birgün

11° PARÇALI BULUTLU

author

Avrupa’daki Türkiyeli yazarlara ödüller

Temelleri yaşamının önemli bir bölümünü Almanya’da geçiren büyük yazarlarımızdan Fakir Baykurt tarafından atılan “Avrupa Türkiyeli Yazarları Grubu”nun çeşitli kategorilerde verdiği edebiyat ödülleri sahiplerini buldu. Ödüllü yazarlar arasında yaşamını tersane işçisi, taksi şoförü olarak kazanan edebiyat emekçileri de yer alıyor.

AVRUPA 21.11.2022 15:34
Avrupa’daki Türkiyeli yazarlara ödüller
Abone Ol google-news

GÜRSEL KÖKSAL

Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu (ATYG) adı altında faaliyet gösteren edebiyat çalışma grubunun sekiz kategoride verdiği ödüllerin 2022 yılındaki sahipleri belli oldu

Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa ve İsviçre’de yaşayan Türkiyeli yazar, şair ve sanatçıların oluşturduğu ATYG’nin Gelsenkirchen’de gerçekleştirdiği sonbahar toplantısında düzenlenen törenle ödüller sahiplerine verildi.

“İnsan hakları ve belgesel film” ödülüne layık görülen Osman Okkan’ın rahatsızlığı nedeniyle bizzat katılamadığı törende çoğu ATYG üyesi 15 yazar, şair ve sanatçıya ödülleri verildi.

ATYG Eşbaşkanları Nevin Lutz ve Kemal Yalçın tarafından verilen ödüller ve bu yılki sahipleri şöyle:

İnsan Hakları ve Belgesel Film: Osman Okkan

Belgesel Film: Nezahat ve Kazım Gündoğan

Dostluk ve Barış: Agop Yıldız

Edebiyat ve Çeviri: Hellmut Lutz

Eğitim ve Edebiyat: Turan Akpınar

Araştırma ve Edebiyat: Fikret Güneş

Çeviri ve Şiir: Özgür Metin Demirel

Edebiyat ödülleri: Selma Koçiva, Sırrı Ayhan, Sadık Şahin, Yaşar Çiçekdemir, Hıdır Dulkadir, Fevzi Karadeniz, İrfan Erdoğan

Teşekkür Belgesi: Dr. Aydın Sayılan

ATYG Eşbaşkanı Kemal Yalçın, insan hakları, barış kültürü, toplumsal uyum alanlarında örnek çalışmalar yapan yazarlara ve sanatçılara yönelik bu ödüllerinin her yıl verilmek suretiyle gelenekselleştirileceğini açıkladı. 1982 yılından bu yana Almanya’da yaşayan Kemal Yalçın, insan hakları, barış, dostluk, toplumsal uyum, birlikte yaşam, soykırım, iklim değişikliği ve çevre sağlığı konularını işlediği 30 kitap yayınladı. Şimdiye kadar 13 dile çevrilen bu kitaplardan bir kısmı nedeniyle Türkiye’de hepsi beraatla sonuçlanan davalarda yargılanan Yalçın, diğer yandan da “Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Özel Ödülü” ve “Türkiye - Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülü” gibi saygın ödüllere layık görüldü.

WDR (Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu) ve Köln Radyosu, belgesel film yönetmeni Osman Okkan’a verilen “Belgesel Film ve İnsan Hakları Ödülü”yle ilgili habere daha önce gazetemizde geniş yer vermiştik.

Şimdi diğer ödülleri ve aralarında yaşamlarını fabrika işçisi ya da taksi şoförü olarak kazanan yazarların da yer aldığı sahiplerini tanıyalım:

ATYG BELGESEL FİLM ÖDÜLÜ

Türkiye’de büyük yankılar uyandıran Hay Way Zaman / Dersim’in Kayıp Kızları adlı belgesel filmin yönetmenleri Nezahat ve Kazım Gündoğan’a verilen ödülün gerekçesinde “Belgesel filminizle Dersim katliamını ve Türkiye tarihini aydınlattınız” denildi.

ATYG’nin Nezahat ve Kazım Gündoğan’ın da katıldığı toplantısında film de birlikte izlendi.

ATYG DOSTLUK VE BARIŞ ÖDÜLÜ

ATYG’nin Dostluk ve Barış Ödülü, türkülerinde Âşık Armanî mahlasını kullanan Ermeni Halk Ozanı ve Şair Agop Yıldız’a verildi.

Agop YıldızAgop Yıldız

Türkiye’de ve dünyada Türkçe yazıp söyleyen ve bunu kendi yaptığı sazla yapan, yaşayan tek Ermeni halk ozanı Âşık Armanî, ödül gerekçesi açıklanırken şöyle tanıtıldı:

“Âşık Armanî’yi Âşık Armanî yapan onun sazını, sözünü, kalemini barış, sevgi, dostluk, özgürlük için kullanmasıdır.

Âşık Armanî Anadolu’nun en vefalı, en dürüst, en vicdanlı evlatlarından biridir. Âşık Armanî Anadolu kültürünü zenginleştiren bir ozandır, âşıktır.

Agop Yıldız’ın ataları 1900’lerin başında Kars’tan Diyarbakır’a göçtüler. 1915 öncesinde ise Diyarbakır’dan Sivas’a, Sivas’tan Boyabat ilçesi Ağlovuç köyüne gelebildiler. Agop Yıldız 1964 yılında İstanbul’a, 1969 yılında da Hollanda’ya işçi olarak geldi. Halen Hollanda’da yaşıyor.

Sayat Nova geleneğini sürdüren türkülerini Türkçe söyleyen bir Ermeni Halk ozanıdır. Aynı zamanda dünyanın en iyi saz yapım ustalarından biridir.

“Anadolu’nun Nar Taneleri” adlı şiir kitabında barış, kardeşlik, karşılıklı saygı ve sevgi üstüne şiirler yayınladı.

Bu dünyadan birçok Ermeni, Kürt, Türk âşık gelip gitti. Fakat Âşık Armanî gibisi az görüldü. Çünkü Âşık Armanî, çaldığı sazı da kendi yapıyor. Çünkü Âşık Armanî, Sayat Novaların yaşamadıkları, akıllarına bile getirmedikleri acıları yaşadı. Kendi milletinin soykırıma uğratıldığını adı gibi biliyor. Fakat Âşık Armanî, sazına ve sözüne kin, intikam bulaştırmadı. Âşık Armanî’yi Âşık Armanî yapan onun bu özelliğidir.

Âşık Armanî kardeşimiz, arkadaşımız, dostumuz, ozanımız, aşığımızdır. Âşık Armanî ile bu dünyada yaşamak büyük mutluluktur bizler için!”

ATYG EDEBİYAT ve ÇEVİRİ ÖDÜLÜ

Yayımladığı Küçük Efendi adlı kitabıyla, Türkçe’den Almanca’ya ve İngilizce’ye yaptığı çevirilerle Türk, Alman ve İngiliz edebiyatını zenginleşmesine katkıda bulunan Hellmut Luzt’a da “ATYG Edebiyat ve Çeviri Ödülü” verildi.

Bir dönem Türkiye’de de öğretmenlik yapan Lutz’la ilgili tanıtım şöyle:

“Hellmut Lutz, 1934 yılında Tanzanya’da dünyaya geldi. 1939’da ailesiyle birlikte Almanya’ya dönmek zorunda kaldı. Çocukluğu İkinci Dünya Savaşı’nın ateşi içinde geçti. Üniversite eğitimini Almanya ve İngiltere’de tamamladı. Almanca ve İngilizce öğretmeni olarak çalışma hayatına atıldı.

1971-73 yıllarında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Almanca Öğretmenliği Bölümü’nde Almanca öğretmenliği yaptı. Türkçeyi yaşayarak Türkiye’de öğrendi.

Türkçeyi kültür dili olarak çok iyi bilen ve kullanan bir Alman kültür insanıdır. Türkiye’yi ikinci vatanı olarak kabul etmektedir.

Bremen Eyaleti Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın görevlisi olarak Türkçe Dersleri için Ders Programları Geliştirme Ekibi’nde çalıştı. Türkçe ve Almanca kitaplarının seçiminde uzmanlık yaptı. Türkiye’den gönderilmiş olan Türkçe öğretmenlerinin meslek içi geliştirme kurslarını uzun yıllar yönetti.

Bremen’de Lise Bölümü Müdürü olarak çalıştığı bir Schulzentrum’da Türkçe bildiği için, özellikle Türkiye kökenli göçmen ailelere danışmanlık, onların çocuklarına ise hem danışmanlık hem de öğretmenlik yaptı.

Hellmut Lutz, Aziz Nesin’i Türkiye’de görevli olarak çalışırken kitaplarından tanımıştı. Hellmut ile Nevin Lutz, Nesin Vakfı’na Bremen’den maddi, hem de manevi destekte bulundular. Ayrıca Nesin Vakfı’nı yakından tanımak ve desteklemek için üç kez İstanbul/Çatalca’ya gittiler ve bir süre oradaki Çocuk Cenneti’nde çalıştılar.

Nevin ve Hellmut Lutz çifti, Aziz Nesin şiirlerini çevirmeye 2009 yılında başlamışlardı. Bu çeviri zamanla bir tutkuya dönüştü. Aziz Nesin’i en iyi, en anlaşılır biçimde Almanca ve İngilizceye çevirebilmek, Alman ve İngiliz kültür dünyası içinde en iyi ifadeyi bulabilmek için çok çalıştılar. İngilizce çevirileri ise esas olarak Hellmut Lutz yaptı. Aziz Nesin’den çevirileri “Çocuklarıma / An meiner Kinder / To my children” başlığı ile üç dilli olarak yayınladılar.

Hellmut Lutz, Afrika, Asya ve Avrupa’da geçen hayatını “Küçük Efendi / Bwana Ntoto / Der kleine Herr” adlı kitabında kaleme aldı. Türkçeden Almancaya ve İngilizceye birçok şiir, öykü, yazı çevirdi.”

Nevin Lutz, Yüksel ve Turan Akpınar, Kemal YalçınNevin Lutz, Yüksel ve Turan Akpınar, Kemal Yalçın

ATYG ARAŞTIRMA ve EDEBİYAT ÖDÜLÜ

Yazdığı kitaplarla Dersim, Maraş, Çorum katliamlarını, Ezidiler'e yönelik soykırımı anlatan Yazar Fikret Güneş’e “ATYG Araştırma ve Edebiyat Ödülü” verildi.

Fikret Güneş şöyle tanıtıldı:

“1955 yılında Dersim’in Kortu-Meşeyolu köyünde doğdu. Anadili Zazacadır. İnanç biçimi Alevi-Kızılbaştır.

İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Cumhuriyet lisesinde tamamladı. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümünü 1975-1978’de bitirdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Almanya’ya geldi.

Fikret Güneş, alçak gönüllü bir yazar tavrıyla kalemini ve kalbini Almanya’dan Dersim’e, Munzur’a, doğup büyüdüğü kardelenler memleketine uzatıyor. Görüp yaşadıklarını, duyup anladıklarını öyküleştiriyor. Olaylara abartmasız, gerçekçi bir tutumla, açık açık, dobra dobra bir yazar tanıklığıyla yaklaşıyor.

Fikret Güneş’in öykülerinde destansı öğeler, Dersim yöresinden insan manzaraları ve Kızılbaşların yaşamlarından kesitler, adetler, inanç biçimleri genişçe yer alıyor. Öykülerin içerikleriyle biçimleri birbirine uyumlu. Anlatılan, öyküleştirilen gerçek olaylar insanı derinden sarsıyor. Unutulmuş büyük acıları, yıkımları yeniden okumak yakın geçmişimize ait tarih bilincini tazeliyor. KATaleme aldığı öykülerin hepsi gerçek hayattan alınmıştır. Hepsi de araştırmalara dayanır. Kitaplarında kurgu ürünü bir öykü yoktur.

Kardelenler Güneşi Sever adlı ilk kitabında Dersim Katliamını anlatmıştı.

2007 yılında Dersim Katliamını yaşayan canlı tanıkların anlattıklarından hareketle Kardelenler Güneşi Sever adlı kitabını kaleme aldı. Daha sonra Maraş katliamını anlatan Güneşin Ağladığı Gün kitabını 2009 yılında yayımladı.

2013 yılında yayımlanan Kırkların Direnişi kitabında Çorum’daki katliam ve direnişi kitaplaştırdı. Suriye’de 2013 yılında “74. Ferman” diye adlandırılan, Ezidi milletinin yaşadığı soykırımını anlatan Güneş Ülkesinin Çığlığı kitabını 2018’de yayımlandı.”

ATYG ÇEVİRİ ve ŞİİR ÖDÜLÜ

Türkçe’den Almanca’ya ve Almanca’dan Türkçe’ye çeviriler yapan ATYG’nin en genç üyesi Özgür Metin Demirel’e de “Çeviri ve Şiir Ödülü” verildi.

Aynı zamanda ATYG Yönetim Kurulu Üyesi olan Demirel ise şöyle tanıtıldı:

“1977 yılında Almanya’nın Bielefeld kentinde doğdu. Siyasi bir ailenin en büyük çocuğudur. Çok küçük yaşında ailesiyle birlikte Türkiye’ye döndü. Ortaokul ikinci sınıfa kadar Türkiye’de okudu. 1989 yılında ailesiyle birlikte zorunlu olarak tekrar Almanya’ya geldi. Demirel Ailesi aynı yıl Almanya’ya siyasi mülteci olarak başvurdu ve iltica talepleri kabul edildi. Özgür Metin Demirel için böylece yeni bir hayat başladı. Özgür için yeni bir hayat başladı. Almanya’da okul eğitimine devam etti. Halen Köln şehrinde ikamet etmektedir.

Edebiyat dünyasına Serzeniş adlı şiir kitabıyla girdi. Bazı şiirleri daha önce ATYG’nin Yürekten Yüreğe-Von Herz Zu Herz adlı şiir seçkisinde yer almıştı.

ATYG’nin en genç şairlerinden biri olan Demirel, hem çevirmen hem de düşüncelerini hayata geçirmek için mücadele eden bir şair. Almanca’dan Türkçe’ye, Türkçe’den Almanca’ya şiir, öykü, roman çevirileri yapıyor.

Özgür Metin Demirel Türkçeyi ve Almancayı edebiyat dili olarak kullanıyor. İki dilli bir dünyası var. İki dilli olmak, iki dili edebiyat ve kültür dili olarak kullanabilmek onun hem Türk hem Alman edebiyat dünyasını zenginleştirmesine yardımcı oluyor. Serzeniş’te iki dilli şiirler de var. Şiirlerinde toplumsal barış, kardeşlik, insan hakları, çevre ve iklim konularını estetik ölçülere uygun bir biçimde işliyor.”

ATYG EĞİTİM ve EDEBİYAT ÖDÜLÜ

Yayınladığı kitaplarıyla Türkiye’den Almanya’ya göç sürecinin, Almanya’daki Türkçe anadil derslerinin ve Türkiye eğitim sisteminin anlaşılmasına yardımcı olan Türkçe öğretmeni Turan Akpınar’a da “Eğitim ve Edebiyat Ödülü” verildi.

Akpınar şöyle tanıtıldı:

“Turan Akpınar Çorum İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Hakkâri ili Yüksekova ilçesi Sat köyünde öğretmenlik yaptı. Daha sonra İstanbul Bayrampaşa Şair Baki İlkokulu’nda öğretmenlik yaptı. 1979 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Yurtdışı Öğretmen Atama” sınavlarını kazanarak eşi Yüksel Akpınar ile birlikte Almanya’ya Türkçe Anadil Öğretmeni olarak atandı.

Hakkâri ve İstanbul’daki öğretmenlik hayatını Ak Yakalı Kara Önlüklüler adlı kitabında öyküleştirdi. 2021 yılı Mayıs ayında İstanbul’da yayınladı.

Bu kitap Türkiye eğitim tarihi açısından genç nesillere, genç öğretmenlere ilham kaynağı olacak bir kitaptır. Akpınar bu kitapta öğretmenlik hayatının duygularını, hislerini, tecrübelerini kalıcı hale getirdi.

Akpınar’ın 1979-2009 yılları arasında Almanya’da geçen 30 yıllık meslek hayatının gerçek öykülerinden, unutulmaz anılarını Geride Bıraktıklarımız adlı kitabında kitaplaştırdı.”

ATYG EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

ATYG’nin edebiyat ödüllerini alan yazarlar ve kendileriyle öyküleri şöyle:

SIRRI AYHAN:

1961 yılında Adıyaman-Kâhta’da doğdu. Adana Akıl Hastanesi berberliğinden sonra üretken bir yazar oldu.

Polis tarafından aranıyordu. Bir gün Adana Akıl Hastanesi’nde berber arandığını duydu. Gitti gerçek ismiyle başvurdu. Kabul ettiler. Akıl hastalarının berberi oldu. Akıl hastası hastaların hayatlarını inceledi. Akıl hastanesinde üç yıl kadar çalışabildi. Kendi ruh sağlığı bozulmaya başladı. Berberlikten ayrıldı. 1989 yılında gözleri arkasında kalarak Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. Almanya’ya geldi, siyasi mülteci oldu. İlticası kabul edildi.

Almanya’da çok çeşitli işlerde çalıştı. Düsseldorf’ta taksi şoförlüğü yaptı. Taksisine binen müşterilerin fotoğraflarını çekti. Onlarla kısa kısa söyleşiler yaptı. Müşterilerinin duygularını, hislerini, düşüncelerini bir deftere yazmalarını rica etti.

Taksi şoförlüğü sırasında Duisburg Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi’nin üyesi oldu. Burada yazmasını öğrendi. İlk zamanlarda bir cümleyi doğru dürüst yazamıyordu. Yılmadı, okudu, çok okudu. Yazdı düzeltti, yazdı düzeltti! Yaza yaza yazmasını öğrendi. Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu-ATYG üyesi oldu. Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi ve Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu-ATYG Sırrı Ayhan’ın edebiyat okulu oldu. Sırrı Ayhan, Almanya’daki Fakir Baykurt Okulunda yetişmiş yazarlardan biridir.

Sırrı Ayhan taksi müşterilerinin notlarını, fotoğraflarını daha sonra Taxi International adıyla kitaplaştırdı. Türkçe ve Almanca olarak yayımladı.

Daha sonra Adana Akıl Hastanesi’nde yaşadıklarını, gördüklerini Berberin Dansı adlı kitabında romanlaştırdı. 2019 yılında Dikiz Aynasında Yüzler adlı kitabını yayımladı.

Bugüne kadar sekiz kitap yayınladı.

Kitaplarında dostluğu, kardeşliği, insan manzaralarını öyküleştirdi.

SADIK ŞAHİN

Sadık Şahin’in hayatı Bremerhaven Tersanesi’nde kaynakçılıktan yazarlığa uzanan örnek bir hayattır.

Sadık Şahin 1956 yılında Türkiye’nin ilk şeker fabrikasının kurulduğu Kırklareli ili, Babaeski ilçesi, Sinanlı-Alpullu köyünde doğdu. Babası Alpullu Şeker Fabrikası’nda işçi idi. 1969 yılında Tersane işçisi olarak Bremerhaven’e geldi. Kırklareli Sanat Okulu’nda yatılı okurken, Almanya aile birleşimi yasası nedeniyle 1971 yılında 15 yaşında ailesinin yanına geldi. Bremerhaven gemi yapım tersanesinde meslek yaparak, gemi yapım kalifiye elemanı oldu. Bremerhaven İşçi Derneği’nde uzun yıllar başkanlık yaptı.

Sadık Şahin, 44 yıl başta kaynak ve diğer bölümlerde çalışarak 60 yaşında sağlık problemleri yüzünden malulen emekli oldu. Öykü yazmaya beş yıl önce başladı. Anahtar Kolyeli Çocuklar adlı ilk öykü kitabı 2021 yılı Aralık ayında İstanbul’da YAY Yayınları tarafından yayımlandı.

Anahtar Kolyeli Çocuklar adlı ilk öykü kitabı Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.

YAŞAR ÇİÇEKDEMİR

1956 yılında Afyon ili, Dinar İlçesi, Çayüstü köyünde başlayan hayatı Hollanda’da kültürel bir zenginliğe ulaştı. Çok çalıştı. Türkiye’de yarım bırakmak zorunda kaldığı eğitimini Hollanda’da tamamladı.

Türkiye’den Hollanda’ya gelmiş yüzbinlerce göçmen işçiden biridir. İnsan yeşil bir çimen gibidir, nerede bir avuç mutluluk bulursa orada kök salar. Hollanda’da kök salmış, hayatını yeniden kurmuştur.

Yazmak onun en büyük tutkusu idi. 1992-1999 yılları arasında Fakir Baykurt’un kurduğu ve yönettiği Kuzey Ren Vestfalya Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu (ATYG) üyesi olarak Fakir Baykurt’tan yazarlığı öğrendi. Fakir Baykurt’un teşvikiyle kitap yazmaya başladı.

Günümüzde Avrupa’da beş milyon kadar Türkiye kökenli göçmen yaşıyor. Rakamlar acılarımızı, mutluluklarımızı, hasretlerimizi yeterince ifade edemez. Ancak tek tek göçmenlerin mikro tarihi hayatın gerçekliğini daha iyi ifade edebilir. Her göçmenin hayatı bir romandır.

Mutluluğu Arayanlar adlı romanında, Afyon’un Dinar ilçesinin Kımıllı Köyü’nden göçe katılmak zorunda kalmış Yusuf’un mikro tarihi, gerçek romanını yazdı. Son kitabı İncirli Köşk 2021 yılında İstanbul’da yayımlandı. İncirli Köşk’te hayatın gerçek, ilginç, sıcacık öyküleri vardır. Kitaplarında çok çeşitli göçmen insan manzaraları vardır.

HIDIR DULKADİR

1952 yılında Dersim’in Körtan-Meşeyolu köyünde doğdu. İlkokuldan sonra İstanbul’a geldi. Tahtakale’de küfecilik ve hamallık yaptı. 1979 yılında Almanya’ya, Duisburg şehrine geldi. Duisburg Halk Yüksek Okulu Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi’ne katıldı.

Fakir Baykurt Okulu’ndan yetişmiş yazarlardan biridir. Bugüne kadar sekiz kitap yayımladı. Munzur’a Akar Yüreğim, Yüreğim Dersim’de Kaldı adlı kitaplarıyla tanındı.

1993 yılında ağır bir iş kazası geçirdi. Hafızasını kaybetti. Yaza yaza hafızasını yeniden kazandı. Hayatında çok zorluklar çekti. Hiçbir zorluktan yılmadı. Çok çalıştı. Çalışarak hayatını yeniden kurdu. Onun hayatı direnmenin ve yaşama gücünü canlı tutmanın bir örneğidir.

Kitaplarında Dersim Zaza Kültürü araştırmalarına ve Dersim öykülerine ağırlık verdi. Munzur’a Akar Yüreğim, PEPUGE DES U DI KOWU- Dersim Sözlü Halk Edebiyatından Örnekler. İki dilde Türkçe-Kırmancki 80-100 yüzyıllık Dersim Ağıtları,

Kutsal Mekanlar ve Efsanelerimiz, Yüreğim Dersim’de Kaldı, Varolduğum Topraklar Dersim, Dersim Fıkraları adlı kitaplarıyla Zaza, Kürt ve Türk edebiyatını zenginleştirdi.

FEVZİ KARADENİZ

Yazarlık serüveni, hayat serüveni olan ölümle hayat arasında yaşamış olan sendikacı, cesur, barışçı bir Kürt yazarıdır.

1952 yılında Diyarbakır ili, Ergani ilesi Çakırfakir köyünde dünyaya geldi. Babası “dengbej” “destancı” idi. Anadili Kürtçe idi. Kürtçe sözlü anlatım geleneğini babasından öğrenmişti.

DİSK’e bağlı, BANK-SEN 9. Bölge Temsilcisi ve Merkez Yönetim Kurulu Üyesi idi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. Fransa’ya iltica etti. Strasbourg şehrinde uzun yıllar siyasi mülteci olarak yaşadı. Kitaplarını daha çok mültecilik yıllarında yazdı ve yazmaya devam ediyor.

1 MAYIS 1977 günü Taksim Kazancı Yokuşu’ndaki kamyonetin üzerindeydi. Yanında 22 kişi öldü, öldürüldü. Kimi ezilerek, kimi kurşunla.

1980 Temmuz ayında DİSK’in efsanevi Başkanı Kemal Türkler öldürüldüğünde Diyarbakır’da sendikacıydı. Tüm Türkiye’de olduğu gibi orada da işçiler direnişe geçmişlerdi. Gözaltına alındı. Kurdoğlu Kışlası’nda hücrede kaldı.

Başına çok belalar geldi. Hayatın her halini gördü, yaşadı. Yazmak onun için hayat biçimi haline geldi.

Çok acılar çekti, 21 yıl Türkiye’ye gidemedi. Fakat hiçbir zaman hayata ve Türkiye’ye küsmedi. Türkiye’de ve dünyada barış kültürünün gelişmesi için çalıştı.

SELMA KOÇİVA

1960 yılında Ardeşen-Dutxe’de doğdu. Türkçeyi sekiz yaşından sonra ilkokulda öğrenmeye başladı. Çocukluğu köyünde, ortaokul ve lise yılları İstanbul Kartal’da geçti. 1979 yılında öğrenci olarak Almanya’ya geldi. Dortmund’da sosyal pedagoji eğitimi aldı.

Lazona’nın vefalı evladı, Lazebura Derneği’nin kurucu başkanı, Laz kültürünün fedakâr bir yazarıdır.

Lazlar’ın yaşadığı bölgeye Lazcada “Lazona” deniyor. “Lazebura” ise “Laz Dili ve Kültürünü Yaşatma Birliği”nin adıdır. Selma Koçiva, 1997 yılında Lazebura Derneği Başkanlığına seçilmişti. Lazcanın ve Laz kültürünün gelişmesi için yıllardan beri fedakârca çalışıyor. Lazca yazmayı öğrenmeye 1980 yıllarında başlamıştı. Lazca ve Türkçe yazan bir yazardır. Lazca ilk şiir kitabını 1997 yılında yayımlamıştı.

Türkiye’de Lazcayı ve Laz kültürünü korumaya yönelik çalışmalar, 1980 sonrasında bazı duyarlı Laz aydınları arasında başlamıştı. Bu çalışmalar zamanla Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Laz aydınlarının çalışmalarına yansıdı.

Almanya’da az sayıdaki Laz aydını Lazcayı ve Laz kültürünü korumak amacıyla 1984 yılında bir araya gelerek, Lazebura Çalışma Grubu’nu oluşturdular. Bu çalışma grubu Selma Koçiva ve arkadaşları tarafından yürütülüyordu. Bu çalışma grubu zamanla genişledi, bir dernek çatısı altında örgütlendi. Bu çalışmaların sonucunda 1997 yılında Köln’de, “Lazebura- Laz Dili ve Kültürünü Yaşatma Birliği” adlı bir dernek kuruldu.

Yaşamını Laz dilini ve kültürünü geliştirmeye adadı. Lazcanın yazı diline kavuşması için çok emek verdi. Laz kimliği, kadın ve insan hakları konularında yedi kitap yayımladı.

İRFAN ERDOĞAN

1960 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı eski ismiyle Çerkezuşağı, yeni ismiyle Gözecik köyünde doğdu. İlkokulu kendi köyünde, ortaokulu İstanbul Esentepe Ortaokulu’nda, liseyi de Silifke Ticaret Meslek Lisesi’nde bitirdi. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nda okudu. Uzun yıllar ulusal ve yerel gazetelerde bölge temsilciliği yaptı.

1987 yılı Kasım ayında evlenerek Almanya’ya geldi. 10 yıl çeşitli firmalarda çalıştı. 23 yıldan beri Gütersloh Bertelsmann’da paketleme işçisi olarak çalışıyor. İşçiliğin yanında kültür, sanat ve edebiyatla uğraşıyor. İlk kitabı Bir Emekçinin Günlüğü’nü 2019 yılında, ikinci kitabı O da Bir İşçi Ben de ve üçüncü kitabı Korona Günlüğü’nü 2020 yılında, Kıskançlık adlı kitabını da 2022 yılında yayımladı.

Zamanının çoğu fabrikada, bandın başında geçiyor. Bandın başında çalışırken düşünüyor, eve gelince düşündüklerini yazıya döküyor.

İrfan Erdoğan hayata daima umutla, iyimser bakıyor. Her şart altında mutlu olmaya çalışıyor. İrfan Erdoğan için mutluluk yazmak, okumak ve gene yazmaktır. Yazdıkça yaşama heyecanı artıyor.

Hayatında hep olmaz, olamaz denilen işleri başardı. Onun hayatı Almanya’da Fakir Baykurt Okulu çizgisinde yetişen işçi yazarlara iyi bir örnektir.

AVRUPA TÜRKİYELİ YAZARLAR GRUBU HAKKINDA

Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre, Fransa’da yaşayan Türkiyeli yazar, şair, sanatçıların oluşturduğu bir edebiyat çalışma grubu olan ATYG,

1986 yılında Fakir Baykurt tarafından kurulmuş olan Kuzey Ren Vestfalya Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu’nun ve Duisburg Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi’nin devamı.

ATYG her yıl ilkbahar ve sonbaharda üç gün süreli toplanarak üyelerinin yeni yayınladıkları kitapları, yeni yayınlayacakları kitap projelerini değerlendiriyor, üyelerini yeni kitaplar yazmaya teşvik ediyor.

ATYG’nin bu toplantılarının bir de konuk olarak katılan uzmanlarca sunumu yapılan ana konusu oluyor. Bugüne kadar “insan beyninin yapısı ve işleyişi”, “iklim değişikliği ve etkileri”, “uzay ve uzay taşımacılığı” “roman ve zaman”, “Türkiye’de felsefi düşüncenin gelişimi ve bilgi teorisi”, “sokak satıcıları ve sokak ekonomisi”, “Yaşar Kemal ve edebiyatımız” gibi konular ele alınıp incelendi.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun