birgün

22° AÇIK

DÜNYA 21.03.2020 09:10

Avrupa Birliği-koronavirüs savaşında kazanan taraf: Ulus devlet egoizmi!

Ulusal çıkarlar karşısında AB’nin temelini oluşturan “solidarity/dayanışma” ilkesinin yok sayılması/görmezden gelinmesi Avrupa’da “ulus devlet egoizminin ve milliyetçiliğin” kazandığının açık bir kanıtıdır

Avrupa Birliği-koronavirüs savaşında kazanan taraf: Ulus devlet egoizmi!

MİNE YILDIZ*

Avrupa Birliği, Avrupa ülkelerinin (ve vatandaşlarının) bir araya gelerek oluşturduğu uluslarüstü bir yapıdır. Ülkeler, Avrupa'da yaşanan iki büyük savaşın ardından gereken dersleri çıkararak ortak bir paydada buluşmuşlardır. AB kurumları Brüksel'de oluşturulmuş, yetkiler Brüksel’de toplanmıştır: Avrupa Konseyi (üye devletlerin temsili), Avrupa Parlamentosu (halkın iradesinin temsili), Avrupa Komisyonu (yürütme organı).

AB kendi içinde bir tür “Çeşitlilik içinde Birlik” sloganını benimsemiştir. Ortak Avrupalı kimliğini geliştirmek için çabalamıştır. 1985’ten beri kullanılmakta olan Avrupa pasaportu, Avrupa Bayrağı ve Avrupa Ulusal Marşı (Beethoven’in ‘Ode to Joy’ - bizdeki bilinen adıyla ‘Neşeye Övgü’) gibi semboller Avrupalılık kimliğinin sembollerindendir.

avrupa-birligi-koronavirus-savasinda-kazanan-taraf-ulus-devlet-egoizmi-703737-1.

AB'NİN VAR OLMA AMACI

AB’nin var olma amaçlarından birisi potansiyel bir tehlike durumunda birlikte hareket etmektir: Savaşlardan kaçınmak, finansal krizle, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile birlikte mücadele etmek gibi... Ancak AB’nin her zaman “Birlik” halinde hareket etmediğine, ortak çıkar ve amaçlarının kimi zaman ulusal çıkarların ardında kaldığına tanık olabiliyoruz. Ulusal mecrada seçilen parlamenterler ulus ötesi bir kuruma, Avrupa Parlamentosu’na seçiliyor ve kimi zaman AB’den kendi ülkeleri adına ne alabileceklerine bakıyorlar. Sadece bu da değil. Macaristan ve Polonya gibi ülkeler başta olmak üzere Avrupa genelinde ulusal egemenlikçi, milliyetçi, yabancı karşıtı, hatta faşist, ırkçı söylemdeki artış ve ayrılıkçı hareketler (Katalanlar ve daha niceleri..) birleşik Avrupalılık idealinde aksamaların olduğunun bir göstergesi değil mi? Brexit kararı da bir anlamda milliyetçiliğin zaferi.

Schengen Anlaşması’nın gereği olarak AB ülkeleri arasındaki sınır denetimleri kaldırılmıştır. Bundan amaç vatandaşlara “tek bir birleşik coğrafyaya ait olma duygusunu” vermektir. AB vatandaşları Avrupa’da seyahat edebilir, yaşayabilir ve çalışabilirler. Ancak salgın kriziyle birlikte seyahat yasakları getirildi, ülkeler arasındaki sınır kontrolleri yeniden kuruldu, sınırlar kapatıldı vs. Şimdi AB vatandaşları “tek bir birleşik coğrafyaya ait olmanın” yerine “kendi ülkelerine aitler.” Her ülke öncelikle kendi vatandaşlarını salgından korumaya çalışıyor.

Bugünkü Avrupa Birliği’nin temeli ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kuran ve topluluğun ilk başkanı olan ünlü Fransız iktisatçı ve maliyeci Jean Monnet, 1952’de “Biz ülkeleri bir araya getirmiyoruz, halkları birleştiriyoruz,” demişti. Vatandaşların Avrupası’ndan “önce kendi vatandaşını kurtarma” ya doğru yaşanan ulus devletçi, milliyetçi yaklaşım...

DAYANIŞMA GÖSTERİLMEDİ

AB’nin her ne kadar ortak bir sağlık politikası olmasa da, bu türden kriz durumlarında ülkelerin birbiriyle “koordinasyon ve dayanışma” içinde olması gerekiyor. Koronavirüsten en çok etkilenen İtalya, diğer ülkelerden yardım talep etti. Ama o yardım gelmedi (Çin dışında). İtalya Büyükelçisi “Biz sığınmacı krizinde de yalnız bırakıldık, bu Avrupa dayanışmasına yönelik kötü bir sinyal veriyor” dedi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Komisyonunun koordinasyon rolünü yürütemediği yönünde sert eleştiriler aldı. Sadece İtalya değil Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz: “Ciddi bir durumla karşılaşıldığında, Avrupa'da dayanışmanın işlemediğini böylece görmüş olduk” dedi. Birlik ülkeleri birbirlerinin yardım çağrılarına sessiz kaldı.

Ulusal çıkarlar karşısında AB’nin temelini oluşturan “solidarity/dayanışma” ilkesinin yok sayılması/görmezden gelinmesi Avrupa’da “ulus devlet egoizminin ve milliyetçiliğin” kazandığının açık bir kanıtıdır!

BELÇİKA’DA SON DURUM NE?

Azınlık Hükümeti Başbakanı Sophie Wilmès, Belçika’da koronavirüsün yayılmasını önlemek üzere Belçika Ulusal Güvenlik Konseyi’nin verdiği bir dizi tedbir kararını açıkladı. 18.03.2020 Çarşamba günü saat 2’den 5 Nisan’a kadar geçerli olacağı tedbir kararına göre, vatandaşlara yiyecek alışverişi, sağlıkla ilgili işler veya ihtiyaç sahibi birine yardım etmek gibi temel nedenlerle evlerinden ayrılmalarına izin verildiği bildirildi. Herkes mümkün olduğunca evinde kalmalı ve diğer insanlarla mümkün olduğunca temastan kaçınmalıdır, gruplar halinde biraraya gelmeyin, spor yapabilirsiniz, yürüyüşe çıkabilirsiniz (ancak aynı aileden en fazla 2 kişi ile birlikte). Belçikalılar bu kısıtlamalara kısmen uydu: Şehir merkezinde hiç kimseler yok ancak önceki gün güneşli güzel havanın tadını çıkarmak için parklara akın eden Belçikalılar diğer insanlarla aralarındaki mesafeyi korumadılar. 19.03.2020 itibariyle Belçika’daki koronavirüs vaka sayısının bin 795’e ulaştığı, 21 kişinin yaşamını kaybettiği, 165 kişinin kurtulduğu ifade ediliyor.

Önceki gün Belçika Federal Parlamentosu, Sophie Wilmès (Wilmes II hükümeti) başbakanlığındaki azınlık hükümetine 6 ay süreliğine güvenoyu verdi. Başbakan, mevcut hükümetin sadece COVID-19’a odaklandığını söyledi.

* Dr., Avrupa Çalışmaları Enstitüsü (IES), Vrije Üniversitesi Brüksel (VUB)

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız