimdeki şeriat hükmü olan tesettür ise yıllardır hiç engel tanımıyor. Ha, bir de içki konusundaki yasaklar var; şimdilik fiyatlandırmayla filan hallediyorlar ama şunu da bilin ki Kur’an’da cezası belirtilmeyen bir suç olan içki içmenin cezası icma yoluyla 80 sopa olarak tayin edilmiştir. Şey, sadece hazırlıklı olun demek istedim yani.

Elbette onlar açısından en önemlisi Şeriat’ın ekonomi kanunlarıdır. Ama zekât, vakıflar, faiz ve miras kanunları yanı sıra mutlak biat ettikleri bir de Piyasa kanunu var. Bakmayın biraz önce dinde reform olmaz dediğime. Özellikle bu konuda kendileri şeriata uyamadıkları yerde şeriatı kendilerine uyduruyorlar. Nitekim Serbest Piyasa İslamcılığında, bazı ritüelleri yerine getirdikten sonra cumhur ittifakındaysan her şey serbesttir! İtiraz ve muhalefet hariç her şey serbesttir. Ama bunun da sınırına gelinmiş ki sınırları kendileri için bir kez daha kaldırmak üzere yine yargı reformundan söz ediyorlar.

Demek istediğim şudur ki, “acı reçete”ye acilen ihtiyaç duyulmasının ellerindeki bir ilacı da onu yargı reformu şekerine bulamaktır.

Hınzır Damat zaten Şeriata güvenerek ne demişti? “Hak ile batılı ayırt etmek zorlaştı” demişti; ”Cenab-ı Allah bizleri ‘Sırat-ı Müstakim’den ayırmasın” demişti; “Sonumuzu hayreylesin” deyip noktayı koymuştu.

Kayınpederi de “caiz değildir” deyip son noktayı koydu.

Bizim şuracıkta elimizden gelen ise sadece üç nokta koyabilmek. Anlayın işte niyetine:

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız