Asgari ücret açlık sınırının altına düştü: Yurttaşlardan tepki yağdı
1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak 28 bin 75 liralık asgari ücret, Türkiye tarihinde ilk kez açlık sınırının altında kaldı. Ücretin açıklanmasının ardından yurttaşlar, “Bu parayla yaşamak imkânsız” diyerek tepkilerini dile getirdi.

Dün akşam saatlerinde Vedat Işıkhan tarafından açıklanan asgari ücret, Türkiye çalışma hayatında kritik bir eşiğe işaret etti. 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak şekilde 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücret, ülke tarihinde ilk kez açlık sınırının altında kaldı. Açıklamanın ardından sendikalar, siyasi partiler ve yurttaşlardan art arda tepkiler yükseldi.
Bugün Türkiye’de yaklaşık 17 milyon çalışanın neredeyse 10 milyonu asgari ücretle geçimini sağlamaya çalışıyor. Uzun süredir bir “başlangıç ücreti” olmaktan çıkan asgari ücret, fiilen ortalama ücrete dönüşmüş durumda. Buna rağmen açlık sınırının altında kalan yeni ücret, artan hayat pahalılığı karşısında geniş kesimler için geçim kaygısını daha da derinleştirdi. Karar, kamuoyunda "insanca bir yaşam" tartışmasını yeniden alevlendirirken, tepkiler de büyümeye devam ediyor.
YURTTAŞLARDAN TEPKİLER
Aksaraylı bir yurttaş yeni asgari ücret rakamını değerlendirirken, "Devlet yetkilileri, bunu bize layık görenler, ilk önce o parayla kendileri geçinmeye çalışsın, ondan sonra insanlara reva görsün bunu" dedi.
Yurttaş Osman Soylu, asgari ücrete yapılan zammı "sadaka" olarak nitelendirdi. Kiraların "25 bin lira" olduğunu söyleyen Soylu, şunları kaydetti:
"28 bin lira asgari ücretle kim, nasıl geçinecek? Birisi bir açıklama yapsa da bilsek. Devlet yetkilileri, bunu bize layık görenler, ilk önce o parayla kendileri geçinmeye çalışsın, ondan sonra insanlara reva görsün bunu. Asgari ücretin en az 40 bin liradan aşağı olmaması lazım. Çünkü yıllardır sürekli 3 bin ve 5 bin lira, hep böyle sadaka tarzı zamlar yapıldı. Eskiden yılda iki defa zam yapılırdı, şimdi ise senede bir kere yapılıyor zam. Bence insanlar çok zorlanıyor."
"GEÇİM SIKINTISINA DÜŞÜNCE SEVGİ DE BİTİYOR, AŞK DA BİTİYOR"
Sinop'ta yaşayan bir yurttaş, "İşte boşanmalar, cinayetler, insanların psikolojisinin bozuk olması sebebi de maddi. İnsanlar evleniyor bir sene sonra, bir buçuk sene sonra geçim sıkıntısına düştükleri zaman ister istemeden boşanıyor. Niye? Dolabı açtıklarında hiçbir şey yok. Hani sevgi nerede kaldı? Sevgi de bitiyor, aşk da bitiyor. İki torunum, üç tane çocuğum var. Geçinemiyorum" dedi.
"EĞER PATRONU DÜŞÜNÜYORSANIZ İŞÇİLERİ DE DÜŞÜNÜN"
Diyarbakır’lı bir işçi Nurettin Begüm ise yeni asgari ücretin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Açıklanan rakamın TÜİK verilerine ters düştüğünü dile getiren Nurettin Begüm, “Suriçi’nde oturuyoruz. Kira 15 bin lira, maaş 28 bin lira. Bir de çocuklu aileleri düşünürsek imkansız hale geliyor. Eğer patronu düşünüyorsanız işçileri de düşünün" dedi.
Begüm, 6 aydır asgari ücretin gündemde olduğunu belirerek, "Allah belamızı böyle veriyor. Biz bunları hak ediyoruz demek ki. Biz bunları hak ettiğimiz için bunları başımızdadır. Kendileriyle çelişiyorlar. TÜİK’in verisi yüzde 33. Bu veriye göre bile veremiyorsun. Yani TÜRK-İŞ’in açıkladığı veri de olmuyor. Hiçbirinin verisi birbirini tutmuyor. Bence en az asgari ücretin 35 bin lira olması gerekiyor. Çünkü 40 bin lira dersek yine bir şeylere de zam gelir. Asgari ücret açıklandığından bir saat sonra otoyol, geçiş ücretleri, hepsi zamlandı” diye konuştu.
"İNSANLAR 1000 LİRAYLA YAŞAMAK ZORUNDA KALMIŞ"
Mustafa Akkul isimli yurttaş ise asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmesinin kabul edilemez olduğuna vurgu söyleyerek, şöyle konuştu:
“Açlık sınırı 29 bin, asgari ücret maalesef 28 bin lira oldu. Yani bin lirayla yaşamak zorunda kalmış bu ülkede insanlar maalesef. 28 bin lirayla biz yaşıyoruz bu memlekette. Üç kez bir markete gidersin ve üç sepet erzakla ancak evine erzak alabiliyorsun, ki bunun evin kirasını, evin bütün o gider faturalarını dahil etmiyoruz. Şu andaki bu enflasyonla 29 bin değil, en az 59 bin lirayla bir geçim olması gerekir. Onun için 28 lira çok özür diliyorum, yani bu insanlarla dalga geçmek gibi bir şeydir bu ülkede. Tüm siyasi partilerin bir müdahale edilmesi gerekir. Bu insanlar 28 bin lirayla nasıl bir geçim sağlayabiliyor? Ciddi anlamda hayretle izliyoruz. Üzgünüz.”
KÖLELİK VE SEFALET ÜCRETİ
Nezir Gezer isimli yurttaş ise asgari ücreti "kölelik ücreti" ve "sefalet ücreti" olarak tanımlayarak, şunları kaydetti:
“Dikkat ederseniz asgari ücreti belirleyenler en az 5-6 maaş alıyor. 5-6 maaş almayan yoksa da içinde en az asgari ücretten 5-6 kat fazla maaş alan insanlar olduğu için asgari ücret derdini anlayamazlar onlar. Toplumda insanların ne halde olduklarını görsünler. Ondan sonra asgari ücret belirlensin. Asgari ücret açlık sınırının altı kaldı. Sefaletin altıdır. Diyarbakır'da bazı kiralar var. 5-6 kat asgari ücretten fazla. Bazı dükkanların kirası var. 15-20 kat fazla hocam. Bunu İstanbul'da değil, Diyarbakır üzerinden değerlendirme yapmak istiyorum.”
İSTANBUL'DA ASGARİ ÜCRET MANZARALARI
İstanbul'da konuşan yurttaşlar, Türkiye'nin yaşam koşulları en pahalı şehirlerinden birinde asgari ücret ile yaşamanın zorluklarına ilişkin konuştular ve şunları söylediler:
“AKBİL BASMAMAK İÇİN KİLOMETRELERCE YÜRÜYORUM”
Kendini 'vatanını seven biri' olarak tanımladığını belirten bir emekli kadın, aldığı maaşla geçinmenin mümkün olmadığını söyleyerek yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Vallahi bu fiyatla bu parayla geçinmek mümkün değil. Kendileri bu rakamlarla geçinsinler, ondan sonra konuşsunlar. Bu yapılan zamla geçinmek çok zor. Ben ta nereden nereye yürüyorum akbil basmayayım diye. Üç tane arabayla gidiyorum. Üç tane arabayla geliyorum. Sabah mecbur gittim yetişeyim diye ama şimdi dönüşü akbil basmamak için mecbur yürüyorum. 2-3 kilometrelik yolu yürüyerek gidiyorum. Ben emekliyim ama asgari ücretin altında benim maaşım. Önce bir kendileri bu maaşlarla geçinmeye çalışsınlar. Vallahi bu baştakilerin yaptığını hiç tasvip etmiyorum. Çok ayıp ediyorlar vatandaşına. Vatandaş senin kendi vatandaşın. Niye bu insanlara böyle yapıyorlar. Bilmiyorlarsa, bıraksınlar, gitsinler. Bilenler gelsinler. İmamoğlu’na da yapılanları çok ayıp buluyorum. Yaptıkları çok yanlış. Bu yanlıştan dönsünler, gittikleri yol, yol değil. Bir de lütfen zeytinliklere dokunmayın. Bizim yer üstü zenginliklerimiz inanın yer altından çok daha fazla. Memleketimiz altın ya. Yer üstümüz altın. Lütfen ülkemizin kıymetini bilelim”
“KANADINI, BUTUNU GEÇTİM; 28 BİN LİRAYA TAVUK BOYNU ALABİLİRİZ”
Asgari ücretle valelik yapan işçi Fatih Kurt ise mevcut gelirle temel giderlerini dahi karşılayamadığını belirtti. Kurt şunları söyledi:
“Asgari ücretle geçinmek çok zor olacak. Çünkü şu anda 22 bin lira maaş alıyoruz. Evimin kirası, elektriğim, suyum, doğal gazım, faturalarım hiçbirini karşılayamıyorum. Çift iş yapmak zorunda kalıyorum. Eşim de çalıştığı halde evime hiçbir şey alamıyorum. Günlük masrafım 700-800 lira. Ne elbise alabiliyorum, ne de evime sebze, meyve, et. Hiçbir şey alamıyorum, çok zor. 28 bin liraya sadece tavuk boynu alabiliriz. Ya da tavuğun ciğeri. Başka hiçbir şey alamayız. Kanadını geçtim, butunu geçtim. Sadece tavuk boynu patates, havuç, soğan koy, al sana yemek. 28 bin liraya bu olur. Başka hiçbir şey olamaz”
“GENÇLER SİGORTASIZ, ASGARİ ÜCRETE RAZI BIRAKILIYOR”
Üniversite 1’inci sınıf öğrencisi Ahmet Deniz Özsüllü, asgari ücret artışının bir karşılığı olmadığını belirterek, "Asgari ücretin 28 bin lira olması pek bir işe yaramıyor açıkçası. Zaten 22’den 28’e çok da değişen bir şey olmadı. O zamlar yeni yılda bizi zarara sokacak. İş arıyorum. Bulduğum işlerde de asgari ücreti bile anca teklif ediyorlar. O da sigortasız işler oluyor genelde. En az 35 bin lira olması lazım ama 35 bin lira olsa bile diğer her şeye gelen zamlarla o para da eriyecekti. Böyle her sene daha kötü bir kısır döngüyle gidiyoruz” dedi.
“EV GİDERİM YOK AMA YİNE DE YETMİYOR”
26 yaşındaki işçi Eylem Ağır ise ailesiyle yaşadığını, buna rağmen maaşının yeterli olmadığını şöyle anlattı:
“Şu an ben kendim için çalışıyorum sadece düşünün. Hiçbir ev giderim yok. Bunların hepsini karşılayan annem ve babam. 26 yaşında olmama rağmen. Onun dışında eve bir katkım yok. Sadece eğlence ve bir şekilde sosyal olarak kendimizi gerçekleştirmek ya da psikolojik olarak kendimizi iyi hissetmek adına yaptığım giderlere maaşım yetmiyor. Bunlara bile maaşım yetmiyor. Akşam ben işten çıktıktan sonra eve gidene kadar bir buçuk saat beklemek istemiyorum mesela. Evde yemek istemiyorum ve bir yere oturup yemek yediğimde geçinebilmek için cidden kötü yerlerde yemeniz lazım. Zaten o konulara hiç girmiyorum. Çok cüzi miktarlara satılan yerlerden yersek tamamen sağlığımızı da unutmamız gerekir. Sağlığımızı düşünüp ortalama bir yerde, iyi bir yer demiyorum çünkü iyi yerlerde belki maaşımın yarısı gidecek belki sadece ortalama bir yerde yediğimde bile bu ayda dört beş kere tekrarlanırsa çok ciddi param cebimden azalıyor”


