birgün

21° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 03.08.2021 09:24

Ayrımcılığa karşı işçiler bir arada

Şirketin bizi Almanlar, Polonyalılar, Fransızlar olarak ayırmasına ve rekabet ettirmesine izin veremeyiz. Amazon bu ayrım üzerinden hareket ediyor, işçiler arasındaki birçok ayrım üzerine oynuyorlar.

Ayrımcılığa karşı işçiler bir arada

Alex N. Press

Amazon 2014'te Polonya'ya geldiğinden beri ülke, şirketin farklı uluslardan işçileri birbirine düşürme stratejisi için bir laboratuvar oldu. Amazon, Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşik olmasına rağmen, iş gücü artık tüm dünyaya yayılıyor. Bu, şirket tarafından daha fazla rekabet yaratarak ücretleri baskılamak ve verimliliği artırmak için kullanılıyor. Ancak, Avrupa genelinde bazı işçilerin bağlantılar kurması ve birlikte örgütlenme kapasitesi ile bu stratejiye karşı koyma çabaları var. Amazon, yalnızca ülkeden ülkeye değil, depodan depoya işçileri birbirine düşürmek için elinden gelenin en iyisini yaparak, her bir lokasyon için ayrı sözleşmeler oluşturduğundan, bu hala zorlu bir mücadele. Yine de uluslararası örgütlenmenin geleceği için olanaklara işaret eden çabalar devam etmekte.

Jacobin'in yeni podcast'i Primer'ın yakın tarihli bir bölümünde Alex N. Press, Uluslararası Amazon Çalışanları (Amazon Workers International-AWI) adı altında örgütlenen Polonya'dan iki işçiyle konuştu: Magda Malinovska ve Agnieszka Mroz. Yerleşik, resmi sendikalar veya sendika federasyonlarından farklı olarak, AWI daha az resmileşmiş bir organizasyon. Malinovska, Polonya'nın Poznań kentindeki sipariş karşılama merkezinde beş yıl önce toplayıcı olarak, ardından Agnieszka ile birlikte paketleyici olarak çalıştı; Agnieszka, 2014 yılında Polonya'da ilk açılan Amazon deposu olan Poznań’da çalışmaya başlamıştı.

Polonya, Amazon için nasıl bu kadar önemli bir yer haline geldi?

Agnieszka Mroz (A.M.)

Cevap basit: Ucuz emek. Polonya'daki işçiler diğer Batı Avrupa ülkelerinden üç kat daha az kazanıyor. Ama Polonya’nın taşıdığı önem sadece ücret düşüklüğü ile sınırlı değil. Amazon genişledi - sadece depoları Almanya'dan Polonya'ya taşımakla kalmadı, aynı zamanda Polonya'da bu depoların açılması, politik bir rol de oynadı; çünkü Polonya'daki işçilerin Alman pazarına teslimat yapması Almanya'da grev organize eden işçilere şantaj yapma olanağı sağladı.
2014, Almanya'daki grevlerin hararetli zamanlarından biriydi. Amazon, işçilerin örgütlenmesine karşı bizi ek bir kart olarak kullandı. Tabii ki, bu bizim üstümüzde bir baskı yarattı çünkü Polonya'daki işçiler olarak grev kırıcı olmak istemiyoruz. Fakat ayrı düzenlemeler, ulusal yasalar vb. nedenlerle Polonya ve Almanya'da örgütlenme arasında farklılıklar var. Dolayısıyla, buradaki genişlemenin nesnel nedenleri, Polonya'daki düşük işçilik maliyetleri ve istihdamın güvencesizliği. Burada Amazon'un, kotaları karşılama konusunda işçiler üzerinde baskı kurması için daha fazla yol var.

Magda Malinovska (M.M.)
2016 yılında Alman işçilerinin grevde olduğu bilgisini aldık. Polonyalı işçiler olarak grev kırıcı rolünü oynamak istemedik. Bu nedenle yavaşlatma eylemleri düzenledik. Bunun için ağır bir bedel ödedik: Birkaç işçi işten atıldı ve bazı işçiler bunu hatırlıyor, bu yüzden bu tür eylemleri organize etmekten çok korkuyorlar. Bütün bunlara rağmen hala örgütleniyoruz ve hala Alman işçilerle birlikteyiz. Örneğin, geçenlerde ortak bir bildiri yazdık ve aşağı yukarı aynı ücretleri talep ettiğimizi belirttik.

Ücret konusu bizim için çok önemli çünkü Polonyalılar çok düşük ücret aldıkları için fazla mesai yapıyorlar. Fazla mesai, Polonyalı işçiler arasında popüler ve istatistiklere göre, biz Avrupa'da en uzun süre çalışan ülkelerden biriyiz. Bunun temel nedeni çok düşük olan maaşlarımız ve insanların fazla mesaiye zorlanması. Bu yüzden daha yüksek ücret talep ediyoruz ve Almanya'daki meslektaşlarımız bizi destekliyorlar, çünkü Almanya’da çalışanlar grevdeyken Polonyalıların fazla mesai yapmaya zorlandıklarını ve bu nedenle Almanya’daki grevlerin daha az güce sahip olduğunu biliyorlar.

AWI ayrıca Fransa, İtalya, İspanya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'dan işçilerle de iletişim halinde. Buna Amazon'un uyguladığı taktikler (bazı ülkelerdeki çalışanları daha onur kırıcı işlerde çalıştırmak gibi) hakkında konuşmak da dahil.

M.M.: Müşterilerin iade ettiği ürünleri firma kullanamadığı için başka ülkelerden Polonya'ya gönderiyor. İşçiler bundan pek hoşlanmıyorlar. Avrupa'nın dört bir yanından çöplerin toplandığı bir yer haline geldiğimizi söylüyorlar kendi aralarında. O yüzden bu bilgiyi değiş tokuş ediyoruz, ortak talepler oluşturuyoruz ve grevler sırasında ortak eylemler düzenlemeye ve birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Farklı yasalarımız var, bu yüzden farklı mücadele yöntemleri kullanmalıyız.

Bu yöntemler, özellikle pandemi döneminde -ortak taleplerimizin olduğu dönemlerde- çok etkiliydi. Amazon bizi görmezden gelemezdi. Güvensiz koşullarda çalışmak için risk ödemesi talep ettiğimizde hayır diyemediler. Ayrıca güvenlik önlemleri konusundaki taleplerimizi görmezden gelemezlerdi. O zamanlar birlikte hareket ettiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu gördük. Bu nedenle, bürokrasi olmadan, iş yeri düzeyinde, işçiler olarak durumumuzu tartışarak bunu sürdürmeye çalışıyoruz. Bunu geliştirmeliyiz, yoksa Amazon her zaman bizden çok daha güçlü olacak.

Peki AWI nedir ?

A.M.:
AWI resmi bir organizasyon değil ve onu bu şekilde tutmaya çalışıyoruz. Bir değiş tokuş, destek ve dayanışma ağı olarak başladık. Doğru zamanı yakalamak ve bir şeyler yapmak için mağazada ve diğer çalışanlarla birlikte olmalısınız. Dışarıdan biri olarak, işçilerin örgütlendiği anı gerçekten kavrayamazsınız, çünkü çoğu zaman direniş kendiliğinden olur.

Örnek olarak, geçen kasım ayında, üyelerimizin çalıştığı Polonya'nın güneyindeki büyük depolardan birinde sabah vardiyasında, en işlek saatlerden önce, geçici işçilerin-daimi ya da kısa süreli sözleşmesi olan işçilerin almadığı- ek bir ikramiye aldığı bilgisi yayıldı.

Gece vardiyasında da çalışmalar bir saat durduruldu. Amazon yöneticileri endişelendi. Genel müdür gecenin bir yarısı geldi, ki bu asla olmaz. Büyük bir depoda, organize olan bin forklift sürücüsünün depoyu etkisiz hale getirebileceğini biliyorlardı. Bu kritik noktada, mağaza yöneticileri, işçiler ile anlaşma sağlamak durumundaydı.

Bütün bunlar çok kısa bir süre içinde gerçekleşti. Bu bize gerçekten iş yerinde birlikte olmanın önemini gösterdi. Şirketin bizi Almanlar, Polonyalılar, Fransızlar olarak ayırmasına ve birbirimizle rekabet ettirmesine izin veremeyiz. Bunu reddediyoruz.

Ama şirket elbette bu ayrım üzerinden hareket ediyor; geçici işçiler, sürekli işçiler, Polonyalı, Alman, kırsal kesimden, kasabadan, büyük şehirlerden gelen işçiler arasındaki birçok ayrım üzerine oynuyorlar. Son toplantımızla birlikte bildirimizi Rusça olarak da yayınladık; Batı Avrupa'da Amazon için çalışan Polonyalı göçmenlerin yanı sıra, Ukrayna ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinden gelen işçi sayısının giderek arttığını da eklemek gerekli.

Polonya'da Amazon, küçük köylerden gelen daha da ucuz iş gücüne güveniyor. Depolara gidip gelmeleri için işçilere ücretsiz şirket otobüsleri sağlıyorlar. Aynı zamanda Ukrayna'dan da daha fazla işçi alıyorlar.

Gördüğüm kadarıyla, öne sürdükleriniz, ABD'deki şirketler tarafından anlaşılabilir talepler.

A.M.: Birinci talebimiz daha yüksek ücretler. İkincisi, istikrarlı bir iş: her şeyden önce geçici ajanslardan kurtulmayı talep ediyoruz, çünkü şirketin neden geçici işçiliğe dayanması gerektiğine dair hiçbir ticari argüman yok. Geçmişte, Polonya yasalarında bu çözüm, başı dertte olan şirketlerin, daha fazla geçici işçi alabilmelerine yardımcı olmak amacıyla uygulandı. Özellikle 2020'den sonra geçici iş bulma ajanslarından kurtulmak ve herkesi kalıcı sözleşmeli istihdam etmek istiyoruz. Üçüncü konu ise işin üretim hızıyla ilgili. Bu da kotalarla ilgili. Bu üç konunun farklı ülkelerde farklı ifadeleri var: Almanya'da işçiler Amazon’la iki yıllık sözleşmeler üzerinden çalışıyorlar-ajanslar aracılığıyla çalışmıyorlar - biz ise çoğunlukla geçici işlerden bahsediyoruz. Bunlar farklı yasal biçimler, ancak talebin özü aynı.

Amazon, işçileri kalıcı sözleşmelerle istihdam edecek, işçilere daha fazla ücret ödeyecek ve iş hızı üzerinde eskisi kadar baskı oluşturmayacak. Şirket, bu talepleri karşılayacak güce sahiptir. AWI sayesinde bu üç sorunun işçi sınıfının küresel sorunları olduğunun farkındayız.

M.M.: Amazon, sağlık ve güvenlik açısından, ücretler açısından, (ancak özellikle sağlık ve güvenlik açısından) umursamazlık konusunda gerçekten benzersizdir. Hepimiz depodaki çalışma koşullarını iyileştirmek için nelerin değiştirilmesi gerektiğini az çok biliyoruz. Ancak şirket yetkilileri kör ve sağır gibi davranıyorlar.

Bizi dinlemek istemiyorlar. Onları gerçekten sürekli zorlamamız gerekiyor. Diyalog yok - onları zorlamalı ve değişiklik yapmaları için baskı oluşturmalıyız. Vardiyalarımız günde on saat depoda. Dolayısıyla zamanımızın çoğunu orada geçiriyoruz ve bu nedenle işlerimizin ve programlarımızın nasıl düzenlendiği konusunda söz sahibi olmamız gerektiğine inanıyoruz. Amazon bize bu hakkı tanımıyor. Dolayısıyla bu çatışmayı sürdüreceğiz ve onlara sadece yerel olarak değil, küresel olarak da baskı yapmaya devam edeceğiz.

Tüketici olarak Amazon'u kullanma konusunda çelişki hisseden insanlara ne öneriyorsunuz?

A.M.:Son zamanlarda, Amazon Prime üyelerine yapılan indirim döneminde, hala Amazon'dan alışveriş yapmak isteyen insanlar bu soruyu bana birçok kez sordu. Her ne sebeple olursa olsun Amazon’un onlar için rahat veya hızlı olduğunu veya başka bir ürün alamadıklarını söylüyorlar. Bu konuda bir çalışan olarak nasıl hissediyorum?

Tüketici boykotunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Amazon'dan satın almak istiyorsanız, bir grev fonuna bağış yapın; bilin ki orada konuşabilen ve kendi taleplerini dile getirebilen işçiler var. Onları destekleyin, çünkü onlar dışında hiç kimse birşeyleri değiştiremeyecek. Farklı ülkelerde farklı sendikalar, farklı gruplar, farklı girişimler var.

Bu nedenle, Amazon'dan satın alıyor ama sömürüye katılmak istemiyorsanız, satın aldığınız depoda kendi kendini organize eden çalışanları desteklemenin bir yolunu bulun.

Jacobin’den çeviren Setenay Kızılkaya

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol