Asıl oportünist kim hâlâ tespit edilemedi
İnönü Alpat İnönü Alpat
Bu köşede nadir de olsa tarihimizde cereyan eden kimi tartışmalar, gülümseten diyalo

Bu köşede nadir de olsa tarihimizde cereyan eden kimi tartışmalar, gülümseten diyaloglar yer aldı. Bugün yine bunlardan bir kaçına yer vereceğiz. 70'li yıllara gidip, sol grup, parti ya da çevrelerin birbirlerini hangi kavramlarla itham ettiğine -biraz zorlarsak eleştiri de diyebiliriz- bakacağız. Bugün için pek bir anlamı görünmese de, o günlerde bu tür ithamların epey can acıttığını hatırlayıp, 'keşke o yıllarda da gülümsetseydi' diyeceğiz. Daha ağır, altından kalkılamaz, dayanaksız suçlamaları konu etmeyeceğiz; polis, ajan, sınıf işbirlikçisi gibi yakıştırmaları deli saçması olarak gördüğümüzü yazacağız. Yok saymamızı, bu sözcüklerle başlayan tartışmaların telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmasına bağlayacağız. 70'li yılları hatırlayalım: Herhangi sol grup yalnızca kendisini devrimci olarak görüyor ve dolayısıyla kendi dışında kalanların

külliyesini devrimci olmamakla eleştirmekle kalmıyor, nasıl da revizyonist, oportünist olduğunu kanıtlamak için tefrika yayınlıyordu. Bazı başka tanımlamalar vardı ki; zekice olmadığını iddia etmek mümkün değildi. Örneğin Devrimci Yol, Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş gibi gruplar için "Dolambaçlı Sovyetikler" tanımı kullanıyordu. Devrimci Yol, adı geçen bu grupların teoride halk savaşını savunduklarını ama buna uygun pratiklerinin bulunmadığını belirterek, özünde sovyetik ayaklanma yanlısı olduklarını ileri sürüyordu. Bu gruplara göre ise Devrimci Yol'un yaptığı "Utangaç PDA'cılık"tı. Sol içinde SSCB'ye karşı en uzlaşmaz tavrı sergileyen PDA'cılar-dı. Devrimci Yol ise SSCB'nin uygulamalarını eleştirmiş, hatta Afganistan işgalinden sonra biraz daha sertleşerek 'SSCB'yi nüfuz alanını genişletmekle suçlamıştı. Nüfuz alanını genişletmek emperyalizmin bir özelliği olduğuna göre Devrimci Yol SSCB'ye emperyalist demek istiyordu ama utanma belasına bunu ifade edemiyordu. Devrimci Yol'a "utangaç PDA'cı olmak" düşüyordu.

"Ortayolculuk" da buna benzer bir icattı. Türkiye sol hareketinin tek ve değişmez ortayolcusu Devrimci Yol'du. Devrimci Yol'a bu yakıştırma SBKP ve ÇKP kamplaşması dışında kalması nedeniyle verildi. Zamanla ortaolculuğun Devrimci Yolcular arasında bir siyaset yapma kültürü haline geldiği şeklinde yorumlandı. Devrimci Yol yalnız uluslararası sosyalist hareketin değerlendirilişinde değil pek çok konuda böyle bir orta yol arayışı tutturdu. Bir başka itham ise kendiliğindencilik üzerineydi. En ünlü "kendiliğindenci hareket" Devrimci Yol'du; diğer grupların birbirlerini kendiliğindencilikle suçladığı oluyordu ama hepsindeki ortak payda Devrimci Yol'un kendiliğindenci olmasıydı. 1970'li yılların en güçlü hareketi olmasına karşın istenen düzeyde bir örgütlenmeyi yaratamaması Devrimci Yol'u bu eleştiriye maruz bırakıyordu. Kitle kuyrukçuluğu da buna benzer bir tartışmaydı. Aslında kayda değer bir kitle desteği sağlayan hareketlerin ortak kaderiydi, kitle kuyrukçusu olarak anılmak. Suçlayan kesimler ise dar kadro hareketleri olarak biliniyordu. Türkiye solunun kitle kuyrukçularını sıralamak hiç de zor olmasa gerek: Devrimci Yol, Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş, Devrimci Sol vb. Maceracılık, legalizm, pasifizm başlıklı mevzuları da hep bu çerçevede, yani sol grupların birbirine yüklenme noktaları olarak solun gülen yüzü hanesine yazmak lazım. "İleri Demokrasi" tezini savunan TKP'nin, "İlerlemeciler" olarak anılmasını, Halkın Yolu'nun lider kadrosunun, 1977 yılının sonlarına doğru topluca TİKP'ye (Aydınlık) katılması ama Halkın Yolu'nun kitle ilişkilerini TİKP'ye taşıyamaması nedeniyle "Or-dusuz Generaller" olarak adlandırılmasını, Aydınlık'ın kendisi dışında kalan bütün grupları "Sahte sol" olarak değerlendirmesini, Bizim Radyo ve TKP'nin Sesi'ni dinleyerek 'durumdan vazife çıkaran' TKP'lilere "Radyocular" denmesini, yine bu çevrenin isminin, 2. MC Hükümeti'ne karşı önerdikleri Ulusal Demokratik Cephe siyaseti nedeniyle "Udcular"a çıkmasını da kaydetmek gerekiyor bir köşeye ama "sosyal faşist" ve "Maocu bozkurt" faslıyla tırmanan sol içi çatışmalarda çok arkadaşımızı yitirdiğimizi hiç unutmadan...

REVİZYONİSTLER BELLİ DE...
Revizyonizm, en tehlikeli ve ciddi sağ sapma olarak tarif edilir sol arasında. Bir suçlama ifadesidir, kötü bir şey olduğu kesindir. Türkiye solu içerisinde kendisine muhatap bulamayan bir sözcüktür. Çünkü hemen her sol grup kendisi dışında kalan sol grupları "revizyonist" olmakla suçlamıştır. Ancak göz önündeki kimi kümelenmeleri atlamamak gerekir: Türkiye solunun değişmez(!) "revizyonistleri", SSCB yanlısı bir politik hat izleyen TKP, TSİP, TİP'tir. Bazı sol gruplar birbirleri için farklı yakıştırmalarda bulunsa da bu üç partinin revizyonist oldukları tartışılmazdır! Çünkü Türkiye solunun ağırlıklı kısmı, SSCB'de sosyalizm adına yapılanlara kökten bir karşı çıkış içindedir. SSCB'nin işçi sınıfının eylem kılavuzunun yani Marksizm'in temel ilkelerini değiştirdiği, revize ettiği iddia olunmuştur. Dolayısıyla Sovyet yanlısı olarak bilinen grupların kaderine de revizyonist olmak düşmüştür. Revizyonizmin Türkçesi değişimdir. SSCB'de yaşananlar 'aslı gibidir' mührü basılmaktan uzak görüldüğü için TKP, TSİP ve TİP bu sondan kendilerini kurtara-mamıştır. Sol içinde kimin revizyonist olduğu kolay anlaşılır bir haldedir ama aynı şeyi oportünizm için söylemek zor görünmektedir. Belki de oportünizm en sık rastlanan suçlama sözüdür, polemiklerin değişmez vurgusudur. Sözcük karşılığı fırsatçılık olduğundan olsa gerek, sübjektivizme açıktır. Göreceli kavramların başında gelmektedir ve bu özelliği ile herkesin oportünist olmak hakkı ve şansı bulunmaktadır. En azından diğer suçlama ifadeleri daha seçici kullanılırken oportünizmin bu noktadan uzak olduğu söylenebilir. Devrimci Yol Kurtuluş'a, Kurtuluş Halkın Kurtuluşu'na, Halkın Kurtuluşu Devrimci Yol'a, TKPTSİP'e göre oportünisttir. Aradan geçen onca zamana ve bir yığın tartışmaya karşın, Türkiye solunu oluşturan gruplardan hangisinin gerçek anlamda oportünist olduğu henüz tespit edilememiştir!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız