birgün

11° PARÇALI BULUTLU

SAĞLIK 01.07.2017 10:28

Az pişmiş et 1.5 yaşındaki Kumsal'ı ölümün eşiğine getirdi

Muğla'nın Dalaman İlçesi'nde 1.5 yaşındaki Kumsal Meryem Aldemir, yediği az pişmiş etten mikrop bulaştığı için böbrek yetmezliği sorunu ile karşılaştı.

Az pişmiş et 1.5 yaşındaki Kumsal'ı ölümün eşiğine getirdi

Muğla'nın Dalaman İlçesi'nde 1.5 yaşındaki Kumsal Meryem Aldemir, yediği az pişmiş etten mikrop bulaştığı için böbrek yetmezliği sorunu ile karşılaştı, 13 gün hiç idrar yapamayıp bağışıklık sistemi zarar gördü. Minik Aldemir, Denizli'deki Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesi'nde 20 günü yoğun bakım olmak üzere toplam 1.5 ay süren tedaviyle ölümden döndü.

Dalaman'da Necla-Ahmet Aldemir çiftinin 1.5 yaşındaki bebekleri Kumsal Meryem Aldemir, yediği az pişmiş etteki bağırsağa yerleşen mikrop toksin üretince, hastalandı. İshal olan, ardından da 13 gün hiç idrar yapmayan bebek, ailesi tarafından Denizli'de Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'ne getirildi. Yapılan kontrollerde kan değeri oldukça düşük çıkan ve sağlık durumu ağır olan Kumsal Meryem, Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selçuk Yüksel ile Çocuk Yoğun Bakım ve Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Özkan Herek tarafından hemen tedaviye alındı. Kumsal Meryem'in yediği az pişmiş etteki mikrobun bağırsağa yerleşerek toksin ürettiği, bu nedenle 13 gün boyunca hiç idrar yapmadığı, vücudunun şiştiği, ileri derecede halsiz ve normalde 12 olması gereken kan değerlerinin de 7'ye kadar düştüğü tespit edildi.

PAÜ Hastanesi Çocuk Nefroloji ve Çocuk Cerrahisi Bölümü'nde tedaviye alınan ve hayati tehlikesi bulunan minik Kumsal Meryem Aldemir, 20 gün boyunca yoğun bakımda tutuldu. Ardından periton diyaliz uygulaması gerçekleştirilerek vücuttan fazla sıvısı çekildi. Mikrop nedeniyle hasar alan vücudun mikroplara karşı savuma sisteminin de düzelmesi sağlandı. 1.5 ay süren tedavinin ardından minik Kumsal Meryem, sağlığına kavuştu.

Çocuk Yoğun Bakım ve Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Özkan Herek, bu tür hastalıkların küçük çocuklara iyi temizlenmemiş gıda ya da az pişmiş etten bulaştığını anlatırken, şöyle dedi:

"Hemolitik üremik sendromu' adı verilen ve sıklıkla erken çocukluk döneminde görülen bu durum ciddi bir hastalıktır. Bu hastalar hayatlarını kaybetmelerine ya da diyaliz bağımlısı olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda bile kalabilir. İki farklı tipi bulunan hemolitik üremik sendromu en sık görülen şekli halk arasında zehirli ishal olarak bilinen durum ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Zehirli ishale neden bakteri salgıladığı toksinler nedeniyle özellikle böbreklerin küçük damarlarında pıhtı tıkaçları oluşturmakta, böylece böbreğin kanı süzme, zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırma, tansiyonu dengeleme gibi görevlerini yapmasını engellemektedir. Hastaların hızla kan değerleri düşer, böbrek idrar çıkarma fonksiyonunu gerçekleştiremediği için vücut şişer, tansiyon tedavi edilemez noktalara yükselir. Hemolitik üremik sendromun diğer tipi ise, vücutta konpleman denilen sistemin (vücudun mikroplara karşı savunmasında rol alan) bozulmasından kaynaklanır. Her iki durumda da hasta hayatı büyük risk altındadır."

Kumsal Meryem'in 20 günü yoğun bakım toplam 1.5 ay tedavi süreci geçirdiğini ifade eden Prof.Dr. Herek, "Hastamıza diyaliz yaptıktan sonra ilaçla tedavi ederek tamamen iyileşmesi sağlandı. Gayet güzel bir şekilde iyileşti. Özellikle çiğ ette bulunan mikrop bağırsağa girdiği zaman çoğalıyor ve toksin salgılıyor. Böbrekte ileri derece yıkıcı harabiyet yapıyor. Aynı zamanda kanı pıhtılaştıran elemanlara zarar veriyor. Kan değerini 12 olması gerekirken, 7'ye kadar düşürüyor. Çok hızlı şekilde müdahale etmek gerekiyor. Bu tür hastalarda erken teşhis hayat kurtarır. Bu nedenle gıdaların iyi temizlenmesi ve etlerin iyi pişmesi gerekiyor. Özellikle idrar çıkışına dikkat etmeliyiz. İdrarın rengi açık sarı olması gerek. Koyu sarıysa su tüketiminin az olduğunu gösterir" diye konuştu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız