Aslı Perker: Hayattaki bütünselliği seviyorum

15.11.2019 15:03 KÜLTÜR SANAT

KADİR İNCESU

MSKM’de Edebiyat Akşamları’nın bu haftaki konuğu Aslı E. Peker oldu.

Bugüne kadar Başkalarının Kokusu, Cellat Mezarlığı, Sufle, Bana Yardım Et, Flamingolar Pembedir ve Vakit Hazan adlı romanları yayımlanan Aslı E. Perker, Özgür Okuryazar’ın yazın yaşamı üzerine sorduğu soruları yanıtladı.

Perker, okumaya başladığı ilk günden itibaren tutkulu bir okur olduğunu söyledi.

Perker, anne ve babasının okumayı bir yaşam biçimi haline getirdiklerini belirterek, “Çocukluğumda, bizim çocuklarımıza yaptığımız gibi bir mesai harcamıyorlardı. Harcamaları da gerekmiyordu. Çocuğa bir şey yaptırmak yerine örnek olmak çok önemlidir. Babam ve annem çok kitap okurdu. Bu özelliğiyle bizim örneğimizdi. Büyük bir kütüphanesi olan bir evde büyüdüm.

Okumayı bir gecede öğrendim, okuldan geldiğim ilk gün sabaha kadar kendi kendime çalıştım, yorgunluktan okula gidemedim. Ancak okumayı da öğrendim. Sonrasında da ne bulduysam okudum,” dedi.

Perker, yazar olmayı 14 yaşımda aklına koyduğunu, yolunu çizdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “14 yaşımda ‘ben yazar olacağım’ dedim. Ancak hayatın gerçeklerinin de farkındaydım. Gazetecilik okumak, gazetelerde çalışmak, işimi iyi yapmak, İtalya’ya gitmek, oradan ülkeme makaleler göndermek ve orada da kitabımı yazmaktı düşüncem. Yalnızca İtalya yerine Amerika’ya gittim. Diğer düşündüğüm her şeyi yaptım. Planlarımı yazar olmak üzerine yaptım.”

Her gün kitap okuduğunu, kitap okumazsa kendisini çok kötü hissettiğini, bir cümlenin arkasında bazen yazarın bütün felsefi anlayışının yatıyor olabileceğini ifade eden Perker 24 dile çevrilen Sufle adlı romanı için de şunları söyledi: “Romanın üç ana karakteri New York, Paris ve İstanbul’da yaşıyor. Zor bir dönemden geçen orta yaş üzeri insanlar…

Aynı yemek kitabından aynı tarifi yapıyorlar; Sufle… Tarifi ne kadar iyi uygularsanız uygulayın genelde suflenin ortası çöker. Nadiren yüksek kalır.

Ben bunu insan hayatına benzettim. Bizler de hayata doğduğumuz coğrafyaya elimizde birer mükemmel insan olma tarifiyle geliyoruz. Şöyle davranırsan, şunları yaparsan şöyle olur gibi... Fakat biz bu mükemmel tarife uysak bile, bir an geliyor, hayat yolumuzun ortasına bir dokunuyor ruhumuz, hayatımızın ortası çöküveriyor. Ben de bu metafordan yola çıkarak bu kitabı yazdım.

Sufle’de Amerikan, Fransız ve Türk kültürü de var.”

Perker, Flamingolar Pembedir romanından geçen, hayata bakışını yansıtan cümleyi de okurlarıyla paylaştı: “Falamingolar Pembedir’de doğayla ilişkimi anlattım. Dayı ve yeğeni sürekli doğadan konuşuyorlar. Dayı yeğenine ‘Flamingolar Neden Pembedir?’ diye bir soru soruyor. Yeğen yanıtı bilmediği için dayı cevaplıyor:

‘Flamingolar karides yedikleri için pembedir.’ Bu yanıt çocuğun aklını da patlatıyor. Sonuçta, ‘Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir kuş denizdeki bir canlıyı yiyor ve pembeye boyanıyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir canlı öldükten sonra bir kuşun kanadında yaşıyor,’ diyor…

Benim hayata bakış açım bu… Doğadan kopuk yaşamak beni hiç rahatsız etmiyor. İstanbul’un en çirkin yerlerinden birinde yaşadığım için mutsuz değilim. Çünkü yaşadığım apartmanın çimentosunda bile doğanın bir parçasının kullanıldığını biliyorum. Bu benim için yeterli. Ben hayattaki bütünselliği seviyorum. “