Bahçeli: Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir, Fırat’ın doğusu da terörden temizlenmelidir
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Suriye'de SDG ile cihatçı HTŞ ve beraberindeki güçler arasındaki çatışmalar hakkında "Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir, Fırat’ın doğusu da terörden temizlenmelidir. Mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir, Fırat’ın doğusu da terörden temizlenmelidir. Mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlediği haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin mesajlar verdi.
Süreçle ilgili kısa bir açıklama yapan Bahçeli, "Bilhassa 'Terörsüz Türkiye' ile 'Terörsüz Bölge' hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık. Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist-emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip, temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik" dedi.
Daha sonra Suriye'de SDG ve HTŞ ile beraberindeki güçler arasında yaşanan çatışmalar hakkında konuşan Bahçeli şunları söyledi:
"Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur."
"KÜRT KARDEŞLERİMİZ BAŞKA, SDG/YPG BAŞKADIR"
Son gelişmelerin hem Suriye, hem bölge ülkeleri ve hem de Türkiye adına önemli olduğuna dikkat çeken Bahçeli, şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.
Özellikle Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür."
COLANİ'NİN KARARNAMESİ'NE ÖVGÜ
HTŞ'li geçici Cumhurbaşkanı Muhammed El-Colani'nin yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamayı anımsatan Bahçeli, Kürtler tarafından eleştirilen kararnamenin "isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğunu" olduğunu savundu.
Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ise 'Suriye vatandaşlığı' olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir. Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.
"BOYUN EĞMEYECEĞİZ, ALTTAN ALMAYACAĞIZ"
SDG/YPG'nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da; Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.
Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir. Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, 'Terörsüz Bölge' hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır."
"BU SORUN KÖKLÜ OLARAK HALLEDİLECEKTİR"
Şirazlı Sadi'den esinlenerek şunu hatırlatırım ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor. Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar. Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan, doğruyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan, iyiliği ve iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabb'im cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizden her daim uzak tutsun, diyorum.
Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız. Hamasi ezberlere takılmayacağız, siyasi geçim kapısı demagoji olanları hiç takmayacağız. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesi, açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır. Bunun adı da işin özünde milli irade gasbıdır. Nihayetinde milli iradeyi gasbetmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir."
"YENİ YÜZYILDA FELEĞİN ÇEMBERİNİ KIRACAĞIZ"
Devlet Bahçeli, "Her yolu mübah gören, her rüzgara yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz. Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız. Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız" değerlendirmelerinde bulundu.
"CHP'NİN İŞİ GÜCÜ İSTİSMAR VE İNKARDIR"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP'ye yönelik de eleştirilerde bulunarak sözlerini şöye sürdürdü:
"CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti, Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır."
EMEKLİ AYLIĞI AÇIKLAMASI
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin geçen haftaki TBMM Grup Toplantısı'nda emekli aylıklarına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu hususu 'ama, fakat' demeden tekrar ediyorum: sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz."
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, kendisinin emeklilerle ilgili değerlendirmesini istismar etmeye çalıştığını savunan Bahçeli, "Hatay'da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları, geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye'nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim" diye konuştu.
CHP'nin "boş keseden salladığını" öne süren Bahçeli, MHP'nin ise vatandaşların geçim meselesini kalıcı çözümlere kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar ürettiğini savundu.
ATLAS ÇAĞLAYAN'IN BIÇAKLA ÖLDÜRÜLDÜMESİ
MHP Genel Başkanı Bahçeli, İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın "yan baktın" bahanesiyle 15 yaşındaki bir kişi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak öldürülmesine değinerek, "Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti" diye konuştu.
Atlas Çağlayan'a Allah'tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı dileyen Bahçeli, "Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gerekiyorsa yapmalıyız" dedi.
Toplumda kaygı ve korkuları artıran olayların her geçen gün arttığına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye'nin toplumsal dokusunun tahrip edildiğini, ahlaki değerlerin yoğun bir saldırı altında olduğunu" söyledi.
UYUŞTURUCU VE BAHİS
"Bazı sanatçı ve medya mensuplarının uyuşturucuyla anıldığına, ünlüsünün ünsüzünün bataklıkta çırpındığına ve makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğünün görüldüğünü" ifade eden Bahçeli, "Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?" ifadelerini kullandı.
"BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN YAPILACAKTIR"
Devlet Bahçeli, süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması gerektiğini belirterek "Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez. Türkiye, medyaya, iş dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez. Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır" diye konuştu.


