Barışa dair umutları sürüyor
Şırnak’ta inceleme yapan heyetin içinde bulunan HDK Yürütme Kurulu Üyesi Benazir Coşkun, Şırnaklıların manevi desteğe ihtiyacı olduğunu belirterek, “Yöre halkında büyük bir kopuş yok, çözüme dair hâlâ umutları var. Bu umutlarını büyütmek gerekiyor” dedi

ELÇİN YILDIRAL elcinyildiral@gmail.com @elcinyildiral
Şırnak’ta 14 Mart’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı ile birlikte başlayan askeri operasyonlar 3 Haziran’da sona erdi. 14 Kasım’da da yasak kısmen sonlandırıldı. Şırnak’tan geriye ise maddi ve manevi bir enkaz kaldı. Şimdilerde yaraların sarılmaya çalışıldığı Şırnak’a HDK’nin çağrısıyla giden Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu heyetinde yer alan HDK Yürütme Kurulu üyesi Benazir Coşkun, gözlemlerini BirGün ile paylaştı. 29-30 Kasım tarihlerinde Şırnak’ta inceleme yaptıklarını söyleyen Coşkun, Şırnak girişinde çok kapsamlı bir aramanın ardından kente girebildiklerini belirterek, “Uzun kuyruklar oluşmuştu. Blok bariyerler sıralanmıştı. Aracımız arandı. GBT kontrolünden geçirildik. Kente girerken, uluslararası bir sınırı geçiyormuş gibiydik” diye konuştu.
Çöle dönüşen bir kent
Şırnak’ın 12 mahallesinden 8’inin yıkılmış olduğunu söyleyen Coşkun, Yenimahalle, Bahçelievler ve Cumhuriyet mahallerinde inceleme yaptıklarını kaydetti. “Aslında incelenecek pek de bir şey kalmamış” sözleriyle kentin durumunu özetleyen Coşkun, “Çünkü kentteki binaların pek çoğu moloz bile değil, molozdan arta kalan kum birikintileri vardı. Çöle dönmüş gibiydi kent” tespitinde bulundu.
Acıdan nemalanan şirket
Bazı evlerin yıkılmış, bazı evlerin yıkılmak üzere, bazı evler için de yıkılma kararı alınmış olduğunu ifade eden Coşkun şu çarpıcı bilgiyi de dile getirdi:
“Burası Acarlar diye bir şirkete verilmiş. Şirket, Şırnak’tan daha fazla nemalanmak için zarar görmeyen evleri de yıkıyor. Yıkılma kararı verilmiş ama henüz yıkılamayan bir eve gittik. Balyoz ile bilinçli olarak zarar verildiği anlaşılan eve devlet, ‘kurşun izleri’ süsü vererek, yıkılması yönünde karar alıyor. Oysa evin başka hiçbir yerinde hasar yok. Ev zaten yeni! Aile yetişmese evleri yıkılıyormuş neredeyse.”
Devlet kurumları sapasağlam ama…
Coşkun şu çelişkiye de dikkat çekiyor: “ Devlet yetkilileri, orada bulunan YPS veya PKK güçleri tarafından bu evlere hasar verildiğini söylüyor. Ama kentteki bütün HDP, BDP, dernek kurumları ya yıkılmıştı ya da yakılmıştı. Fakat devlete ait hiçbir kurumda tek bir kurşun izi bile yoktu. Ya da çatışma yerlerine çok yakın olan korucuların yaşadığı evler var. Bu evlerde de bir hasar yoktu.”
Dayanışma ağı yok edilmiş
Şırnak’ın büyük bir şansızlık yaşadığını da kaydeden Coşkun, “Çatışmanın yaşandığı diğer kentlerin en azından belediyeleri çalışıyordu, özgür basın daha aktifti, basın kuruluşları ve Rojava Derneği gibi pek çok yardım dernekleri kapatılmamıştı. Şırnak’ta şimdi bunların hiçbirisi yok. Belediyesine kayyum atandı, yardım dernekleri kapatıldı, bütün dayanışma ağı bilfiil kapatıldıktan sonra Şırnak’ta kısmen yasak kaldırıldı. Belediyenin toplu konut projesi de vardı ama onun yapılamasına dahi izin verilmeyen bir durum var. Bu nedenle tamamen yardımlaşma sonucu Şırnaklılar için belli köylerde 300 kadar ev inşa edilebilindi. Yardımlaşmayla toplanan paralar ve Şırnaklıların kendi el emeği ile inşa edilen evler bunlar. Ama bu evlerin yerleri tam olarak duyurulmuyor çünkü yıkılma riski var.”
Devlet güçleri gölgesinde eğitim
Şırnak halkının maddi desteğe çok ihtiyacı olduğunu ancak asıl olarak manevi desteğin önemine vurgu yapan Coşkun, “Şırnak halkı yalnız olmadığını bilmek istiyor. Özellikle uzman heyetler gitmeli kente. Öncelikle de çocuklar için. Eğitim konusunda çok ciddi tahribatlar var; 30 okuldan faaliyet gösteren 10-15 okul kalmış. 15 bin öğrencisi varken Şırnak’ın şimdi 5 bin öğrencisi kalmış. Abluka devam ediyor. İş makinelerinin bile başında teçhizatlı polisler bekliyor. Eğitim devlet güçlerinin gölgesinde yapılıyor. Belli noktalarda girişi çıkışlara izin veriliyor.”
Umutlarını büyütmeli
Coşkun, “Bütün bunlara rağmen Şırnak’ta ciddi bir kopuş yok. Bizi gördüklerinde haklı olarak sitemleri vardı ama Şırnak hâlâ çözüme dair umutlarını yitirmiş. Bizleri sahiplenerek, kucakladılar. Yalnız olmadıkları gördüklerinde mutlu oldular. Bu duyguyu ve umutlarını büyütmek gerekiyor” diye konuştu.


