Atalay'dan kupürlü kanıt!
Cumhurbaşkanına isimsiz şikayet dilekçesinin, Cumhuriyet Vakfı yönetim Kurulu eski üyesi Alev Coşkun tarafından gönderildiği Akın Atalay’ın gösterdiği kupür benzerlikleriyle ortaya çıktı

ZEYNEP KURAY
Gazetecilik faaliyetlerinin yargılandığı Cumhuriyet Gazetesi Davası’nın üçüncü duruşması Çağlayan İstanbul 27 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Yayın Danışmanı ve yazarı Kadri Gürsel, muhabiri Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper’in yargılandığı davada, cumhurbaşkanına gönderilen isimsiz şikayet dilekçesinin tanık olarak dinlenen Cumhuriyet Vakfı yönetim Kurulu eski üyesi Alev Coşkun tarafından gönderildiği , Akın Atalay’ın gösterdiği kupür benzerlikleriyle ortaya çıktı Coşkun'un dosyaya verdiği ok işaretli kupür ile imzasız dilekçede verilen kupürün arasındaki benzerlikleri gösterdiğine dikkat çekerek Atalay, "Bu iki kupür aynı kupür" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi’nin çizgisinin ve gazeteciliğin yargılandığı üçüncü duruşma Çağlayan ‘da devam etti. HDP, CHP milletvekilleri, ulusal ve uluslararası basın kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin katıldığı davada tanıklar dinlendi. Duruşma öncesi adliyenin önünde basın açıklaması yapan demokrasi güçleri, Cumhuriyet çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını istedi. 14.30’da başlaması gereken duruşma bir saat gecikmeli yapılan kimlik tespitiyle başladı.
Cumhuriyet Vakfı yönetim Kurulu eski üyesi Alev Coşkun tanık olarak dinlendi.
‘EMNİYETE FOTOKOPİYİ SİZ Mİ GETİRDİNİZ?’ SORUSUNA DOLAYLI “EVET”
Cumhuriyet Vakfı yönetim Kurulu eski üyesi Alev Coşkun tanık olarak dinlendi. Avukat Tora Pekin’in, “Fotokopilerini emniyete siz mi getirdiniz ?” sorusuna Coşkun, dolaylı yoldan “evet” dedi.
23 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nin ön sayfasında çıkan , “ Fakirhaneye bunlar malikane diyorlar” başlıklı habere işaret eden Avukat Tora Pekin: “İfadenizde olan ama burada değinmediğiniz bir bölüm var. Cumhuriyet mensuplarının Sulh Ceza Hakimliğindeki tutuklamalarından biri 23 Mayıs ve 25 Mayıs tarihli haberler. Biliyor muydunuz?
Alev Coşkun: Ben gittiğimde zaten gözaltına alınmışlardı. Ama o iki tarihli gazeteden bahsettim. 72 milyon kişi karşı çıksa o iki gazeteye karşı çıkmaya devam edeceğim.
Avukat Pekin’in : "23 ve 25 Mayıs tarihli gazeteyi terör şubesine siz mi götürdün?" sorusuna ısrarla cevap vermeyen Coşkun, “Herhangi bir yere bakın bu iki gazete çıkacak. Bu gazete beni ağlatmıştır. Çünkü Cumhuriyet'in logosunun baş köşesinde Fethullah'ın remsi var. Siz bunu nasıl kabul ediyorsunuz?
SEYİRCİDEN ‘YAZIKLAR OLSUN’ TEPKİSİ
Av Tora Pekin: Benim kabul edip etmememin ilişkisi yok. Bu iki gazetenin tutuklama gerekçesi olduğunu biliyor muydunuz dedim, bilmiyordum dediniz.
Alev Coşkun: Ben o iki gazeteyle ilgili ifademin arkasındayım. Bana FETÖ'cü olup olmadıklarını sordular. Bilmem dedim.
Bu cevap üzerine salondaki izleyiciler "yazıklar olsun" diye tepki gösterdi
Alev Coşkun: Ben "bu arkadaşlarımız FETÖ'cü değil" dedim.
Avukat Tora Pekin: Siz o fotokopileri alıp emniyete mı gittiniz?
Mahkeme Başkanı: Soruya itirazımız var. Tanığı burada yargılayamazsınız. Bu fotokopinin tanıklık sıfatıyla alakası yok” demesi üzerine avukat Pekin: Alakası şu, terör şube ifadeye çağırmış. O da fotokopilerini alıp gitmiş.
Alev Coşkun: Sen diyorsun ki (Pekin'e) Bunlar Fethullah'ı baş köşeye koymuşlar, siz de onun fotokopisini alıp götürdünüz. Bu nedenle tutuklandılar. O zaman Fethullah'ı neden başköşeye koydunuz?
Av. Tora Pekin: Bu haberin suç olduğunu mu düşündünüz?
Alev Coşkun: Ben suç değil, etik olmadığını düşündüm. Hiçbir zaman logonun üzerinde yer almamıştır.
Av Tora Pekin: Peki suç oluşturmadığını bildiğiniz bir yayını bir ceza soruşturmasında neden yanınızda götürüyorsunuz?
Alev Coşkun: Bana "neden dava açtınız" diye soruyorlar. Ben de 23 Mayıs'ta gazeteyi açtım, gözlerim yaşardı ondan dava açtım dedim. İlhan Selçuk görseydi kabrinde kemikleri sızlardı.
Av. Tora Pekin: İfadenizde "yapılan soruşturmanın bitmesini bekledik" diyorsunuz. Hangi soruşturma? Siz gazeteci misiniz?'
Alev Coşkun: Ben gazeteci değilim. Siz çok iyi biliyorsunuz. Ben 22 sene gazeteyi birinci imza yetkisiyle yönettim. En sert yazıları yazdım sizin ailenizin ismini Kuvay-i Milliye kitabına koymuş biriyim.
Av. Tora Pekin: Kişiselleştirmenize gerek yok.
Alev Coşkun: Siz kişisel soruyorsunuz
Av Tora Pekin: Mizanpaj temel bir ilke midir?
Alev Coşkun: Hiçbir zaman Cumhuriyet logosu üzerine çıkmamıştı. Ben bundan rahatsızdım, ölünceye kadar da rahatsız olacağım.
Av. Tora Pekin: Haberin logonun üstünde yayınlanması temel ilkeye mi aykırıdır?
Alev Coşkun: Bu temel ilke değildir. Ama gazetenin geleneği vardır. Bu gazete Can Dündar'ın top oynayacağı yer değil. Bu gazete Atatürk'ün gazetesidir. Buranın temel ilkeleri var, Atatürk'e bağlılık, Cumhuriyet'e bağlılık Bu terör örgütünün baş köşeye getirileceği yer değildir.
Av. Tora Pekin: İfadenizde, "Dinci ve tarikatçıların haberlerinin ilk sayfadan verilmemesi bir kural iken" diyorsunuz, ikinci sayfadan yayınlanabilir mi?
Alev Coşkun: Cumhuriyet'in bir geleneği var, bir de haber değeri var. Habercilikte köpek insanı ısırırsa haber olmaz ama insan ısırırsa haber olur. İlk sayfada görünce FETÖ bir köpeği mi ısırdı dedim. Başka yerlerde haber olur ama Cumhuriyet'te olmaz.
Av.Tora Pekin: Sizin "yayınlanamaz" dediğiniz haber Cumhurbaşkanı'nın damadı Berat Albayrak'ın ABD'de Gülen'i ziyaret haberi. Ama sizin döneminizde yayınlanan haber "Cemaatten Açıklama: Malikane Kavgası":
Alev Coşkun: Dediklerinizin hiç alakası yok. Bu haberle gazetenin herhangi bir sayfasında giren bir haber bir olur. Bunu niye buraya koydular.
Av. Tora Pekin: O zaman bu haberi başka bir yerde yayınlasak hiçbir sorun yok öyle mi?
Alev Coşkun: Haber girer ama baş köşeye girmez.
DAVA AÇTIĞI TOPLANTIYA KATILMADI!
Av. Tora Pekin : İptal davasını açtığınız, yeter sayısının oluşmadığı toplantıya siz katıldınız mı? Mazeret bildirdiniz mi? Neden katılmadınız?
Alev Coşkun: Katılmadım, bildirmedim. Bu soruya yanıt vermek istemiyorum.
Av. Tora Pekin: Katılmadığınız bir toplantı için, toplantı yeter sayısının oluşmadığını iddia ederek iptal davası açtınız. Doğru mu?
Alev Coşkun: Ben katılmadığım halde 6 kişiyle toplandılar. Ben hukukçuyum. Toplantı yeter sayısı oluşmadan toplandılar. Vakıf hukuka uyacak.
Mahkeme Başkanı: 22 yıl vakıfta görev yaptınız. Bunun ne kadar zamanı İlhan Selçuk ile geçti?
Alev Coşkun: Cumhuriyet gazetesinin zor bir döneminde İlhan Selçuk beni davet etti. O dönem vakıf yok, şirket var. O şirketin başkanlığına seçildim. Daha sonra İlhan Selçuk Başkan oldu ben de başkan vekili oldum. Vefatına kadar böyle devam etti.
Mahkeme Başkanı: Vakfın köşe yazarlarına, muhabirlerine herhangi bir müdahalesi olur mu? Vakıf yöneticileri ile Genel Yayın Yönetmeni arasında böyle bir ilişki var mı?
Avukat Atilla Coşkun: Bu soru sorulamaz. Bu konuda vakfın senedi mevcuttur. Asla ve zinhar yönetim kurulu Cumhuriyet yönetimine karışamaz. Bu çerçevede böyle bir sorunun sorulmasının ilişkisi olamaz.
Mahkeme Başkanı: Bu dava ile doğrudan ilişkilidir.
Alev Coşkun: Bu vakıf Cumhuriyet gazetesinin ismini elinde tutuyor. Gazetenin isim hakkı vakfın elindedir. Vakıf bu ismi bir şirkete kiralıyor. Vakıf şirkete "bu vakfın temel amaçları budur. Bu çizgide gazeteyi çıkart" diyor. Vakıf ikide bir soru sormaz, yazarlara soru sormaz. 2-3 ayda bir Genel Yayın Yönetmenini çağırıp soru sorabilir, tirajı sorabilir. Temel çizgiyi muhafaza etmek koşuluyla.
Orhan Erinç: Alev Coşkun benim dönemimde de 3 sene başkan vekilliği yaptı
Av. Tora Pekin: Katılmadığınız bir toplantı için, toplantı yeter sayısının oluşmadığını iddia ederek iptal davası açtınız. Doğru mu?
Orhan Erinç söz aldı: Ben yönetim kurulu toplantısında öyle laflar etmedim. Bunu anımsatmak istedim...
Alev Coşkun: Ben 2 Nisan 2013 tarihli toplantının zaptı çok açık ve net olduğunu söyledim. Konunu ileride sorunlu olacağını hissettiğim için Erinç'e "bunu çok açık ve net yazalım. siz ve Akın Atalay da okusun" dedim. Burada bir toplantı önce mücbir sebep olduğu için Balbay oy veremiyor, çünkü tutuklu, ama oyu kabul ediliyor. Ben Yargıtay kararını sunarak kapalı zarfla oyunu sayalım dedim. Yargıtay kararını eleştirebilirsiniz ama uymanız gerekir. O nedenle iptal edildi.
Orhan Erinç: Alev beyin başkan vekilliği İlhan Selçuk'un vefatıyla sona ermedi, benim dönemimde de 3 sene başkan vekilliği yaptı. "Mücbir sebeple oy kullanabileceğine" ilişkin kararın altında Alev beyin de imzası vardır.
İSİMSİZ ŞİKAYET DİLEKÇESİNDEKİ KUPÜRLER DE İŞARETLİYDİ!
Duruşmada en dikkat çeken husus ise tutuklu bulunan Akın Atalay ‘ın Alev Coşkun’a hem yönelttiği sorular, hem gösterdiği kupürler damgasını vurdu. Atalay, Coşkun'un dosyaya verdiği ok işaretli kupür ile Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliğine gönderilen kupürün arasındaki benzerlikleri gösterdiğine dikkat çekti
Akın Atalay’in Alev Coşkun'a yönelttiği sorular:
Akın Atalay: (23 Mayıs tarihli kupürü göstererek) Kendisi malikaneyi gösterecek şekilde de işaretlemiş. Doğru mu?
Alev Coşkun: Doğru doğru!
Akın Atalay: Tanığın Cumhuriyet gazetesini yayınlayan şirketle yönetim kurulu ilişkisi 2004'te bitmiştir. Doğru mu?
Alev Coşkun: Doğru.
Akın Atalay: Vakıf 1993'te kuruldu, tanığın üyeliği 2013'e kadar sürdü. Kayıtlara doğru geçsin diye söylüyorum. Cumhuriyet Vakfı'nın resmi muhasebe kayıtlarına göre, Vakfın kuruluşundan bugüne Vakıf Yönetim Kurulu'nda başkanlık, başkan vekilliği, saymanlık yapan onlarca kişiler arasında herhangi bir ad altında ücret alan başka kimse olmadığı halde, her ay "huzur hakkı" adı altında ücret almıştır. doğru mu?
Mahkeme Başkanı: Davayla ilgisi yok.
Akın Atalay: Tanığın tanıklık motivasyonunu göstermek için soruyorum.
Mahkeme Başkanı: Cevap vermek zorunda değilsiniz.
Alev Coşkun: Kendisi teklif etti. Cumhuriyet'te en az telif alan kişi benim. Vakfın işleriyle uğraşıyorum, yazı yazıyorum. İlhan Selçuk istedi.
Mahkeme Başkanı: Maaşı kim teklif etti?
Alev Coşkun: Akın beyle, Ertin Akgüç. Ben "isterseniz vermeyin" dedim.
Akın Atalay: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne vakıf ile ilgili isimsiz bir şikayet dilekçesi verilmiş. Sizin bilginiz var mı?
Alev Coşkun: Hukuksuzluk var, kendi imzamızla itiraz ettik diyoruz. Dava açıyoruz, davacının ismi Alev Coşkun. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne 2016 Haziranında dilekçe verdim. 4 müfettiş inceleme yaptı, bunlardan biri a diyor, diğeri b diyor. İdarenin iki ayrı kararı olamaz. VGM'den inceleyin diye başvuruyorum. Böyle bir adam kalkacak, imzasız Cumhurbaşkanı'na mektup yazacak. Ne gereği var? Benim ihtiyacım yok. Acaba Cumhurbaşkanlığı'na bu dilekçeyi kim yazmış? Acaba gazeteden Atatürkçü olduğu için, Akın Atalay'ın attığı ya da atacağı biri olamaz mı? Ya da bu konuyu soru işareti yapmak için Akın Atalay ya da arkadaşları yazmış olamaz mı? Bana sen isimsiz mektup yazdın diyor.
‘BU KUPÜR O KUPÜR!’
Akın Atalay: Ben öyle demiyorum. Bilginiz var mı diyorum. Benim tanık beyanlarının ardından beyanım olacak.
Tanıklıkların ardından söz alan Akın Atalay, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliğine verilen imzasız dilekçede ile savcılığı verilen dilekçe arasındaki benzerliğe dikkat çekti. Cumhurbaşkanı gönderilen dilekçede, "sizi rahatsız etmeyecek muhalefet yapacağız" dendiğine işaret eden Atalay, “Bu yazı üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü "olur" imzasıyla sonuçlanmış bir sürece yeniden inceleme başlattı. Bu ihbar dilekçesine ilişkin dosyada bazı ifade ve emareler var. Alev Coşkun'un dosyaya verdiği ok işaretli kupür ile imzasız dilekçede verilen kupürün arasındaki benzerlikleri gösteriyor. Bu iki kupür aynı kupür “ dedi. Atalay, Alev Coşkun'un savcıya verdiği kupür ile Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen kupürün aynı olduğunu üzerindeki el yazısıyla... notlarla gösterdiğini vurguladı.


