birgün

12° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 21.09.2020 09:12

Anadolu erenlerinden bugüne: Sözün zamanı ve mekânı yok

Müzisyen Sonat Bağcan, yeni EP’si ‘Kavl’ ile Anadolu erenlerinin sözlerine özgün yorumuyla nefes oldu. Sözün “Zamansız ve mekânsız” olduğunu söyleyen Bağcan, “Bizler, hatırlasak da hatırlamasak da her birimiz aşk elçileriyiz, sığmıyoruz zamana ve mekâna!” diyor.

Anadolu erenlerinden bugüne: Sözün zamanı ve mekânı yok

Işıl ÇALIŞKAN

Müzisyen Sonat Bağcan, Anadolu erenlerinin yüzyıllardır söylenegelen sözlerini kendi yorumuyla 3 şarkılık EP’si Kavl’da dinleyiciyle buluşturdu. Sanatçının bestelediği, Yunus Emre’nin ‘Yine Geldi Aşk Elçisi’ ve Seyyid Nesimi’nin ‘Sığmazam’ adlı eserlerinin yanında EP’deki diğer eser olan Kul Himmet Üstadım’a ait ‘Gafil Gezme Şaşkın’ da Ekin Eti aranjörlüğündeki özgün yorumuyla müzikseverlere sundu.

Kavl’ı “sesiyle vesile olabilme aşkı” olarak tanımlayan Bağcan, Anadolu’ya ait kavramlara değinerek sahip olduğumuz değerlerin bilinirliğine katkıda bulunmayı hedefliyor.

“Anadolu erenlerimizin adlarını duyarız, sözleri kulaklara çalınır ama yavaş yavaş sadece isim olarak bildiğimiz, kıymetlerini kaçırdığımız bir hal almış, onlarla olan ilişkimiz” diyen müzisyen, bu kudretli sözlerin manasını veren bir ses tonuyla söylenmesi gerektiğine inanmış. Ve başarmış da… Bağcan ile Kavl’ı konuştuk.


► Bu kez farklı bir tarzla dinleyici karşısındasınız, müzikte çeşitliliği neden önemsiyorsunuz?
Aslında zihinlerimizin ayrım yapma alışkanlığından dolayı çeşitlilik adı altında bizler ayırıyoruz müzikleri birbirinden. Müzik, ruhun o an neye ihtiyacı varsa, onun için tınlayan bir ses frekansıdır ve o an yaşamla kurduğu bağdır.

Ancak söyleyecek sözüm olduğunda, ilham geldiğinde, bir şeyden çok etkilenip heyecanlandığımda yaratımda bulunabiliyorum. Bir kalıbın içine sığmak da iyi gelmiyor bana, tıpkı Seyyid Nesimi’nin dediği gibi: “Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam!”

► Albümün hazırlık aşamasından bahseder misiniz? Kimlerle çalıştınız?
Yapımcılığını eşim Ferit Taneri ve ben üstlendik. Kavl’in prodüktör ve aranjörü Ekin Eti. Ekin, klasik batı müziği almış olmasının yanında değerli ozanımız Feyzullah Eti’nin de oğlu, yani deyiş ve türkülere hâkim bir müzisyen. Yunus Emre’nin sözlerini bestelediğim ‘Yine Geldi Aşk Elçisi’ adlı eserin intro bestesi Ziya Keser’e ait. Bağlamalarda Ahmet Gökhan Coşkun, Başar Erbudak olmakla birlikte, Nesimi’nin sözlerini bestelediğim Sığmazam adlı eserin aranjesi ve tüm bağlamaları Volkan Kaplan’a ait. Perküsyonda, Ufuk Akın İnce; kavalda Görkem Nurullah Ruken; mix-masteringde de Can Odman ile birlikte çalıştık ve ürettik.

► Kavl ne anlamlara geliyor? Bir de sizden dinleyelim.
Kavl’ın birçok anlamı var. Biliyorsunuz Türk Geleneği’nde ‘Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle’ diye başlanır kız isteme merasimine… Bunun dışında, söz, çağırmak, ilan, ilan etmek, sözleşme, söz verme, ilham gibi birçok anlamı olan, altı çok dolu bir kelime kavl.

HER BİRİMİZ AŞK ELÇİLERİYİZ

► Yunus Emre, Seyyid Nesimi ve Kul Himmet Üstadım, nasıl bir seçkiyle bu EP’de buluştu?
Anadolu Erenlerimiz’in adlarını duyarız, sözleri kulaklara çalınır ama yavaş yavaş sadece isim olarak bildiğimiz, kıymetlerini kaçırdığımız bir hal almış, onlarla olan ilişkimiz.

İlk olarak sevgili dostum, yoldaşım Fatma Meryem Suna’nın, ‘Aşk Elçisi’nin sözlerini göndermesinin üzerine, bir anda gönlümden düşüveren besteyle, Yunus Emre’yle başladı süreç ve tümüne ilham oldu. Yunus, bize 13’üncü yüzyıldan sesleniyor. Nesimi ise 14’üncü yüzyıldan.

Nesimi, “Ben Hakk’ım; Hakk bende, ben Hakk’tayım” dediği için, derisi yüzülerek öldürülüyor. Söz o kadar güçlü ki, zamansız ve mekânsız! Bizler, hatırlasak da hatırlamasak da her birimiz aşk elçileriyiz, sığmıyoruz zamana ve mekâna! Böyle zulmün olduğu ‘dünya’ dediğimiz yere, ancak aşk’a düşmenin büyüsü için gelinir belki de… Ben de albümdeki eserleri seslendirmek için araştırma yaptığımda öğrendim birçok şeyi. Mesela hepimizin kulağında olan ‘Gafil Gezme Şaşkın’ın sözleri, 16’ncı yüzyılda yaşayan Kul Himmet’e ait zannediyordum. Hâlbuki 18-19’uncu yüzyıllar arasında yaşamış Kul Himmet Üstadım mahlasını alan bir ozana aitmiş. Hoş Pir Sultan Abdal’a ait diyen de var, Teslim Abdal’a ait diyen de…

Kulaktan kulağa söylenegeldiği için bazen kime ait olduğu kesin olarak bilinemese de insana kendi varoluşunun başka kapılarını açan sözler olduğu kesin.

Sözün özü, şöyle diyor Erenlerimiz: “Gafil gezme şaşkın! Sen bir aşk elçisisin ve bu kaba da sığmazsın!”

► Üç Anadolu Ereni, Sonat Bağcan’ın yorumunda nasıl hassasiyetlerle karşılık buldu?
Çok güzel bir soru, teşekkür ederim… Bu kudretli sözlerin, manasını veren bir ses tonuyla söylenmesi gerekiyordu. Yüreğimizi temizlediğimizde aslında ne kadar aşk dolu olabileceğimizi, beden denen kaplarda yaşıyor olsak da aslında bu kabın çok ötesinde varlıklar olduğumuzu karşıya geçirecek bir tavır ile söylemem gerekiyordu Sığmazam ve Aşk Elçisi’ni. Gafil Gezme Şaşkın’da ise cehaletimiz yüzümüze vurulurken, şefkatin de sesime eşlik etmesiydi, gönlümden geçen. Umarım gönlümden geçeni, sesime yansıtabilmişimdir ve birçok gönülle buluşuruz.

anadolu-erenlerinden-bugune-sozun-zamani-ve-mekani-yok-783188-1.

► EP’nin tasarımını kim yaptı? Çok manalı olmuş…
Çok teşekkür ederiz, görülmesi, anlaşılması ne güzel. Art Design Dream Ekibi’nden Olay Tuğba Usluel Deniz ve Serhan Turgut fikri bütünledi; tasarımcımız Esra Sabik Turgut, bu ruhu iki boyutta çizgilere dökebildi; Özgür Can Alkan, çizgileri hareketlendirdi.

Ayrıca tüm süreç boyunca fikirleri ve emeğiyle yanımda olan menajerim G.Özge Şengül’e de buradan teşekkür etmek isterim. Yaratımlar, ancak ekip olabildiğimizde çıkabiliyor. Bir elin nesi var, iki elin sesi var!

► Bu projenin devamı gelecek mi?
Evet gelecek. 10 eser hazırladık, ilk 3’ünü yayınladık, 1 buçuk - 2 ay arayla diğer eserlerimizi de girerek, tam albümümüzü tamamlayacağız. Her biri, diğerinin devamı ve bütünleyicisi olacak.

Yine anonim, kulağımızın alışık olduğu eserlerin yanı sıra benim bestelediğim ve özgün tarzda seslendirdiğim bir Yunus Emre İlahisi, Garip Bektaş, Agahi ve Neşet Ertaş sözleri var. Sonunda da hepsini bir Long Play’de toplayacağız.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız