Aydın’da Jeotermal Çalıştayı düzenlendi

12.10.2019 13:15 EGE'DE BİRGÜN
TMMOB'nin Aydın'da düzenlediği, Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santrali Gerçeği Çalıştayı bugün başladı

AYCAN KARADAĞ

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) Aydın'da düzenlediği, Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santrali Gerçeği Çalıştayı bugün başladı.

Aydın Özel Başak Koleji Salonu’nda düzenlenen çalıştaya Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Başkanlar Kurulu Üyesi İlknur Başer, Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, Germencik Belediye Başkanı Fuat Öndeş, TMMOB'a bağlı oda temsilcileri ve Kızılcaköylüler katıldı.

TMMOB'nin yaptığı çalışmalar çerçevesinde oluşturulan TMMOB Heyeti, geçtiğimiz günlerde Aydın ve çevre ilçelerdeki Jeotermal Enerji Santralleri hakkında incelemelerde bulunmuştu. Aydın'da bulunan 7 adet Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsat Sahası, 64 adet Jeotermal Kaynak Arama Ruhsat Sahası ile 39 adet Doğal Mineralli Su Ruhsat Sahasının ihalesine ilişkin Resmi Gazete duyurusuyla ilgili TMMOB tarafından hukuki işlem başlatılmış ve hazırlanan raporun ön değerlendirmesi kamuoyuna sunulmuştu. Yapılan çalışmalar doğrultusunda hazırlanan değerlendirmeler, TMMOB Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santrali Gerçeği Çalıştayı’nda paylaşıldı.

"ÜLKEDE BULUNAN 48 JEOTERMALİN 27’Sİ AYDIN’DA BULUNUYOR"

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Aydın’da jeotermalleri yerinde inceledikten sonra çalıştay yapmaları gerektiğini karar verdiklerini ifade ederek, “Aydın ilimiz çok zengin bir ilimiz. Jeotermal kaynakları da çok zengin bir ilimiz. Doğal kaynaklar hepimizin için zenginlik. Ülkede bulunan 48 jeotermalin 27’si Aydın’da bulunuyor. 25 tanede jeotermal hazırlığı var. Jeotermal sektörünün bu denli hızlı büyüdüğü dönemde kongreler yaptık. Bütün bu etkinliklerde sıkıntılardan bahsettik ve çözüm önerileri sunduk. Çalışmalarımız göz ardı edildi. Yer, yapılış itibariyle kanunsuzluk görüldü ve şeffaflık yoktur. Tarımsal faaliyetler ve halk sağlığına zararları vardır. Bundan dolayı bir rapor oluşturacağız. İnsanların ihtiyacına göre yapılması bizim meslek konumuzudur. Biz büyük bir çaba gösteriyoruz. Güvence altına alınacak bir şekilde yapılmalıdır. Doğa ve canlının sağlığını korumalıyız. Enerji, hayatta en önemli ihtiyaç. Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz. Kamusal bir planla yönetilmesi gerekiyor. Kaliteli, yenilebilir, yerli, halk sağlığına uygun enerji üretilmelidir. Jeotermal doğru kullandığında çok temiz kaynaktır. Yaşam alanlarına, tarım alanlarına kurulmamalıdır. Havayı yeryüzüne verilmemesi gerekir. Bu temel kurallara uyulmazsa zarar verir. Bu bölgede yoğun olan jeotermallerde bu temel kurallara uyulmuyor. Geri dönülemez bir yola girilmiştir. Geçmişte tarım ürünleriyle meşhur olan ilimiz tarımda bitmiş durumda. Halk da bundan dolayı tepki gösteriyor. Biz de bu mücadelenin yanındayız. Sorunun daha da büyümemesi için denetim yapılmalıdır. Yanlış işletilen jeotermaller kapatılmalıdır ve yenileri açılmasına izin verilmemelidir. Biz bunun hukuki mücadelesini sürdürüyoruz. Bu davaların peşini bırakmayacağız. Sadece Aydın değil tüm Ege bölgesinde bu sorun var. Bu nedenle bütüncül yaklaşılmalıdır” diye konuştu.

Germencik Belediye Başkanı Fuat Öndeş ise, “Jeotermal konusunda 3 maymunu oynamak samimiyetsizlik. Temiz enerji ihtiyacımız var. Jeotermalin faydalarından bahsederken zararlarını da görmek lazım. Ruhsatsız kuyular Germencik’te çok fazla var. Restoran açarken bile ruhsat olmazsa açılmıyor. Nasıl olur da jeotermal kuyusunun ruhsatı olmaz. Devlet bu kuyulara nasıl izin vermiş. Denetim olması lazım. Enerjiye karşı değiliz ama çevreye verdiği zararların peşindeyiz. Hedefimiz yukarı olmalı. Politikanın değişmesi lazım. Önce insan sonra doğanın yanındayız” dedi.

"DEVLETİN YAPMADIĞINI TMMOB YAPIYOR"

Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay da, “Jeotermaller yararlı mı zararlı mı bunun tespit edilmesi lazım. Bunlarla ilgili büyük mitingler yaptık. Devlet, bu kadar tepkiden sonra jeotermal yararlıdır diye rapor hazırlatmalıydı. Yaptı mı bunu? Yaptım diyor ama rapor verilmiyor. Devletin yapmadığını TMMOB yapıyor. Ben zararlı olduğunu düşünüyorum. Burada jeotermal tarafında olan var mı? Benim odama geldiler ama ‘ben karşıyım’ dedim. 'Zararlı değil' diyorlar. Santrallerin içine O jeotermalciler için villalar yapacağım. Aileleriyle orada otursunlar. Sordum onlara da. Oturur musunuz? ‘Hayır’ dediler. Her gün kurban veriyoruz. Onlara o ruhsatları verdirmeyeceğim. Her gün zehirli gazların ne boyutta olduğunu Efeler’deki insanlar bilecek. Efeler Belediye başkanı enerjiye karşı. Ben enerjiye karşı değilim. Attığınız taş ürküttüğünüz kuşa değmeli. Değer mi? Değmez. Saatleri yaz-kış uygulaması yapsak bu havzada yüzde 30 enerji tasarrufu yapıyorsunuz. Kamu yararı budur. Birileri tercih etmiyor. Efeler’de seçime girerken 3 aday vardı. 2 aday jeotermallere ruhsat veren adaylardı tek ben karşıydım ve halkım beni seçti. Efeler olarak zor durumdayız. 3 tarafımız kaplandı. Geçen gün kokusunu gördük. Korkmadılar bir gün sonra Yılmazköy’de bir daha salınım yaptılar. Çok para kazanıyorlar, cezası ne ise öderiz diyorlar. Biz mücadele edeceğiz. Hak verilmez alınır. Birlikte mücadele edeceğiz. Aynı amaç içimdeyiz. Dayanışma içerisinde olacağız" dedi.

aydin-da-jeotermal-calistayi-duzenlendi-636065-1.

EFELER’DE HAVA ÖLÇÜMÜ YAPILACAK

Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, geçtiğimiz hafta Efeler’de büyük bir korku ve paniğe yol açan kokunun iki gün sonrasında kentin içindeki santrallerden birinden gece yarısı gaz salındığını, bunu görüntülü olarak tespit ettiklerini belirterek şunları söyledi:

“Geçen akşam çok ağır bir koku ile karşı karşıya kaldık. Efeler İlçesi’nde inanın hidrojen sülfür oranının ölümcül seviyede olduğunu iddia ediyorum. İddia etmeyen Valilik ve diğer arkadaşlarımız o boyutta değil diyorlarsa kanıtlasınlar. Sizleri korumak ve temiz bir çevrede yaşatmak benim sorumluluğum altında. Fakat bu jeotermaller ile ilgili tek yetkim var onlara ruhsat vermemek. Her şeyi göze alarak ruhsat vermemeye söz veriyorum.”

M. Fatih Atay, Efeler halkının havada zehirli gaz oranını bilme hakkı olduğunu da ifade etti. Atay, “Bunun için cihaz alımı konusunda mühendis arkadaşlarımız ile görüştük, yakın zamanda vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız. Efeler ilçesindeki insanlarımız bu ölçümlerin sonuçlarını bilecek ve öğrenecek” dedi.

"ELEKTRİK ENERJİSİ FAALİYETLERİ KAMU HİZMETİDİR"

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz, enerjiden yararlanmanın modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu belirtti. Türkyılmaz, "Enerji kaynaklarının değerlendirmesinden başlayarak üretim, iletim, dağıtım aşamalarında toplum çıkarlarının gözetilmesi, bütün bu süreçlerde çevreye, iklime ve doğaya olumsuz etkilerin asgari düzeyde tutulması gereklidir" dedi. "Bu ölçüt, enerji ile ilgili tüm faaliyetlerde geçerli olmalıdır" dedi.

Türkyılmaz, şöyle devam etti: "Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde bu bakış açısı ile sunulması, temel bir enerji politikası olmak zorundadır. Elektrik enerjisi; insan yaşamının zorunlu bir ihtiyacı, ortak bir gereksinim olarak toplumsal yapının vazgeçilmez bir öğesidir. Sosyal devlet anlayışında enerjinin tedarik ve sunumu kamusal bir hizmeti gerekli kılmaktadır. Elektrik enerjisinde üretim, iletim ve dağıtım faaliyetleri arasında organik bir bağ söz konusudur. Bu nedenledir ki, bu üç temel faaliyetin; demokratik ve katılımcı bir anlayışla oluşturulacak; toplum, kamu, ülke çıkarlarını gözeten kamusal bir planlama anlayışı içinde yürütülmesi zorunludur. Elektrik enerjisi faaliyetleri toplum çıkarının gözetilmesi gereken bir kamu hizmetidir."

"ENERJİ SEKTÖRÜ TEKELLERİN KÂR EGEMENLİĞİNDEN ÇIKARILMALI"

Türkyılmaz, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Petrol, gaz ve kömür tekellerinin çok etkin olduğu günümüz dünyasında, birincil enerji tüketiminde 2017’de yüzde 81, 2018’de yüzde 84,7 oranında olan bu fosil yakıtlara yüksek bağımlılık, izlenen politikalarda radikal değişiklikler olmadığı sürece, kısa ve orta dönemde kayda değer bir azalma göstermeyecektir. Elektriğe hâlâ erişemeyen 'enerji yoksunu' 1 milyar insanı, elektrik kullanabilir hale getirebilmek, yemek pişirmek ve ısınmak için çalı çırpıdan öteye geçememiş yüz milyonlarca insanı, çağdaş yaşam koşullarına ulaştırabilmek için, enerji sektörünü özel tekellerin salt kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarmak ve yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon emisyonlu bir ekonomiye yönelerek, enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır."

"'ÇEVRECİ SANTRAL YAPMA' İDDİASI AĞAÇ KESMENİN GEREKÇESİ OLAMAZ"

"Enerji ile ilgili tüm strateji belgelerini ve yol haritaları ve geleceğe dönük projeksiyon ve planlama çalışmalarını, toplum çıkarlarının korunması ve geliştirilmesini öngören katılımcı bir kamusal planlama içinde; çevre ve toplumla barışık bir bakış açısıyla tasarlamalı, kurgulamalı ve hazırlamalıyız. 49 üretim yöntemi ne denli çevre dostu olursa olsun, elektrik üretme gerekçesi, santral çevresinde yaşayan insanların yaşamsal haklarının sınırlanmasını, ortadan kaldırılmasını haklı kılamaz. 'Çevreci santral yapma' iddiası, santralların tüm çevresel ve toplumsal etkilerini göz ardı etmenin, verimli tarımsal arazileri sınırsız biçimde işgal etmenin, çok sayıda ağacı kesmenin gerekçesi olamaz. Yatırım projelerinin çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendiren fayda/maliyet çalışmaları katılımcı süreçlerle yapılmalıdır. Yapılacak çevresel ve toplumsal etki değerlendirme çalışmaları, fiziksel, çevresel, toplumsal etkenleri ve etkiler (santral büyüklükleri, santral tasarımı, görsel etki, gürültü, deşarjlar, ekolojik koşullar,santral ekonomik ömrü bittiğinde söküm vb.) dikkate almalıdır. İstisnalar kuralı bozar. Kamu yönetimi, tüm enerji yatırımlarında ve özel olarak JES projelerinde, yaşam alanlarının olumsuz yönde etkilenmemesi konusunda, kuralları geçersiz kılacak istisnaları kurgulamakla değil, kuralları istisnasız uygulamakla, yurttaşların anayasal haklarını savunmakla yükümlüdür."

"HALKIN KABULÜ, DİYALOG VE DANIŞMA ÖNEMSENMELİ"

"50 milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ile tabiatı koruma alanlarında, muhafaza ormanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde; ilgili bakanlığın, doğal sit alanlarında ise ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüşü alınarak; yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına izin verilecek olması doğru bir uygulama değildir. Ülke doğasının tahrip edilmesine, flora ve fauna kaybına ve yerel halkla yeni bir çatışma alanının yaratılmasına yol açabilecek bir husustur. JES projelerinde yer seçiminden-projenin fizibilite aşaması, tesis montajı ve işletme aşamalarına kadar tüm süreçte toplum yararı ve çevre, öncelikle göz önüne alınarak değerlendirilmeli, halkın kabulü, diyalog ve danışma önemsenmelidir. Ortak varlığımız olan bu doğal kaynağın; en doğru, sürdürülebilir ve çevreye en uygun düzeyde kullanımını sağlayacak bir kurallar dizisinin hazırlanması talebi, yıllardır kamuoyu önünde Odamızca gündeme getirmiş olmasına karşın siyasi iktidarlar tarafından yerine getirilmemiş ve uygulamaya konulmamıştır. Kamu yönetimi, yatırımcıların çıkarlarını korunmasına öncelik vermekte, yasal düzenlemeler, jeotermal yatırımlarını ve yatırımcılarını koruyucu ve destekleyici hükümler içermekte ve santralların çalışmalarının denetlenmesini önemsememektedir."

"KADINLAR VE ÇOCUKLAR DAHA FAZLA ETKİLENİYOR"

Dr. Metin Aydın ise, "Sağlık karnemiz kötü. Dünya sıralamasında sonlardayız. Çevre sorunları konusunda gerilerdeyiz. Daha da kötüye gidiyor. Ölümlerin çok büyük oranı çevre kirliğinde dolayı oluyor" dedi.

"Her yıl çok ciddi rakamlarda insanlar kanser oluyor" diyen Aydın, "Kadınlar ve çocuklar daha fazla etkileniyor. Geri kalmış ülkeler de sağlık için daha fazla para harcama durumunda kalıyor. Büyük Menderes havzasında kirlilik sebepleri? Türkiye’nin en kirli 3 nehri. Yoğun amonyak- nitrik -azot – fosfor kirliliği var. Ekonomi-ekolojik-insan sağlığı açısından çevre sorunları yaratıyor. Bu kirlilik; yoksulluk, hastalık getiriyor" diye konuştu.

"TOPRAK KİRLİLİĞİNİN EN BÜYÜK SEBEBİ JEOTERMALLER"

Aydın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Genetik yapısını değiştirdiğini görüyoruz tarım ürünlerinin. Aydın’ın 28 jeotermal santral var. İstekleri her yere jeotermal yapıyorlar. Menderes ve Gediz Havzasında durum çok kötü.190 milyon ton su buharı havaya. 9 milyon ton yoğunlaşmayan gazları, 80 milyon ton yıl akışkanı su kaynaklarını bırakıyor. Çıkan akışkan 10 lt/sn ve üstü ise reenjekte edilmesi gerekir. Toprak kirliliğinin en büyük sebebi jeotermaller. JES’den dolayı tarım da bitiriyor. Hayvanlara da büyük etkisi var. Yapılan çalışmalarda inek sütlerinde ağır metaller saptanmış. Büyük Menderes Havzası ekolojik risk altında. En fazla ise Aydın, Uşak ve Denizli gelmekte. İnsanlarla da ilgili ciddi sorunlar var. Jeotermaller kanser yapıyor."

Aydın açıklamasını şöyle sonlandırdı: "Ege Bölgesi İzmir Halk Sağlığı’nın yaptığı araştırma; 3 erkekten 1’i kanser Ege Bölgesi’nde... Türkiye’de 4 erkekten 1’i, Dünya’da 5 erkekten 1’i kanser oluyor. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Türk Milletinin her türlü temel hak, hukuk ve ihtiyaçları devletin güvencisi altındadır. JES’ler kanser yapıyor. Neden buna engel olunmuyor) Bunu sormakta fayda var."

Çalıştayın son bölümünde TMMOB eski Genel Başkanı Mehmet Soğancı moderatörlüğünde forum düzenlendi. Katılımcılar bölgelerindeki çevre sorunlarını dile getirdiler. Çalıştayın ardından grup, Kızılcaköy’e giderek basın açıklaması gerçekleştirdi.