birgün

17° AÇIK

GÜNCEL 05.09.2020 19:12

Bakan Koca'nın uluslararası kamuoyuna verdiği bilgilere bilim insanlarından tepki

Bilim insanları, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın The Lancet'te yayımlanan makalesinde yer alan bilgilere tepki gösterdi. Doç. Dr. Çağhan Kızıl, "Verilerin güvenle saklandığını söyleyerek herkesin ulaşabildiğini ima etmiş. Çalışma izni için 9317 başvuru olduğunu söylemiş ama kaçının onaylandığını belirtmemiş" dedi.

Bakan Koca'nın uluslararası kamuoyuna verdiği bilgilere bilim insanlarından tepki

Bilim İnsanları, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın The Lancet'te yayımlanan makalesinde yer verdiği bilgilere tepki gösterdi.

TTB Merkez Konseyi eski Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, Bakan Koca'nın Lancet'teki yazısından "Bir hekim herhangi bir hasta için, herhangi bir zamanda ve herhangi bir sınırlama olmaksızın PCR testi isteyebilir" bölümünü aktardı ve şunları ifade etti: "Sağlık Müdürlüklerinin sadece yetkilendirilmiş doktorlar laboratuvar isteminde bulunabilir yazıları dururken..."

Sinir bilim ve genetik uzmanı Doç. Dr. Çağhan Kızıl da Fahrettin Koca'nın Lancet'teki makalesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Twitter hesabından yaptığı açıklamasında Kızıl, "Sağlık Bakanı @TheLancet’e yanıt yazmış. Verilerin güvenle saklandığını söyleyerek herkesin ulaşabildiğini ima etmiş. Çalışma izni için 9317 başvuru olduğunu söylemiş ama kaçının onaylandığını belirtmemiş. Her isteyene test yapılıyor demiş ama testler onaya bağlı dememiş" ifadelerini kullandı.

Kızıl, açıklamasına şöyle devam etti: "Üç gün önce sağlık bakanı yardımcısının son isim olduğu bir makale yayımlandı. Buradaki bilgilere bakanlık bilgilerinden ulaşıldığı yazılmış makalede. Her isteyenin ulaşamadığı bu bilgiler açıklanmalıdır. Bilim verileri saklayıp tekelinde tutmak değildir. Kimse inanmaz."

BAKAN KOCA'NIN MAKALESİ

Bakan Koca'nın, Türkiye'nin Covid-19 mücadelesini ve bilimsel araştırma imkanlarını ele aldığı, "Türkiye'de Covid-19 Üzerine Bilimsel Araştırmanın Teşviki" başlıklı makalesi, The Lancet'te yayımlandı.

Söz konusu makaleyle Koca, Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram ve meslektaşları tarafından yine aynı dergide 15 Ağustos'ta "Türkiye'de Covid-19 Üzerine Bilimsel Araştırmaya Müdahale" başlığıyla yayımlanan bir başka makaledeki iddialara da cevap verdi.

Küresel bir salgın olan Covid-19'un ortaya çıktığı tarihten bu yana, Sağlık Bakanlığının, seçkin Türk bilim insanlarının rehberliğinde salgınla mücadele ettiğini yazan Koca, Bayram ve meslektaşları tarafından yazılan makalenin yayımlanmasının nedenini anlamanın kolay olmadığını, makalenin yalnızca iddialar içerdiğini, herhangi bir araştırma ve kanıta dayalı olmadığını ileri sürdü.

AVRUPA KIYASI

Koca, salgının Türkiye'deki seyrine ilişkin, "Covid-19'un ortaya çıkışından bu yana birçok Avrupa ülkesinde ortalığı kasıp kavuran trajediler Türkiye'de yaşanmadı" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin sağlık sisteminin, hastaların mümkün olan en iyi tıbbı tedaviyi aldıkları sağlık hizmetlerine kolay erişim sağladığını ifade eden Koca, tıbbi bakıma ihtiyaç duyan her hastanın hastanede tedavi edildiğini ve göstergelere göre yoğun bakım ve mekanik ventilasyon verildiğini aktardı.

Koca, Türkiye'deki hekimlerin, başka ülkelerde olduğu gibi hangi hastanın kurtarılacağı ve hangi hastanın ölmesi için bırakılacağı gibi sert kararlar vermek zorunda kalmadığına dikkati çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bayram ve meslektaşlarının kaleme aldığı makalenin ilk paragrafı, açıkça Türkiye'nin Kovid-19'a verdiği tepkiyi manipüle etmeyi amaçladıklarını ortaya koyuyor. Makalede yer alan, '....Türkiye Sağlık Bakanlığı ilk vakayı bildirdi. Genomik epidemiyolojiyi analiz eden 'Tüm İnfluenza Verilerinin Paylaşımı Küresel İnisiyatifi (GISAID)' verilerine göre, hastalık Türkiye'ye ağırlıklı olarak, martın ortalarına kadar güçlü ticari ve turistik bağları olan İran üzerinden ve binlerce Türk vatandaşının kutsal yerleri ziyaret etmek için gittiği Suudi Arabistan'dan ulaştı' ifadeleri, ne yazık ki Türkiye'de Kovid-19'un gelişimi hakkında yanlış bilgiler içermektedir. Türkiye'de 11 Mart 2020'de tespit edilen ilk vakanın seyahat geçmişi ve önerilen zaman aralığındaki bundan sonraki yeni vakalar, ilk vakanın Türkiye'ye Avrupa'dan geldiğini gösteriyor."

Bakan Koca, Türkiye'deki tüm hasta kayıtlarının, Sağlık Bakanlığının ülke çapındaki sağlam dijital altyapısı sayesinde elektronik bir veri tabanında tutulduğunu belirterek, "Halk Sağlığı Yönetim Sistemi" ve "Hayat Eve Sığar" uygulamalarıyla, hasta ve temasta olduğu kişilerin yakından izlendiğini ve böylelikle bulaşma riskinin en aza indirildiğini kaydetti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yönergelerinden, vaka ve ölüm tanımlarının kullanıldığının altını çizen Koca, bir doktorun, bir sınırlama olmaksızın herhangi bir hasta için herhangi bir zamanda bir PCR testi talep edebildiğini ifade etti. Koca, aynı şekilde, DSÖ tanımları ve önerilerine uygun olarak, Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS-CoV) testi pozitif olan hastaların, pozitif vakalar olarak rapor ediliğini bildirdi.

Bakan Koca makalede şu ifadelere yer verdi:

"Söz konusu makalenin dördüncü paragrafında yer alan 'Pandeminin başında, bilim kurulu kurulması, tam tedavi kapsamı, Sağlık Bakanlığı tarafından araştırmanın teşvik edilmesi ve TÜBİTAK ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) gibi fonlama kurumları, yetkililer tarafından atılmış takdire şayan adımlardı. Ancak, Sağlık Bakanlığının şeffaflık eksikliği, temel verileri paylaşma konusundaki isteksizliği ve iş birliği yapmayı reddetmesi nedeniyle kısa sürede kamu sektörü, sağlık örgütleri, bilimsel örgütler arasında gerilim yükselmeye başladı. Ayrıca, sağlık çalışanları için kişisel koruyucu ekipman eksikliğine ilişkin endişeler de vardı.' şeklindeki iddiaları, üzülerek belirtmek zorundayım ki basit bir sorgulamayla çürütebilir."

Koca, "İnsani yardımın bir parçası olarak, ihtiyacı olan birçok ülkeye kişisel koruyucu ekipman desteğinde bulunan Türkiye'nin, kendi sağlık çalışanlarının ekipman ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğu yönünde makalede yer alan iddialar, tartışmaya layık değil." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Koca, sadece bir şehrin ölüm rakamlarını kullanarak ve bu verileri tüm ülkeye genelleyerek ve iç nüfus hareketleri, büyük mülteci nüfusu ve pandemi nedeniyle şehirler arası seyahat kısıtlamaları gibi değişkenleri göz ardı ederek sonuca varmanın, bilimsel bir yaklaşım olarak kabul edilemeyeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Türkiye'de tüm hasta kayıtları ve hastane verileri, Sağlık Bakanlığının hasta gizliliği ve veri güvenliği ilkelerine dayalı olarak veri tabanında tutulur. Sağlık Bakanlığı, araştırmacıların, bilimsel bilgiye dönüştürebilmeleri ve bilimsel toplulukla paylaşabilmeleri için anonim verilere ulaşabilmelerine büyük önem veriyor. Bunun yanında, Sağlık Bakanlığı, finansman dahil çeşitli teşvik modelleri aracılığıyla araştırma ve yayın çalışmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığındaki ilgili birim, elektronik bir form kullanarak planlanmış çalışmaların özetlerini talep ediyor ve topluyor."

Koca, ilgili departmanın, 1 Eylül 2020 itibarıyla 9 bin 317 bilimsel çalışma başvurusu aldığına işaret ederek, bu çalışmalar için içerik kontrolünün yapılmadığını, çok merkezli çalışma olarak planlanan birkaç çalışmanın, veri tabanına erişimi olan ağların bir parçası olması yönünde önerildiğini ifade etti. Koca, "Şu anda, 20 farklı alandan 196 bilim insanı, araştırmalarını bu veri tabanı erişimiyle yapabiliyor." bilgisini paylaştı.

Koca, makalesini şu ifadelerle tamamladı:

"Söz konusu makaledeki kişiler dahil, araştırmacıların, kendi kurumlarında araştırmalarını tamamlamaları için hiçbir kısıtlama yoktur. Buna karşılık, Sağlık Bakanlığının farklı merkezlerinden data ve bilgi toplayarak çalışmalara devam edilmesi için söz konusu makaleyi yazan kişilere, bu veri tabanına erişim sağlayabilmelerine izin verilmesi için ortak bağlantıya katılmaları yönünde çağrıda bulunuldu. Bayram ve meslektaşları dahil, Türkiye'de herhangi bir araştırmacının çalışmasına yönelik herhangi bir kısıtlama yoktur. Sağlık Bakanlığı, daha önce olduğu gibi bilime ve bilimsel çabalara verdiği önemi ve desteği sürdürecek."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız