Anadolu efsanesi İsmail Hakkı Tonguç

09.12.2018 12:08 KÜLTÜR SANAT
Öner Yağcı, Köy Enstitüleri’nin kurulup geliştirilmesinde büyük rol oynayan eğitimbilimci İsmail Hakkı Tonguç'un yaşamına yeni romanıyla ışık tutuyor

KADİR İNCESU

Öner Yağcı, yakın tarihimizin çok önemli isimlerinden birisi olan İsmail Hakkı Tonguç’un yaşamına ışık tutuyor; “Büyük Oğul Efsanesi - Tonguç’un Romanı” ile. Yağcı, Bilgi Yayınevi’nden çıkan romanı için “ (Tonguç’un) aydınlattıklarıyla insanlaşan yoksul Anadolu çocuklarından birinin ona vefa borcunu ödeme çabası” değerlendirmesinde bulunuyor.

Elektrik direğinin sokağı aydınlatan lambasıyla geleceğini ışıtan Öner Yağcı, bu kitabıyla 11 yıl, 1 ay, 22 gün ilköğretim genel müdürlüğü yapan Tonguç’un adını bugüne kadar duymayanlara, duyup da yeteri kadar tanımayanlara çok önemli bir belgesel roman sunuyor.

Tonguç hakkında pek çok kitap ve yazı yazılmış. Bunlardan farklı ne yapmak istediniz? Zaten, ‘O bir Anadolu efsanesi’ değil miydi?

Elbette Anadolu, hatta Doğu efsanesi, mazlum uluslar efsanesidir Tonguç. Özellikle genç kuşak için romanlaştırmaya çalıştım onun yaşamını. Yaşadığı dönemin toplumsal çerçevesiyle birlikte yakın tarihimizin atılımını ayrıntılarıyla bugüne taşımak istedim.

Ağır bedeli de olmuş ‘Anadolu efsanesi’ olmanın değil mi?

Bir avuç insanın olağanüstü özverileriyle gerçekleştirdiği bir devrimci atılımın bedel ödenmeden gerçekleştirilmesi söz konusu olamazdı. İnsanlığın gerçeğinde hep böyle oldu, Tonguç’un yaratmaya çalıştığı gençlik de yaratıcılarıyla birlikte çok bedeller ödedi.

Tonguç’un yaşamı, yaptığı işlerin odak noktası olmuş dersek abartır mıyız?

Üstelik her şeyi olmuş. Onda özel yaşam denilen bir olay yok. O, kuracağı sistemle toplumun canlandırılması, diriltilmesi, insanlaştırılmasına adamış yaşamını.

Tonguç’un düşünce ve eylemlerini anlamak isteyenlere mesajınız?



Onu, yaşadığı toplumsal koşullar içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa köy devrimcisiymiş, eğitimle devrim yapma hayaliyle yaşıyormuş, birçok okul gibi o da köy enstitüsü denilen okulları kurmuş denilerek değerlendirilen ve küçümsenen Tonguç’un yaptıklarını anlamada eksiklik getirir. Tüm bunlarla birlikte ve bunların ötesinde onun gerçekleştirebildikleri, hayallerinin ve tasarımlarının küçük bir parçası. Onun büyük tasarısının tablosunu görmek, göstermek gerekir. Bu tabloda, insanın sömürüden kurtulmasını ve emeğin özgürleşmesini görmedikten sonra Tonguç’u anladım demenin hiçbir anlamı yok. Ben de bu tabloyu göstermek istedim romanda.

Tonguç’un hangi dönemde tam olarak anlaşıldığını düşünüyorsunuz?

Onu her dönemde doğru anlayanlar oldu. İlk anlayan Nafi Atuf Kansu’dur. Daha 1930’larda Saffet Arıkan’ın onu İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirmesi, karşılıklı anlaşılmayı gösterir. Atatürk ve İnönü’nün toplumu çağdaşlaştırma tasarımında en önemli adımların atılacağı bir makamda Tonguç’u görmeleri bir özdeşleşmenin sonucu. Onu anlamasalardı hiç yanından ayrılmayan F. Oğuz Bayır başta olmak üzere, ülkenin dört bir yanında köy enstitüleriyle birlikte anılıp efsaneleşen Rauf İnan, Hürrem Arman, S. Edip Balkır, Şerif Tekben, Sıtkı Akkay, Lütfi Dağlar, Enver Kartekin, Safa Güner, Ömer Uzgil, Şinasi Tamer, Hayri Çakaloz gibi enstitü müdürleri başta olmak üzere yöneticilik, öğretmenlik yapan onlarca devrimci eğitimci, anlamamış ve inanmamış olsalar, bu büyük devrim atılımı bugünlere kadar gelemez, umut ışığı olamazdı. Köy enstitülerinden yetişen aydın birikimimizin, edebiyatçılarımızın 1950’lerden sonra yaşamımıza katkıları, onu anlamadan yapılamazdı. Onu anlayanlardan yalnızca bir örnek daha vereceğim. Köy enstitülerinden yetişip oralarda öğretmenlik yapan, “Betonu sağlamlaştırmak için kuma katılır mucur, işte geliyor inşaat ustası Abdullah Özkucur” denilen günümüzün çınarı gibi, o yılların binlerce köy çocuğu…

Tonguç’u, dünyadaki iş eğitiminin öncüleriyle birlikte değerlendirmenizi istesem…

Tonguç, insanlığın dününde ve o günlerinde eğitim için yapılan ne varsa öğrenmeye, iş eğitiminin öncüleri de içinde olmak üzere öğrendikleriyle Türkiye toplumunun gerçeklerini karşılaştırarak bize uygun bir anlayışın yaratıcısı olduğu için özgündür, tektir, efsane olabilmiştir. Onun, her dönemin, her toplumun kendi özelliğine göre atılması gereken adımlarının farklı olması bilinciyle yarattığı sistemi, gerçekçi ve özgün bir sistemdir.

‘Yeni yaşam tasarımının mimarı’ olarak adlandırdığınız Tonguç’un bu kadar benimsenmesini, adının aileden birisiymiş gibi söylenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu benimsemenin, özdeşleşmenin, içselleştirmenin sonucu. Aynı Nâzım Hikmet’e Nâzım dememiz gibi. Bizden biri olmanın ve efsaneleşmeye başlamanın ilk adımıdır belki bu. Bir toplumun, kendisinin ‘büyük oğlu’nu bağrına basmasından doğal bir şey olamaz.

Köy enstitüsü kökenli yazarlarımızın edebiyatımıza katkısı...

Kitaplar yazılan bu konuda tek şey söyleyeceğim: Onlar olmasaydı 68 kuşağı doğmazdı, bugünkü kuşakların bilinci kendi toplumlarından kopuk olurdu.

Çalışkan bir yazarsınız, neler yaptınız, neler planlıyorsunuz?

Büyük Oğul Efsanesi’yle birlikte Nazi Kampları ve Tevfik Fikret çıktı. Roman taslaklarımın yanı sıra, Efsane Aydınlar, Dil Yaşamın Aynasıdır, Savaş Barış Edebiyat kitaplarım ve basımı biten Turnalar, Yediveren, Hayyam yayıncı bekliyor. Namık Kemal’i yazıyorum ve daha birçok hazırlık…

anadolu-efsanesi-ismail-hakki-tonguc-540057-1.

***

Kitaplarla Tonguç

Tonguç’un sağlığında yayınladığı kitaplarından bazıları, İş ve Meslek Eğitimi, Köyde Eğitim, İlköğretim Kavramı, Eğitim Yolu ile Canlandırılacak Köy, Öğretmen Ansiklopedisi, Pedagoji Sözlüğü’dür. Mektuplarla Köy Enstitüsü Yılları ve Kitaplaşmamış Yazıları ölümünden sonra yayınlanmıştır. Hakkında yazılan onlarca kitaptan birkaçı, Tonguç’a Kitap,Tonguç’un Kitapları (C. Atuf Kansu), Piramidin Tabanı (Hürrem Arman), Devrim Açısından Köy Enstitüleri ve Tonguç (Engin Tonguç), Bir Eğitim Devrimcisi: İsmail Hakkı Tonguç (Engin Tonguç), Tonguç ve Enstitüleri(Pakize Türkoğlu), Çeşitli Yönleriyle Tonguç (Mustafa Aydoğan), İsmail Hakkı Tonguç Sempozyum Bildirileri’dir (Haz. Kemal Kocabaş).