birgün

7° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 13.06.2016 10:17

Ankara-Moskova krizinde arabulucu İlham Aliyev mi?

Yeni Osmanlıcı dış politikanın uluslararası arenada yalnızlaştırdığı AKP hükümeti, Mısır ve İsrail’in ardından Rusya’yla ilişkilerde de ‘U dönüşü’ yapma hazırlığında. Erdoğan’ın Moskova ile barışmak için Aliyev ile Lukaşenko’yu aracı yaptığı iddia edildi!

Ankara-Moskova krizinde arabulucu İlham Aliyev mi?

İBRAHİM VARLI
ibrahimvarli.birgun.net
​@ibrhmvarli


İflas eden dış politikanın uluslararası alanda giderek yalnızlaştırdığı AKP hükümeti, Mısır ve İsrail’in ardından Rusya’yla ilişkilerde de ‘U dönüşü’ yapmak üzere. ABD’den istediği yakınlığı bulamayan, AB ile köprüleri atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ülke arasında arabulucu olması için Azeri lider İlham Aliyev ile Beyaz Rus lider Aleksander Lukaşenko’yu devreye soktuğu iddia edildi. Tartışmalı son ABD ziyaretini yarıda kesmek zorunda kalan Erdoğan’ın sürecin hızlandırılması için Kremlin ile yakın ilişkiler içerisinde olan her iki liderden ‘özel rica’da bulunduğu belirtildi.

Aliyev arabuluculuğa dünden razı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de Moskova ve Ankara arasındaki gerginliği sonlandırmak için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu açıklamıştı. Aliyev, geçen haftalarda Bakü’ye gelen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmede Türkiye-Rusya ilişkilerinin kötüye gitmesinden dolayı Bakü’nün duyduğu üzüntüyü ve endişeyi dile getirmişti.

Azerbaycan’ın Türkiye ve Rusya arasındaki gerginliği dindirmeye yönelik çaba göstermeye hazır olduğunu belirten Azeri lideri, “Türkiye bizim yakın müttefikimiz. Rusya da yakın ve dost olduğumuz bir ülke. Azerbaycan, iki ülke ile de tarihsel bağlara sahip. İki devlet ile de ilişkilerimiz en üst düzeyde” demişti.

Moskova geri adım atmadı

Geçen 24 Kasım’da Suriye sınırında SU-24 tipi bir Rus savaş uçağının Türkiye jetleri tarafından düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri krize girmişti. Rusya, gerekli özrün gelmemesi durumunda Türkiye’ye yönelik ağır yaptırımlarda bulunacağını vurgulamış ve hesap soracağını belirtmişti. Rusya tarafından uygulanan ekonomik ve siyasi yaptırımlar nedeniyle Türkiye zor günler geçirirken, son dönemlerde hem AKP hükümetinden hem de Kaçak Saray’dan Kremlin’e ‘yeşil ışık’ yakan açıklamalar ardı ardına geldi.

Erdoğan suçu pilota attı

İlk olarak Erdoğan’ın birbiriyle çelişen açıklamaları olası ‘U dönüşü’nün habercisi oldu. Ardından da hem Davutoğlu hem de yeni Başbakan Binali Yıldırım benzer ‘sinyaller’ verdi. Rusya ile ilişkileri bozan uçak düşürülmesi olayından sonra sert açıklamalar yapan Erdoğan, daha sonra Rusya ile ilişkilerin bozulmasının suçunu pilota yükledi!

Uçağın düşürüldüğü günlerde Rusya’ya seslenerek “Sizin orada ne işiniz var?”, “Aynı ihlal yine yapılsa Türkiye yine aynı karşılığı vermek zorundadır”, “Hava sahamızı ihlal edenler bizden özür dilemeli” ifadelerini kullanan Erdoğan, Uganda ve Kenya ziyareti öncesi yaptığı basın toplantısında ise tüm suçu pilota attı, “Bir pilotun hatası nedeniyle Türkiye’nin feda edilmesi düşündürücü” dedi.

Son olarak Erdoğan, Muhammed Ali’nin cenaze töreni için gittiği ABD dönüşünde, uçakta gazetecilere şu açıklamayı yaptı; “Ben ikili ilişkilerin halen toparlanacağı ümidini taşıyorum. Temenni ederim ki ilişkilerimiz kısa zamanda toparlanır, eski günlerimize döneriz.”

‘Sıfır sorun’dan ‘sıfır komşu’ya

Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık döneminden bu yana Ortadoğu’nun lideri olma hırsıyla AKP yönetimindeki Türkiye’nin izlediği mezhepçi, yanlış dış politika neticesinde Türkiye her geçen gün bölgede daha da yalnızlaştı. Davos’ta İsrail ile başlayan düşman kazanma politikaları Suriye, Mısır, Libya, İran ve Irak ile devam etti. AKP Türkiyesi’nin hali hazırda bölgenin üç önemli ve lider ülkesi Mısır, İsrail, Suriye’de elçiliği bulunmuyor. Geçen haftaya kadar Libya’da da elçilik bulunmuyordu. Irak ve İran ile mezhepçi politikalar nedeniyle ilişkiler ‘limoni’yken, Ermenistan ve Güney Kıbrıs ile resmi bir temas yok. Son olarak Soykırım Tasarısı nedeniyle Almanya ile de kriz yaşanıyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız