Google Play Store
App Store

Torba yasayı değerlendiren ÇMO İstanbul Şubesi YK üyesi Balcıoğlu, sadece zeytinliklerin değil, tüm doğal varlıkların tehdit altında olduğuna dikkat çekti: Bu yasa çevre koruma mevzuatını sistemli biçimde işlevsizleştirmektedir.

Amaç talanı meşrulaştırmak

Gökay BAŞCAN 

Doğa talanında tüm yetkiyi Saray’da toplayan torba yasaya tepkiler sürüyor. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Berna Balcıoğlu, “Bu yasa teklifinin özünde yatan şey; kamusal denetimi ortadan kaldıran, kamu yararı ilkesini metalaştıran ve doğayı sermayeye teslim eden bir anlayıştır. Teklifin ‘milli çıkar’ ve ‘enerji bağımsızlığı’ gibi kavramlarla gerekçelendirilmesi ise sadece ideolojik bir örtüdür” dedi.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nda, tartışmalar ve gerginliklerle yaklaşık 26 saat süren görüşmelerin ardından kabul edilen, zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor.

Tüm itirazlara rağmen komisyondan geçen torba yasaya tepkiler sürüyor. BirGün’e konuşan ÇMO YK üyesi Balcıoğlu, konunun zeytinliklerin taşınıp taşınmayacağına sıkıştırılmak istendiğine dikkat çekti. Balcıoğlu, “Teklifin yalnızca zeytinliklerle sınırlıymış gibi gündeme gelmesi, aslında çok daha büyük ve yapısal bir yıkımın üzerini örtme riski taşımaktadır. Bu yasa teklifi; ormanları, korunan alanları, meraları ve doğal sit alanlarını da sermayeye açmakta, çevre koruma mevzuatını sistemli biçimde işlevsizleştirmektedir. Zeytinlikler bu saldırının sembolü haline gelse de teklifin bütünsel etkisi Türkiye’nin doğal varlıklarını ve insan yaşamını tümüyle tahrip etmesidir. Bu nedenle mücadele, yalnızca zeytinlikleri değil, tüm yaşam alanlarımızı koruma iradesiyle yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.

YIKIM PROJESİ

Komisyon toplantısı öncesinde Meclis’te yaşananları hatırlatan Balcıoğlu, “Böylesine antidemokratik bir yasa yapım sürecinde Meclis Genel Kurulu’na gelen teklif; bir torba yasa görünümünde, aslında sermaye lehine doğanın, emeğin ve halkın tüm yaşam alanlarını hedef alan kapsamlı bir yıkım projesidir. Yasa, yalnızca maden ruhsat süreçlerini kolaylaştırmakla kalmamakta; ÇED süreçlerini işlevsizleştirerek, ormanları, meraları, zeytinlikleri ve kültürel sit alanlarını sermaye birikiminin önünde engel olmaktan çıkarmayı amaçlamaktadır” dedi.

SERMAYENİN İHTİYACI…

“Bu yasa teklifinin özünde yatan şey; kamusal denetimi ortadan kaldıran, kamu yararı ilkesini metalaştıran ve doğayı sermayeye teslim eden bir anlayıştır” ifadelerini kullanan Balcıoğlu, “Asıl amaç, sermayenin ihtiyaç duyduğu her yere doğrudan müdahale edebilmesini ve çevresel-toplumsal hiçbir engelle karşılaşmamasını sağlamaktır. Teklife göre artık ÇED olumlu kararı beklenmeden teşvik, ruhsat, yapı ve kullanım izinleri verilebilecektir. Böylece, zaten zayıflatılmış olan ÇED süreci tamamen formaliteye indirgenmekte, çevresel etkilerin bilimsel ve kamusal olarak değerlendirilmesinin önü kesilmektedir. Dahası, kurumlara görüş bildirmeleri için 3 ay süre tanınacak ve bu sürede görüş bildirmeyen kurumların ‘olumlu görüş verdiği’ varsayılacaktır. Yani bilimsel değerlendirme süreleri piyasa takvimine göre daraltılarak doğa, kağıt üzerinde şirketlere teslim edilmektedir” diye konuştu.

AÇIK BİR SALDIRI

Ormancılık bilgisi olmayan MAPEG’in tüm süreci yöneteceğine dikkat çeken Balcıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Muğla’daki zeytinlikler, geçici bir maddeyle kömür madenciliğine açılmak istenmektedir. Bu yalnızca ekolojik değil, sosyo-kültürel bir yıkımdır. Teklifte ayrıca ‘kritik ve stratejik madenler' tanımı getirilmekte ve bu kapsamda acele kamulaştırma yetkisi genişletilmektedir. Bu kararlar için oluşturulacak kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında ve bakanların yer aldığı merkezi bir yapı olacaktır. Bu yapı, bürokratik değil doğrudan yürütmenin güdümünde çalışacak, demokratik denetim ve katılım mekanizmaları tamamen dışlanacaktır. Teklifin bir diğer skandal maddesi ise, 2024 öncesinde işletmeye alınan ruhsatsız enerji tesislerine yasal statü kazandırılmasıdır. Bu uygulamayla, hukuksuzluk ödüllendirilmekte ve kamu kaynakları ile doğaya verilen zarar meşrulaştırılmaktadır. Bu teklif, sadece bir dizi teknik düzenleme değil; çevre hakkına, toplumsal adalete ve yerel direnişlere karşı açık bir saldırıdır. Bu nedenle bu teklif pazarlığa kesinlikle açık değildir ve tamamen geri çekilmelidir.”

***

EYLEMLER SÜRÜYOR

Torba yasanın gündeme geldiği ilk günden beri ülkenin dört bir tarafında ve Meclis önünde eylemler sürüyor. Yaşam savunucuları teklifin genel kurula gelmesi beklenen gün yani yarın saat 11.00’de TBMM Dikmen Kapısı önüne çağrı yapıyor. Bugün ise 17.30’da Sinop’ta Uğur Mumcu Meydanı’nda saat 19.00’da ise Kadıköy’de torba yasaya karşı basın açıklaması düzenlenecek. Çanakkale'de ise saat 19.00'da İskele Meyda'nında toplanacak olan yaşam savunucuları AKP il binasına yürüyüş düzenleyecek.