Google Play Store
App Store

MHP Lideri Bahçeli’nin ‘3 arkadaşımla İmralı’ya giderim’ sözleri siyasetin gündemine oturdu. ABD merkezli Ortadoğu dizaynının yeni aşamasının ardından iç siyasette de ikinci evrenin işareti verildi.

Bahçeli İmralı yolunda: İç siyasette ikinci evre sancısı
FOTOĞRAF: AA

Öncü DURMUŞ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün Meclis’te gerçekleştirdiği süreç konuşması siyasetin gündemine oturdu.

PKK'nin silah bırakması ve feshi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, sürece zarar vermek isteyenler olduğunu söyleyerek bu süreçte dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

3 ARKADAŞIMLA GİDERİM

Kürsüde heyecanlı konuşmasını sürdüren Bahçeli, komisyonun artık son düzlüğe girdiğini belirtti. Bahçeli, "Bundan sonra İmralı'ya gidecek heyetin tespitinin yapılması da muhtemeldir. İmralı'ya gidilmesi tartışmalarına nokta konulmalıdır. İmralı'ya gidilmesine ayak sürülmesinin bir manası yoktur. Hiç kimse bu ziyarete yanaşmayacaksa alırım yanıma 3 arkadaşımı İmralı’ya gitmekten gocunmam, bir masa başında yüz yüze gelmekten imtina etmem" dedi.

Devamla grup toplantısında bulunanlara hitaben Bahçeli, "Milletvekili arkadaşlarıma, dava arkadaşlarıma, burayı şereflendiren dava insanlarımıza sesleniyorum, İmralı’ya gitmeme izin veriyor musunuz?" diye sordu. Sorunun ardından grup sıralarından alkış yükseldi, Bahçeli "Sağ olun" diyerek karşılık verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında hazırlanan iddianameye değinen Bahçeli, "İddianamenin karalanması CHP'ye bir şey kazandırmayacaktır. Bu konuda 2 beklentimiz vardır. Birincisi; yargılama hızla tekâmül ettirilmeli, siyasi kuşatmaya alınarak tartışılmasına daha fazla müsaade edilmemelidir. Geciken adaletin adalet olmayacağı ortadadır. İkincisi; daha önce de vurguladığım gibi yargılama başta TRT olmak üzere tüm televizyonlardan canlı yayınlanmalıdır" diye konuştu.

YÜZYILIN SOYGUNU DEDİ

Bahçeli, şöyle devam etti: "İddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim. Bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkâm kesmektedir. Aziz Atatürk'ün kurduğu CHP adına ekosistem denilen mafyalaşmış bir oluşum tarafından bedeli mukavilince satın alınmıştır. Zanlılar bellidir. CHP yönetimi milletimizin verdiği vergileri gasbederek siyaset operasyona alet etmişlerdir. Emeklilerimizin parası CHP'nin para kulelerindedir. Bunun adı hortumculuk değil yüzyılın soygunudur."

Bahçeli’nin konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm, kuşkusuz İmralı’ya bizzat gidebileceğini söylemesi oldu. ‘Gerekirse 3 arkadaşımla beraber İmralı’ya giderim’ sözlerini sarf eden Bahçeli’nin bu mesajı sadece MHP açısından bir kırılma değil. Konuşmasının bütünü itibarıyla rejim içerisinde olup bitenin grup toplantısına yansıdığını söylemek mümkün.

ORTA NOKTADA BULUŞURLAR

Ancak Bahçeli’nin konuşmalarını ülkenin geldiği son süreçteki siyasal gelişmelerine bakmadan değerlendirmek de yanlış olur.

Öncelikle ABD ve İsrail merkezli Ortadoğu’nun yeniden dizaynı ile beraber iç siyasette başlayan ‘çözüm süreci’, herkesin hatırlayacağı üzere Bahçeli’nin el uzatmasıyla başlamış AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sürece desteği ile resmileşmişti.

1 Ekim 2024’te Meclis’in açılması ile birlikte alevlenen çözüm sürecinin başını çeken Bahçeli, ortağı Erdoğan’a nazaran sürecin hep bir adım ilerisinde yer aldı.

Erdoğan da konumu gereği süreci hep bir adım geride karşıladı. Hem partisini hem de kendisini güvenli suda yüzdürmek için gayret etti. Önden giden Bahçeli ile günün sonunda orta bir noktada buluşuldu.

6 Kasım tarihinde açıklama yapan Bahçeli’nin ‘Terörsüz Türkiye programı nihayete ererse ve ekonomi de düzelirse Erdoğan tabii ki başkan adayımız” açıklamasını da akıllardan çıkarmamak gerekli.

ABD’YE GÖBEKTEN BAĞLILAR

Üstelik tüm bunlara paralel ilerleyen sürecin kendisi de Ortadoğu eksenli yürümeye devam ediyor ve rejimin ortakları ABD’nin yeni dizaynına göbekten bağlılar.

Buradan hareketle Bahçeli’nin dünkü ‘cüretkar’ çıkışı aşırı bir tepkiden ibaret değil. Bahçeli elbette rejim içerisindeki çelişkileri ve çatışma potansiyellerini de görüyor.

AKP-MHP ortaklığı da öncelik farkları, ideolojik yapıları ve durdukları yer itibarıyla çelişkili bir ittifakı oluşturuyor. Ancak Bahçeli’nin dünkü sert dili ile verdiği mesajların doğrudan rejim içi kavganın eseri olduğunu söylemek güç.

İÇERİDE İKİNCİ PERDE AÇILDI

Rejim içerisinde çeşitli çatlakların farkında olan Bahçeli, gidişatın kontrolünü sağlamak için tıpkı sürecin başında yaptığı gibi eli bir kez daha en yüksekten açmış bir pozisyon almışa benziyor. Bu pozisyon alış içerisinde ise Erdoğan’a meydan okumak için değil rejimin yolunu açmak için yapmışa benziyor. Dolayısıyla emperyalizmin yeni dizaynında hemfikir olan Saray rejimi için Bahçeli, içeride de aralanan kapıyı biraz daha açmaya çalışıyor.

Nasıl ki Ortadoğu’nun yeni dizaynında ikinci perde ‘Trump barışı’ ile açıldıysa Bahçeli’nin dünkü çıkışı iç siyasette de ikinci evrenin başlangıcı anlamına gelebilir.

Tam da bu noktada bazılarına göre Erdoğan’a dayatma olan, bazılarına göre görev paylaşımının sonucu olan Bahçeli’nin dünkü grup toplantısı, rejimin Kürt hareketini de kapsar bir şekilde genişleme ihtiyacının bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor.

KENDİNİ DE HATIRLATIYOR

Öte yandan Bahçeli burada ikili bir mesajı da ortağına veriyor. Bunlardan ilki ortağına ittifak içerisindeki ağırlığını hatırlatıyor. Kürt meselesini kendi merkezine oturtan Bahçeli, birlik beraberlik vurgularıyla, Terörsüz Türkiye sürecini bir devlet politikası olarak tanımlamasıyla rejim içerisinde kendi varlığını tekrar tekrar teyit ediyor.

ALAN AÇMIŞ DURUMDA

Diğer yanıyla da Bahçeli hem Kürt hareketini masada tutmaya devam ederken hem de Erdoğan’a siyaseten bir alan daha açıyor. Konuşmalarından anlaşıldığı üzere Erdoğan’a da ‘bu alandan devam et’ mesajını iletiyor.

Bahçeli, AKP’nin Kürt meselesi konusunda atacağı yeni bir adım için meşruiyet sağlayan bir çerçeveyi böylelikle beraberinde getiriyor.

Ana hatları ile bakılırsa Bahçeli rejime bir yol açmak için bir kez daha görev üstlenmiş durumda. Bu sert söylemlerin arkasında yatan temel dinamik ise rejimin yumuşak karnını saklamanın bir yolu haline gelmesi.