Amaç eğitimi piyasalaştırmak
İktidarın üniversitelerdeki eğitim süresini 3 yıla düşürme çalışmalarına tepkiler sürüyor. Eğitim Sen’den Gülez, “Sorun eğitimin süresi değil, niteliği” ifadelerini kullandı.

Deniz Güngör
denizgungor@birgun.netÜniversitelerde eğitim süresini 3 yıla indirecek düzenlemeye eğitimciler tepki göstermeye devam ediyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, son yaptığı açıklamada söz konusu düzenleme içim "Önümüzdeki yıla yetiştirmeyi, eğer yetişemezse de bir sonraki döneme yetiştirmeyi arzu ediyoruz" dedi. Özvar açıklamasında, amaçlarının öğrencilerin program çıktılarından ödün vermeden daha kısa sürede mezun olabilmelerini sağlamak olduğunu savundu. Ancak eğitimciler, bunun arka planında yükseköğretimi piyasalaştırmanın yattığına dikkat çekti. Ayrıca YÖK'ün verilerine göre bu yıl üniversiteye kayıtlı öğrencilerin sayısı 2024-2025 eğitim öğretim yılına kıyasla 366 bin 128 kişi azaldığını anımsatıldı.
Eğitim Sen Yükseköğretim Genel Sekreteri Evrim Gülez, "Sorun çok ders ya da uzun süre değil; içeriği boşaltılmış, bilimsel niteliğini yitirmiş programlardır. Eğitim süresi değil, eğitimin niteliği ve derinliği tartışılmalıdır" dedi.
BU ÇÖZÜM DEĞIL
Eğitim Sen Yükseöğretim Genel Sekreteri Evrim Gülez, üniversitelerde eğitim süresini 3 yıla düşürmeye yönelik düzenlemelerin yüzeyde “esneklik”, “verimlilik” ya da “uluslararası uyum” gibi kavramlarla gerekçelendirilmeye çalışıldığını ancak arka planda yatanın yükseköğretimin sistemli biçimde piyasalaştırılması ve daraltılması olduğunu söyledi. Eğitim süresinin kısaltılmasının temel amacının yükseköğretimi kamusal alan olmaktan çıkarıp, sermayenin kısa vadeli ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmak olduğunu belirten Gülez, "Eğitim süresinin kısaltılması, sermayenin ihtiyaçlarına göre standartlaştırılmış, bilim üretmeyen ve yalnızca işgücü belgesi dağıtan yapılara dönüştürme riskini büyütmektedir" dedi.
"Genç işsizliğini çözmeye değil, onu istatistiksel olarak yönetmeye yönelik" diye konuşan Gülez, "Aksine gençler daha erken işgücü piyasasına itilmekte; düşük ücretli, esnek ve güvencesiz çalışma biçimleriyle karşılaşmakta. Bir diğer temel amaç ise kamusal harcamaların azaltılmasıdır. Eğitim süresinin kısaltılması; barınma, burs, yemekhane, akademik kadro ve sosyal destekler gibi alanlarda devletin sorumluluğunu daha da daraltma aracı olarak kullanılmaktadır. Kamusal yükseköğretim adım adım tasfiye edilirken, maliyet öğrencilere ve ailelere yüklenmektedir" ifadelerini kullandı.
Gülez son olarak şunları aktardı: "Eğitim süresini 3 yıla düşürmek, gençlerin yükseköğretimden kopuşuna çözüm değildir; bu kopuşu kurumsallaştıran bir adımdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey hızlandırılmış diplomalar değil; gençlere gelecek sunan, kamusal sorumluluğu olan, bilimsel ve özgür üniversitelerdir. Üniversiteler kısaltılarak değil, yeniden kamusallaştırılarak güçlenir. Aksi halde süre kısalır; ama gençliğin geleceği daha da daralır."


