Asıl sorun delilik değil
Birgün Birgün Birgün Birgün
2017’de çok sayıda psikiyatrist bir araya gelip Trump’ın konuşmaları, davranışları, etrafındaki insanlarla ilişkileri, muhalifleri hakkındaki ifadeleri, ulusal ve uluslararası konulardaki çıkışları gibi verileri klinik psikiyatri düzeyinde değerlendirerek, Trump’ın ne kadar tehlikeli bir politik figür olduğunu bilimsel düzeyde ortaya koydular. Bu bulgular The Dangerous Case of Donald Trump (Tehlikeli Donald Trump Dosyası) adıyla kitaplaştırıldı. Kitabın alt […]

2017’de çok sayıda psikiyatrist bir araya gelip Trump’ın konuşmaları, davranışları, etrafındaki insanlarla ilişkileri, muhalifleri hakkındaki ifadeleri, ulusal ve uluslararası konulardaki çıkışları gibi verileri klinik psikiyatri düzeyinde değerlendirerek, Trump’ın ne kadar tehlikeli bir politik figür olduğunu bilimsel düzeyde ortaya koydular. Bu bulgular The Dangerous Case of Donald Trump (Tehlikeli Donald Trump Dosyası) adıyla kitaplaştırıldı. Kitabın alt başlığı şöyleydi: “27 psikiyatrist ve akıl sağlığı uzmanı, bir başkanı değerlendiriyor”.

Psikiyatristlerin bu sert ve haklı çıkışı, ABD’de Goldwater Kuralı tartışmalarını gündeme getirdi. 1964’teki başkanlık seçimlerinde aday olan muhafazakâr senatör Barry Goldwater öyle radikal ve tehlikeli bir adamdı ki, Fact adlı dergi psikiyatristler arasında bir anket yapıp The Unconscious of a Conservative (Bir Muhafazakarın Bilinçsizliği) başlıklı bir makale yayımladı. Fact yazıyı şöyle duyurmuştu: “1189 psikiyatrist, Goldwater’ın psikolojik açıdan başkanlığa uygun olmadığını söylüyor!” Bu olayın tıp etiği açısından doğurduğu sorun ve tartışmalar, 1973’te Amerikan Psikiyatristler Birliği’nin (APA) Goldwater Kuralı’nı kabul etmesine yol açtı: “Hiçbir psikiyatrist, bizzat hastası olmayan tanınmış figürlerin akıl sağlığı hakkında kamusal alanda fikir beyan edemez.” İşte Trump’ın akli dengesi bozuk bir figür olduğunu söyleyen psikiyatristler bu kural üzerinden yıpratılmaya çalışılıyordu.

Ama böyle durumlarda toplumun iyiliğini profesyonel etiğin önünde tutan başka bir madde var: Tarasoff Kararı. 1969 yılında Tatiana Tarasoff adlı 19 yaşında bir üniversite öğrencisi, 22 yaşındaki Prosenjit Poddar adlı yabancı öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Tatiana’yla aralarında bir ilişki olduğu ama kızın kendisine ihanet ettiği yanılsamasına kapılıp yıkıcı bir depresyona giren Poddar, cinayetten bir süre önce çevresindekilerin ısrarıyla psikolojik danışmana gitmeye başlamıştı. Paranoid şizofreni teşhisi konan Poddar, Ekim ayında evine kadar takip edip vahşice katlettiği kızcağızı öldüreceğini aylar öncesinden hem arkadaşlarına hem de danışmana söylemişti aslında. Tehlikenin farkında olan danışman durumu polise bildirmişti ama Poddar kısa bir gözaltından sonra serbest bırakılmıştı. 1976’da mahkeme, Tatiana’nın ölümünde sadece Poddar’ın değil, danışman ve polislerin de suçlu olduğuna karar verdi. Böylece bir başka etik kural olarak Tarasoff Kararı devreye girdi. Bu karar, tehlikeli insanlar hakkında olası kurbanları uyarma konusunda psikiyatristlere sadece izin vermiyor, neredeyse bunu bir göreve dönüştürüyordu.

Bulunduğu makam itibariyle başkanın akıl sağlığının dünyayı dönüşü olmayan korkunç yollara sokacak kadar bozuk olduğunu tespit eden ve hem Amerikan halkını hem de dünyayı uyaran psikiyatristlerin ortak çalışması bu yıl yeniden basıldı. Makale veren psikiyatrist sayısının 37’ye çıktığı bu kitabın en önemli söylemi şu: “Önemli olan deli olması değil, tehlikeli olması…” Çünkü ortada muhalafeti ve farklı kimlikleri düşmanlaştırıp yandaşlarının şiddetine hedef haline getiren, iktidara geldiğinden beri sadece zenginlerin daha da zenginleşmesi için çalışan, barışı değil savaşı yücelten, aklına esen her şeyi yapabileceğini sanan bir ‘başgan’ var.

Tabii yandaş medyanın pompaladığı söylemleri sorgusuz sualsiz kabul ederek içselleştirip ‘düşman’ denilenlere saldıran ya da saldırıları destekleyenler de en az neofaşist ‘başgan’ kadar tehlikeli. Ama sonuçta bunlar birbirine bağlı; birinin güçlenmesi diğerini de güçlendiriyor, birinin zayıflaması diğerini de zayıflatacak.

Bu süreci belirleyecek unsur ise halkın Goldwater değil Tarasoff olduğunu fark etmesi olacak.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız