Anlaşma ile ABD, AB ve NATO’dan aferin aldılar
New York Şehir Üniversitesi’nden Louis Fishman, Türkiye-İsrail yakınlaşmasını yorumladı

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF / omursahin@birgun.net
İsrail ile Türkiye arasında ilişkilerin ‘normalleşmesini’ öngören diplomatik temaslar, geçen hafta İsrail basınına sızdı. Anlaşma masasının gündem maddeleri henüz net değil. Anlaşmaya zemin hazırlayan koşullar ve her iki tarafın olası çıkarları ise gündemin sıcak konuları. New York Şehir Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Louis Fishman, İsrail-Filistin çatışması üzerine uzmanlaşmış bir Ortadoğu Tarihçisi. Sık sık ziyaret ettiği Türkiye’yi de yakından tanıyan Fishman’a antisemitist söylemlerden kaçınmayan AKP’nin İsrail’le olan bu yakınlaşmasının nedenlerini, devam eden Rusya krizi ve doğalgaz ihtiyacının anlaşmaya olan etkilerini sorduk.
Tek neden gaz değil
Daha önceki anlaşma girişimlerini hatırlattığımız Fishman, öncelikle, iki taraftan da gelen haberlerin, bir anlaşmaya yakın olunduğunu işaret ettiğini vurgulasa da ‘bekleyip göreceğiz’ diyor. Fishman’a göre, bu yakınlaşma, Türkiye’nin ABD’yle vardığı İncirlik anlaşmasının bir parçası olmadığı gibi yalnızca Rusya’yla krizin ürünü de değil. Rusya krizinden önce de Türkiye’nin İsrail’le görüştüğünü hatırlatan Fishman, “Rusya krizi yalnızca Türkiye’nin başka bir doğal gaz kaynağını çaresizce sağlama alması gerektiğinin altını çizdi. Yine de Rusya kriziyle birlikte ya da değil, Türkiye ve İsrail bir süredir görüşüyorlardı ve İsrail sularından Türkiye’ye geçecek bir gaz boru hattıyla ilgili haberler yapılmıştı” diyor.
Seçim sonrasına kaldı
Suriye krizi ve genel anlamda Ortadoğu da aynı derecede önemli Fishman’a göre: “Suriye’de kötüleşmeye devam eden durumla birlikte Türkiye - İsrail anlaşması, Türkiye’ye onu bölgede güçlendirerek sadece Washington nezdinde puan kazandırmayacak. Aynı zamanda AB ve NATO’nun olumlu görüşünü kazanacak. Şimdi ülke içinde bir cephe açmış olan Türkiye için bu daha da önemli.”
Yakınlaşmanın AKP’nin Kasım seçimlerinde kazandığı zaferin hemen sonrasına denk getirildiğinin de altını çiziyor Fishman, “Tıpkı Türkiye’nin mülteciler üzerinden AB’yle bir anlaşmaya varması gibi” diyor.
Antisemitist söylem
Fishman’ın anlattıklarına bakılırsa, maddeleri konusunda henüz bir netlik olmayan anlaşmanın imzalanması halinde Türkiye’ye getireceği yükümlülüklerden bazıları öngörülebilir: Hükümetin İsrail karşıtı söylemlerini azaltması ve Hamas’la ilişkilerini sınırlaması. “Türkiye anlaşmanın bu kısmını reddetse de, Salih el Aruri gibi biri Türkiye’de özgürce dolaşırken, İsrail Türkiye ilişkilerinin ilerlediğini hayal etmek zor” diyen Fishman’a göre “Eğer ilişkiler yenilenirse (İsrail, hükümetin) bir çeşit kum torbası olarak kalamaz ve İsrail karşıtı söylemin hükümet yetkilileri arasında azalması gerekir. Şüphe yok ki AKP, antisemitist söyleme izin vererek ve zaman zaman da destekleyerek bu trendi tersine çevirmekte zorlanacak. Türkiye hükümetinin bir örnek oluşturması ve antisemitizmin toplumsal görüntülerine son vermek için çalışması azami önem taşıyor. Başka bir deyişle, Türk hükümeti anlaşmaya dahil olsun ya da olamasın bir iç konu olarak yüksek düzeyde ksenofobi (yabancılardan korkma) ve antisemitizmle mücadele etmeli.”
Filistin için önemli
İki ülkenin de anlaşma ihtiyacının sadece para ya da doğal gaz üzerinden karşılıklı bir fayda olarak görülmemesi gerektiğini belirten Fishman, olası anlaşmanın Filistinliler için de fayda sağlama ihtimalini işaret ediyor: “Her zaman şunu söyledim, eğer Türkiye Filistinliler’e gerçekten faydalı olmak istiyorsa bu sadece İsrail’le iyi ilişkiler kurarak olabilir. Eğer İsrail ve Türkiye, Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması konusunda anlaşacak olurlarsa, bu Gazze ve genel olarak Filistinliler için iyi günlerin başlangıcı olabilir. İsrail ve Filistinlilerin tekrar müzakere masasına oturmaları konusunda nasıl cesaretlendirileceklerini konuşmak için çok erken ancak buna giden her adım olumlu olarak görülebilir.”


