Google Play Store
App Store

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sezonun ilk bale galasını Kadıköy’deki Süreyya Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturdu. Berin Günay ve Yılmaz Berkay Günay’ın sahnedeki uyumu, galaya ayrı bir anlam kattı.

Bale sezonuna zarif başlangıç

Deniz Burak BAYRAK

Sezonun ilk büyük adımlarından biri, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde atıldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), “Çaykovski Bale Gala” temsiliyle seyircisini bale tarihinin en zarif anlarına doğru bir yolculuğa çıkardı.

Bu tür galalar yalnızca bir temsilden ibaret değil; yeni sezonun estetik yönünü ve sahne ruhunu sezdiren bir tür “prolog” niteliği aynı zamanda. Önceki  akşamki gösteri de böyleydi; uzun bir sezonun kapısını zarafet- le araladı.

BALENİN İNCELİĞİ

Sahnede Marius Petipa ve Lev Ivanov’un koreografisiyle yeniden hayat bulan Kuğu Gölü bölümleri, balenin zamana direnen inceliğini bir kez daha hatırlattı. Petipa’nın Uyuyan Güzel için tasarladığı koreografi bölümleri ise daha parlak, daha neşeli bir evreni sahneye taşıdı.

Böylece gala, iki farklı dramatik dünyayı tek bir gece içinde bir araya getirmiş oldu. Bunu başarabilmekse Çaykovski’nin müziğinin sahnede harekete dönüşme biçiminde gizli. Gala temsili, bestecinin dramatik derinliğini ve koreografinin yalın gücünü ışığın dengesiyle buluşturdu.

Dekorun yalınlığı ve kostüm estetiği ile gösteri “temsil”den çok “müzikal bir ifade” olarak hissedildi.

GÜNAYLAR’IN UYUMU

Ve tabii, bu anlatının merkezinde dansçılar vardı. Bale, sahne üzerinde mükemmel bir uyum ister. Galanın en çarpıcı anları, Berin Günay ve Yılmaz Berkay Günay’ın sahneye birlikte çıktıkları bölümlerde yaşandı.

İki dansçı arasındaki mükemmel zamanlama ve içten sahne uyumu, izleyiciyi yalnızca teknik bir gösteriyle değil, bir öyküyle buluşturdu. Bu tür bir sahne birlikteliği, yalnızca teknik ustalık değil, aynı zamanda birbirini sezebilen bir dans ortaklığının da göstergesi. O yüzden aralarındaki bağın, partnerliğin ötesinde bir şey olduğunu ifade edebiliriz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR BAĞ

“Bale Gala”lar, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin takviminde yalnızca sezon açılışlarında yer alan özel gösteriler. Ne var ki bu temsilin adresi her yıl Süreyya Operası oluyor. İstanbul’un bale sahnesi açısından Avrupa yakasında konumlanan Atatürk Kültür Merkezi, yıl boyunca zengin bir repertuvara ev sahipliği yaparken Anadolu yakası bu açıdan oldukça sınırlı bir programla yetinmek zorunda kalıyor.

Oysa bu tür nitelikli temsillerin yalnızca sezon başında değil, yıl içinde farklı başlıklar altında da Süreyya Operası’nda düzenli olarak yer alması, Anadolu yakasındaki seyirciyle bale sanatı arasında daha sürdürülebilir bir bağ kurulmasına katkı sağlayabilir.

Üstelik böyle bir adım, ulaşım güçlüğü yaşayan ya da geç saatlerde temsil izlemekte zorlanan -özellikle ileri yaştaki- izleyiciler için de önemli kolaylık yaratacak.

Bale sanatının kent genelinde daha erişilebilir kılınması, seyirci tabanını genişletmenin ve kültürel yaşamı dengeli biçimde dağıtmanın da bir yolu olabilir.