birgün

10° PARÇALI BULUTLU

ARŞİV 08.03.2012 12:42
author

Aşk ve Gülümsemeye dair

“Hakikatin en küçük atomu, bir insanın acı dolu emeklerini ve
ödediği bedelleri temsil eder.
Hakikatin akla gelebilecek her bir parçasına karşılık, cesur bir
hakikat arayıcısına ait ıssız bir mezar ve cehennemde kavrulan
bir ruh vardır.”

*
Duvarların, nöbetçilerin, demir kapının önünde sandalyeler
diziliyor. Eski öğrenciler, asistanlar, meslekdaşlar, hocalar,
dostlar, huzursuzlar…
Soğuk.
Kentin uğultusu, nemi, iniltisi altında ve kadın tutukevinin
karşısında… ders başlayacak.
İçerde kadınlar var, dışarıda onlar…
Evet onlar, ‘egemen sistemin rehineleri…’
Aklına kelimeler üşüşüyor, bu fotoğrafa baktıkça.
Ders / tutukluluk, okul / cezaevi.
Yaşamak, özgürlük, aşk /cehennem.

Kelimeler neyi temsil eder, neyi çağrıştırır…
“Aşk hem çoşkudur” diyor Büşra Ersanlı,
“…hem özgürlük. Aşk özgürlüktür çünkü kişi kendine mesafe
koymaz, rol üstlenmez ve enerji ile yaratıcılığı buluşturur.
Özgürlük için farkında olmadan sorumluluğa büyük bir adım
atar. Gerçeği rüyada bulur ve insan seven gücünü coşturur.işte
tam da bu konumdan dolayı arife tarih gerekmediği gibi aşıka
maarif gerekmez” diye devam ediyor.
Beş-on metre ileride, hücresinde bunları mı düşünüyordur yine,
haberdar mıdır dışarıda gerçekleştirilen ‘ders’ eyleminden.
Erica Jong sanki Büşra’nın cümlesini tamamlıyor…
“Diktatörler sevişmeyi de, yaratmayı da çoğu zaman yıkıcı
eylemler olarak görürler, çünkü bu iki eylem de insanın kendi
bedenine ve kendi sesine sahip olduğunu kavramasını sağlar.”
Bütün otoriter ‘hallerin’ insan bedenine düşmanlılığının
hikayeleriyle dopdolu değil mi tarih…
Hakikat… neden iktidar, cezaevi, cehennem kelimelerini
çağırıveriyor. Aldons Huxley,” … bu dünya belki de başka bir
gezegenin cehennemidir” demiş Pozantı cezaevinde olanları
mesela, Uludere’yi, Hocalı mitingindeki sloganları biliyormuş
gibi…

*
Aşkı gülümseme ifşa ediyor olmalı. Çünkü birden bire fark
ediyorsun. Kimi insanlar gülümsemeleri ile benziyorlar

birbirlerine.
Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu diyelim ki… içten, içeriden,
gözlerinin derinlerinden bütün o aşkın gülümseyenleri
benzemiyorlar mı… Zeynep, Cihan, Ahmet, Nedim ve
diğerleri… içerideki kadınlar. Suyu, toprağı, ateşi, çocuğu,
umudu temsil edenler… onları içeri atan ‘adalet’ öyle
gülümseyebilir mi…
‘Aşk örgütlenmekse’ eğer, bütün gülümsemeler birleşin.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız