Bağımsız tiyatrolar alarm veriyor
Artan kira ve giderler, yetersiz destekler ve alım gücünün düşmesi bağımsız tiyatroları kapanmanın eşiğine getirdi. İstanbul’daki sahne emekçileri borç, tahliye ve sürdürülemez üretim koşullarına çözüm bulunmasını istiyor.

Tuğçe ÇELİK
Bağımsız tiyatrolar, derinleşen ekonomik kriz ve destek eksikliğiyle karşı karşıya. Artan kiralar, vergi yükü, teknik giderler ve seyircinin bütçesinin daralması, özellikle bağımsız sahneleri ayakta kalma mücadelesine zorluyor. İstanbul’da faaliyet gösteren tiyatro emekçileri, yaşadıkları sürecin geçici bir daralma değil, kalıcı bir kırılma riski taşıdığı görüşünde birleşiyor.
Yarım asrı aşan geçmişi olan bazı sahneler bugün tahliye davalarıyla mekânlarını kaybetme tehdidi altında. Mekânını ayakta tutabilmek için tadilat yapan, altyapı sorunları nedeniyle sezon ortasında kapalı kalan işletmeler, depo ya da ticari alan baskısıyla da yüz yüze kalıyor. Sahne emekçileriyle bağımsız tiyatroların sorunlarını ve çözüm önerilerini konuştuk.
Şişli Tiyatrosu - Mustafa Kalkan:
Burası 1971 yılında kurulan yarım asırlık bir sahne. 2008-2020 yılları arasında boş kalan bu salonu 2020’nin Eylül ayında kiraladık ve içerisinde hiçbir şey yoktu. Sadece dört duvar, fareler ve lağım suları olan bir mekândı. Pandemi döneminde tutup tadilatını yaptığımız bu mekân yaklaşık iki yıl kapalı kaldı. 2025 yılının Ekim ayında 5 yıllık kontratımız bitti, yeni kira anlaşması için mülk sahibiyle irtibata geçmeye çalıştık. Bu sırada geçen sene kasım ve aralık ayında yan binadan salona gelen kanalizasyonun patlaması sonucunda sezonun ortasında iki ay boyunca kapalı kaldık. Bu esnada biriken kira borcumuzdan dolayı bizi icraya verdiler. Avukatla yaptığımız görüşme sonunda bu borcu mahkeme masrafları ve faizleri ile 942 bin lira olan rakamı üç taksitle ödedik. Buna rağmen tahliye davası açtılar. Borcu ödediğimiz halde dosya kapatılmadı. Ardından mekânı bazı alışveriş markalarına depo olarak 250-300 bin lira gibi rakamlara kiralama düşüncesinde olduklarını söylediler. Tapusunda ‘tiyatro’ yazan bir salonu kapattırmamak için imza kampanyası başlattık ve kamuoyunda bunun ses getirmesi için de elimizden geleni yapıyoruz. Konuyu Kültür Bakanlığına da illettik, sonucu bekliyoruz. Bilet fiyatları bugünkü ekonomik koşullarda seyirciye yüksek geliyor ama salon kiraları ve diğer koşullar da bizleri zorluyor. 15 Şubat-15 Mart tarihleri arasında ‘Şişli Tiyatrosu Yaşasın Festivali’ yapacağız. Sanatçı arkadaşlarımızın ve seyircilerin desteğiyle tiyatromuz için mücadele vermeye devam edeceğiz.
Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi - Nevzat Süs:
Pandemi sonrasında Türkiye’de tiyatro sanatı yapısal bir sarsıntının içine sürüklendi. Sahne ışıkları sönmüşken, tiyatroların kira, vergi, stopaj, SGK primleri ve faturaları hiç sönmedi. Birçok tiyatro bu dönemi ya kapanarak ya da ağır borçlar altına girerek atlattı. Yevmiyeli çalışan oyuncular ve teknik emekçiler ise en kırılgan halkayı oluşturdu. Pandemi bittiğinde bir nefes alacağımızı sandık. Ama olmadı. Biletlerde KDV indirimi beklerken, artışla karşılaştık. Zaten sınırlı olan tiyatro seyircisinin bütçesine bir darbe daha indi. Krizle yönetilen bir sistemde, krizin faturası yine sanata ve emekçisine kesildi.
Artan vergiler ve giderler, tiyatroları daha az oyun üretmeye zorladı. Bilet gelirleri yeni oyunlara, teknik yenilenmeye, estetik gelişime yetmez hale geldi. Bu durum, sahnedeki yaratıcılığı da törpülüyor. Tiyatro sadece ayakta kalmaya çalışan bir alana dönüşüyor; ilerleyen değil, gerileyen bir sanat pratiği ortaya çıkıyor.
Tiyatro emekçilerinin birçok yasal hakkı olmasına rağmen, bu hakları talep etme ve birlikte savunma konusunda zayıfız. Örgütlenmenin, kolektif aklın, mesleki dayanışmanın önemini hâlâ kavramış değiliz. Herkes bireysel olarak hayatta kalmaya çalıştıkça, tiyatro sanatı kolektif olarak dibe doğru çekiliyor.
Kamuya ait sahnelerin rolü de tartışılmalı. Belediyelere ait sahneler, özel bir işletme gibi yüksek bedellerle kiraya veriliyor. Üstelik parayı ödemeye hazır olsanız bile sahneyi alamayabiliyorsunuz. Bugün tiyatro ayakta kalmaya değil, yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Devletin, yerel yönetimlerin, seyircinin ve toplumun tiyatroya sahip çıkması gerekir.
Kadıköy Emek Tiyatrosu - Pınar Yıldırım:
Tiyatromuzun kapanışı yapısal sorunların sonucudur. En başta artan kira ve işletme giderleri, mekânı ayakta tutmayı her geçen ay daha zor hale getirdi. Bağımsız bir tiyatro olarak hiçbir kurumsal destek almadan, yalnızca bilet gelirleriyle var olmaya çalıştık. Buna bir de genel ekonomik kriz, kültür-sanatın ‘lüks’ olarak görülmesi ve kamusal alanların giderek daraltılması eklendiğinde, sürdürülebilirlik imkânsız hale geldi. Bizim kapanışımız bir ‘tercih’ değil; sistematik olarak yalnız bırakılan bağımsız tiyatroların geldiği kaçınılmaz bir eşikti.
Bilet fiyatlarını yükselttiğimizde seyirci kaybettik, yükseltmediğimizde giderleri karşılayamadık. Oyuncuların, eğitmenlerin, teknik ekibin emeğini hakkıyla karşılamak zaten yıllardır bir mücadeleydi; son dönemde imkânsızlaştı. Tiyatro yapmak, varoluşsal bir direnişe dönüştü. Mevcut desteklerse ne nicelik ne de nitelik olarak yeterli. Destek mekanizmaları süreklilik içermiyor. Oysa tiyatroların ihtiyacı olan şey ‘hayatta kalma’yı mümkün kılacak yapısal politikalar. Tiyatro toplumsal hafızayı, eleştirel düşünceyi ve birlikte düşünme kültürünü canlı tutan kamusal bir alandır. Bu alan korunmazsa, yalnızca sahneler değil, söz söyleme imkânlarımız da kapanır. Bugün hâlâ oyunlarımızı gezici olarak farklı mekânlarda, şehirlerde seyirciyle buluşturmaya devam ediyoruz. Ancak bu koşullar değişmezse birçok sahnenin karanlığa gömülmesi kaçınılmaz olacak.
Moda Sahnesi - Kemal Aydoğan:
Bağımsız tiyatrolara ait sahnelerin kapanmasının temel nedeni ekonomidir. Sürekli artan fiyatlara karşı tiyatro bileti aynı artış oranına sahip olamaz. Kiradan, maaşa, sigorta primine kadar bir salonun ayakta kalmasını sağlayan yaşamsal harcamalarına her gün zam geliyor. Bilet fiyatına zam yapılamıyor çünkü seyircilerin de bütçesi tiyatrolar gibi zayıflıyor. Bu problemin giderilmesinin tek yolu kamu kaynaklarından özel-bağımsız tiyatroların desteklenmesidir. Bunun için de destekleme modelleri oluşturulmalıdır. Mesela ödenekli tiyatrolar (devlet ve şehir tiyatroları) örnek alınarak tiyatronun harcamalarının yapısı ortaya çıkarılabilir. Devletin ve belediyelerin elinde tiyatro masraflarına dair bilgi var. Bunu kullanarak bir özel/bağımsız tiyatroya ne kadar destek gerektiği bulunabilir. Dört işlem yapılarak hemen sonuçlar üretilebilir.
Ancak destekleme modelleri için adım atılmamasının da sebepleri var. Bunlardan biri devlet ve belediyelerin kendi dışında sanat üreten kurum, yapı, topluluk vs’nin güçlenmesini istememesi. Diğeri de özel/bağımsız tiyatroların ödenekli tiyatrolar adına yaratılmış haksız rekabetin ortadan kaldırılıp eşit, adil bir paylaşımın eşit yurttaşlık hakları gereği olduğunu devlet ya da yerel yönetimlerin yüzüne çarpamıyor oluşu. Hak verilmez alınır.
Tiyatro Proje No2 - R. Onur Duru:
Kenterler, Muammer Karaca, Taksim Sahnesi, Küçük Sahne, Ankara Yeni Sahne ve daha nice sahne tiyatromuzdan yok oldu, yok edildi. Bir sahne kaybetmenin acısını bilen bir sanatçı olarak, bugün Şişli Tiyatrosu’nun yok edilmemesi için direniyoruz.
Ülkemizde bağımsız tiyatrolar kanunen ‘tacir’ olarak görülüyor. Yani bir süpermarketten farksız değerlendiriliyor. Bu ticaret ağının içinde görülmesi sonucunda herhangi bir şirketle aynı vergilere ve yükümlülüklere sahibiz. Sizi tacir olarak gören bu yapı, kapitalist algı içerisinde var ettiğiniz değerin niteliğini değil, niceliği ölçüyor ve ekonomik yapı içerisindeki yerinizin yani pastadaki payınızın büyüklüğüne bakıyor. Tiyatro gibi bir sanatın da pastada hatırı sayılır bir payı olamayacağı için, daha güçlü ticari yapıların desteklenmesine enerji ve zaman harcıyorlar.
Bağımsız tiyatro yapıcıların çoğunluğu, seyircinin aldığı biletten, vergileri, bilet satış platformu komisyonunu, sahnenin kirasını, oyuncuların, teknisyenlerin ücretlerini ve sigortalarını, nakliyeyi, günlük giderlerini ödedikten sonra kalan para ile evlerinin kirasını, varsa çocuklarının masraflarını, geçimlerini sağlayacak ücreti kazanıyorlar. Ayrıca bir sonraki temsilin giderlerini hesaplamak zorundalar ve kalan payla yeni projelerini finanse ediyorlar. 500-1000 TL arasında olan bilet fiyatlarıyla 100-200 kişilik salonlardan ne kadar kazanılabileceğini hesaplayabilirsiniz. 23 yıldır bu hesabı yapıyorum, işin içinden çıkamadım.
Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi, pandemi şartlarında acil eylem planı olarak 7 maddelik bir imza kampanyasıyla var oldu. Vergiler, sahneli tiyatroların elektrik, doğalgaz giderleri, kamusal tiyatroların salon kiraları, SGK, tiyatro yasası ve destek yönetmeliğini içeren bu maddeler kamuoyu yarattı. Böylece Cumhuriyet tarihindeki en gözle görünür sanatçı-devlet ilişkisinin kurulması sağlandı. Çatı örgütler ve inisiyatifin çabalarıyla yasalarda iyileştirmeler kazanıldı. Haklarımız, sahnelerimiz ve yaşayabilmek için mücadelemiz devam ediyor ve edecek.
∗∗∗
NE YAPILMALI?
Bağımsız tiyatroların sürdürülebilirliği için tiyatro emekçilerinin çözüm önerileri şöyle:
• Tiyatro biletlerindeki KDV kalıcı olarak düşürülmeli; kültür-sanat alanına özel vergi muafiyetleri sağlanmalı.
• Kamuya ait sahneler gerçekten kamusal bir yapıya kavuşturulmalı; şeffaf, adil ve düşük bedelli bir tahsis sistemi oluşturulmalı.
• Özel ve bağımsız tiyatrolar için kira, vergi ve SGK primlerinde uzun vadeli destek modelleri geliştirilmeli.
• Tiyatro emekçileri sendikal ve mesleki örgütlenmeyi güçlendirmeli; bireysel çözümler yerine kolektif hak mücadelesi esas alınmalı.
• Yerel yönetimler tiyatroyu bir ‘etkinlik’ olarak değil, kamusal bir ihtiyaç olarak değerlendirmeli.
∗∗∗
BİR YILDA BEŞ SAHNE KAPANDI
Eleştirmen Mustafa Kara’nın araştırmasına göre İstanbul’da 2025 yılı içinde beş bağımsız tiyatro sahnesi kapandı, 15 yeni tiyatro sahnesi açıldı. Veriler, bağımsız sahne alanında hareketlilik sürse de artan maliyetler ve bürokratik engellerin kapanmalarda belirleyici olduğunu gösteriyor. Geçen yılın ilk aylarında Kadıköy Emek Tiyatrosu ağır ekonomik koşullar, Feyk Sahne ise bürokratik engeller nedeniyle kapandı. Tiyatroevi ve Bereze Gösteri Evi ise artan giderler nedeniyle sahnelerini kapatma kararı aldı. Şişli’deki Oda Tiyatrosu da 2025 yılı içerisinde kapanan sahneler arasında yer aldı.


