Ankara Gar Katliamı’nın 10’uncu yılı: Yas dinmedi
Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırısı Ankara Gar Katliamı üzerinden 10 yıl geçti. Geçen 10 yıl, devletin adeta ‘yol verdiği’ katliamın, rejimin inşasının yollarını döşeyen dönüm noktalarından biri olduğunu kanıtladı.

Bilge Su YILDIRIM
Bugün 10 Ekim, Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırısı Ankara Garı Katliamı’nın 10’uncu yıl dönümü. Düzenlenmek istenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın gerçekleştirdiği saldırıda 104 insanın yaşamını yitirmesi, 500’den fazla insanın ise yaralanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Geçen 10 yıl içerisinde ülkenin siyaset sahnesinin yüzü değiştirildi, baskı politikaları hiç olmadığı kadar sertleşti, demokrasiye dönük saldırılar derinleşti. 10 yıl sonra bugün ise katliamın, ülkede tek adam rejiminin inşasının adım adım örülmesine giden süreçte bir ‘mihenk taşı’ görevi gördüğü, hiç olmadığı kadar açık.
ÜLKE ŞİDDET SARMALINA SÜRÜKLENDİ
7 Haziran 2015’te düzenlenen seçimlerde AKP, iktidara geldiği 2002’den bu yana ilk kez tek başına iktidar olamamış, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise koalisyon olasılıklarını engelleyerek 1 Kasım’da yeniden seçimi zorlamıştı. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a giden süreçte ise ülke, organize bir karanlığın içine, derin bir şiddet sarmalının içine sürüklendi.
17 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını açıklamasıyla Çözüm Süreci resmen sona ermiş, 20 Temmuz’da ise Urfa Suruç’ta 7 Haziran-1 Kasım arası ardı arkası kesilmeyen terör saldırılarının ilki gerçekleşmişti. Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısında 33 kişi yaşamını yitirmiş, 100’den fazla kişi yaralanmıştı. Suruç Katliamı ile adeta ‘fitili ateşlenen’ şiddet sarmalı, 1 Kasım’a dek organize bir şekilde büyüdü. PKK ile Emniyet arasındaki çatışmalar hız kazanırken Erdoğan, ülkedeki belirsizlik ortamını gerekçe göstererek 26 Ağustos’ta seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Çatışma ortamı büyürken 8 Eylül’de yurt genelindeki HDP binalarına saldırılar gerçekleşti.
Siyasi belirsizliğin yükselen şiddetle daha da büyütüldüğü süreç, nihayetinde 10 Ekim’e ulaştı. Katliamın ardından Emniyet Genel Müdürlüğü’nün saldırıyı gerçekleştiren IŞİD’li 2 canlı bombandan haberdar olduğu ortaya çıktı. Emniyet Müdürlüğü ile MİT’in eline IŞİD’in saldırı düzenleyeceğine dair 62 ayrı istihbarat notu geçmişti. Saldırıyı düzenleyen IŞİD üyesi Yunus Emre Alagöz’ün, Suruç saldırısında kendini patlatan Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün abisi olduğu anlaşıldı.
Devletin, tüm güvenlik aygıtlarıyla adeta ‘yol verdiği’ katliamın ardından iktidar cephesinden de bir dizi itiraf geldi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, katliam sonrası oylarının arttığını söyledi. Davutoğlu, Başbakanlık koltuğundan istifa ettirilip sonrasında AKP’den de ayrılarak kendi partisini kurmasının ardından “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır” diyecekti.

Bugünün BirGün'ü
AKP KAZANDI ANCAK KAN DİNMEDİ
10 Ekim Katliamı’nın ardından IŞİD ülkede bir dizi terör saldırısı daha gerçekleştirirken 1 Kasım seçimlerinde sandıktan çıkan sonuç, Davutoğlu’nun zikrettiği gibi oldu. Terör ve şiddet kıskacında geçirilen 5 ayın ardından AKP, yüzde 49,5 oy alarak yeniden tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaştı. Ancak şiddet, 1 Kasım sonrası da durmadı. Çözüm sürecinin sonlanmasıyla PKK de bombalı saldırılar düzenlemeye başlarken güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalar daha da şiddetlendi. Bu esnada IŞİD de terör saldırılarına devam ediyordu.
Şiddet ortamının ardından AKP de sosyal alanları ‘dizayn girişimi’nden geri durmadı. Katliamdan bir yıl sonra 15 Temmuz Darbe Girişimi gerçekleştirildi. 15 Temmuz’un ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘başkanlık sistemi’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bahçeli, 11 Ekim 2016’da Erdoğan’ın AKP lehine propaganda yaparak anayasayı çiğnediğini ve “fiili devlet başkanı” gibi davrandığını belirterek ‘sorunun çözümü için’ rejim değişikliğini önerdi. Bahçeli’nin çağrısının AKP’de olumlu karşılık bulmasıyla başkanlık sistemine geçişi içeren Anayasa değişikliği önerisi Aralık 2016’da Meclis’e sunuldu.
Rejim değişikliği yolunda tüm adımların atılmasının ardından 16 Nisan 2017’de düzenlenen referandumunda oy verme işlemi devam ederken Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim kurullarına mühürsüz oy pusulalarının da geçerli sayılacağına ilişkin bir yazı gönderdi. Anayasa kararınYSK’nin mühürsüz pusula kararının ardından referandumda rejim değişikliği yüzde 51 evet, yüzde 48 hayır ile adeta ‘sınırdan geçirildi.’ YSK, referandumun iptaline ilişkin başvuruları ‘mühürsüz pusulaların geçerli sayılmasının sonuca etki etmediği’ gerekçesiyle reddetti. Böylece terör, şiddet, baskı iklimi; darbe girişimi ve en nihayetinde yüksek yargının AKP lehine devreye girmesiyle ülke rejim değişikliğine adeta sürüklendi.
BU KARANLIĞI BİRLİKTE YENECEĞİZ
SOL Parti, 10 Ekim Katliamı'nın, siyasal İslamcı faşist rejime geçiş sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğu yönünde bir açıklama yayınladı: “Gezi’den başlayarak adım adım büyüyen toplumsal irade, 7 Haziran seçim sonuçlarında siyasal İslamcı faşizme karşı büyük bir direniş gücü olarak sahneye çıktı. Bu nedenledir ki, ABD emperyalizminin beslemesi olan IŞİD eliyle bu toplumsal birleşik güç doğrudan hedef alındı. Tüm bu kan deryası, baskı ve zorbalık ortamı içinde umut hâlâ ayakta. 10 Ekim’de ve sonrasında her koşulda direnenlere bin selam, bu karanlığı yeneceğiz.”
∗∗∗
9 YAŞINDAKİ VEYSEL’İN YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLMEMİŞ!
Anayasa Mahkemesi (AYM), katliamın 10'uncu yıldönümüne bir gün kala patlamada yaşamını yitiren 9 yaşındaki Veysel Atılgan'ın yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Yüksek Mahkeme kararının gerekçesinde, yaşam hakkının ve diğer hakların ihlal edildiği iddialarının 'açıkça dayanaktan yoksun olduğu' değerlendirmesinde bulundu. Atılgan ailesi AYM'ye başvuruda bulundu.

∗∗∗
YAŞAMINI YİTİRENLER YURDUN DÖRT YANINDA ANILACAK
Katliamın 10’uncu yılında yaşamını yitirenleri anmak için yurdun dört bir yanında anma törenleri düzenlenecek.
• Ankara: TCDD Gar önünde anma, patlamanın gerçekleştiği saatte, 10.04’te
Gar önünden Ankara Adliyesi’ne yürüyüş, 10.30
• İstanbul: Kadıköy Boğa Heykeli önü, 19.00
• İzmir: Alsancak 10 Ekim Katliamı Anıtı, 09.30
• Eskişehir: Ulus Anıtı önü anma, 18.30


