birgün

22° AZ BULUTLU

GÜNCEL 09.07.2020 04:00
author

Anne bak kral çıplak

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu TÜBİTAK tarafından yayımlanan Anna Milbourne’un “Bebekler Nereden Gelir” kitabının “muzır nitelikte” olduğuna karar verdi. Bu karardan sonra kitap 18 yaşından büyüklere ve poşet içinde satılabilecek.

Kitapların yasaklandığı, yakıldığı, yargılandığı çok günler yaşandı geçmişte... Ancak baskının en yoğun olduğu dönemlerde dahi okul öncesi çocuklar için hazırlanan bir kitap sakıncalı ilan edilmemişti. Bir çocuğun soru sormasından dahi korkan bir karanlığı, gericiliği yaşıyoruz. Kitapların yasaklanma tarihinde kapkara bir sayfa daha açıldı. Çocuklardan, gençlerden, kitaplardan, bilgiden korkuyorlar. Sorulardan, eleştiriden, özgür düşünceden korkuyorlar.

Her gün durmaksızın çeşitli isimlerdeki vesayet organlarıyla, imzalanan protokollerle, cinsiyetçi, gerici eğitim politikaları, müfredat, ders içerikleri ile çıkarılan yasalar, yönetmeliklerle çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışanlar; bir çocuk kitabını yaratmaya çalıştıkları örgütlü karanlık için bir tehlike olarak görüyorlar.

Asıl nedir; muzır neşriyat ilan edilmesi gerekenler?

Muzır neşriyat; Aladağ’ da, Karaman’ da, Kulp’ ta, Taşkent’ te, Dikili’de kamusal eğitim hakkı ellerinden alındığı için en yoksul köylerden, mahallelerden gelen çocukların yaşamlarını karartanlardır.

Muzır neşriyat; protokoller, iş birlikleri eliyle okullarda dağıtılan gerici, cinsiyetçi içerikteki yayınlardır.

Muzır neşriyat; çocuk evliliklerin, çocuk istismarının artmasının faili olan yasalar, yönetmeliklerdir.

Muzır neşriyat; “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz” ifadelerini kullananlardır.

Muzır neşriyat; çocukları, gençleri, kadınları, eşitliği, özgürlüğü hedef alan söylemlerdir, bu cümleleri kuranlardır.

80 darbesinin acılarını yaşayanlar konuşmalarında, yazılarında yaşadığımız baskının seksenli yıllardan daha ağır olduğunu paylaşıyor. 12 Eylül darbesi sonrası İranlı yazar Samed Behrengi’ nin Küçük Kara Balık kitabının yasaklanmasının ardından 2020 yılında okul öncesi çocuklar için yazılan bir kitabın “muzır neşriyat” kapsamına alınması darbenin en karanlık günlerini yaşayanların paylaşımlarının doğruluğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Darbe, baskı dönemlerinin en ağır bedellerini ödeyenler oldu, öğretmenler, eğitim ve bilim emekçileri... Yasakları, tutuklamaları, baskıları yaşayan bir öğretmenin; unutulmaz şiir, roman ve öykü yazarı Rıfat Ilgaz’ı kaybedişimizin yıldönümüydü 7 Temmuz... “Ya ezenden yana olacaksın, ya da ezilenden! Bu işin az şekerlisi, çok şekerlisi olmaz.” diyordu “Sınıf”ın ozanı Rıfat Ilgaz... Türkiye öğretmen, eğitim ve bilim emekçileri mücadele tarihinin temel ilkesidir aynı zamanda bu cümle... Dün 112 yıllık eğitim emekçileri mücadele tarihinin sürdürücüsü, örgütleyicisi olan TÖS’ün kuruluş yıldönümüydü. “Bizim sorunlarımız halkımızın sorunlarından ayrı değildir...” diyen Dursun Akçamların, demokratik öğretmen hareketinin örgütleyicilerinden TÖS’ün ilk başkanı Fakir Baykurtların mücadele mirasını taşımaya devam ediyor ülkenin her yerinde eğitim ve bilim emekçileri...

TÖS’ün Büyük Eğitim Yürüyüşü’ndeki; “…Kendilerini egemen sınıfların emir kulu sayan, kraldan çok kralcı yöneticilerin yol bağlarını, telefon zincirlerini kırarak geldik” cümlesi, eğitim ve bilim emekçilerinin kendi sorunlarını, halkın, halkın çocuklarının yaşadığı sorunlardan bağımsız görmeyen aydınlanmanın, toplumsal dönüşümün örgütlenmesindeki öncülüğünü, sorumluluğunu haykıran o köklü mücadele sesinin, inadının kararlılığıydı. Bu kararlılık eşit, özgür bir geleceği örme, örgütleme inadı Eğitim Sen’le devam ediyor. Asıl “muzır neşriyat”lara Ensarlara karşı mücadelemizi de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Eğitim Sen olarak Ensar protokolüne karşı kazandığımız davaya rağmen Antalya’da imzalanan Ensar protokolüne karşı açtığımız davayı da kazandık.

Biz umutlarımızdan, düşüncelerini özgürce ifade eden, soran, sorgulayan bir nesil yaratma kararlılığımızdan asla vazgeçmedik. Çocuk kitaplarından, özgürlükten, sorgulamaktan korkanlara inat “Anne Bak Kral Çıplak” diyen, “Dislike atan dislike’lanır” diyenlere karşı haklarına, geleceklerine sahip çıkan öğrencilerimiz var bizim...

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız