birgün

22° AÇIK

GÜNCEL 22.06.2020 17:22

Baro başkanları BirGün'e konuştu: Bugün engellenen yurttaş temel haklarıdır

Yürüyerek Ankara'ya giden ancak şehre girişleri polis tarafından engellenen baro başkanları BirGün'e yaptığı açıklamada "TBB başkanı mesleği ve baroları temsil etmiyor, derhal TBB koltuğunda oturan herkesi başta Metin Feyzioğlu olmak üzere herkesi istifaya davet ediyoruz" dedi

Baro başkanları BirGün'e konuştu: Bugün engellenen yurttaş temel haklarıdır

MAHİR BAĞIŞ

‘Savunma Yürüyor’ sloganıyla Ankara’ya yürüyen baroların önü kentin girişinde polis tarafından "kamu düzeni bozulduğu" gerekçe gösterilerek kesildi. Polis tarafından darp edilen ve kente girişi engellenen avukatlar BirGün'e konuştu.

Adana, Antalya, İzmir, Diyarbakır ve Kocaeli Barosu başkanları barikatın kaldırılmasını ve Ankara’ya giriş yapmak istediklerini ifade ettiler.

Haklı ve meşru olduklarını bildiren Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan şunları söyledi:

“Adalet için, hukuk için, kuvvetler ayrılığı için, yargının bağımsızlığı için, mesleğimizin onuru ve saygısı için yürüyoruz. Siyasal iktidarın damgalı ve tescilli bir FETÖ projesi üzerinden baroları susturma ve teslim alma girişimine, saldırılarına karşı biat etmeyeceğimizi, teslim olmayacağımızı belirtmek için yürüyoruz. Polisin anlaşılmaz ve saldırgan bir tutumuyla karşılaştık. Anayasaya ve hukuka aykırı hareket ettiklerini ifade etsek de dinlemediler ve baro başkanlarına ve meslektaşlarına saldırdılar. Bugüne kadar söylediğimiz her sözün arkasındayız, hakkımızı kullanıyoruz. Haklı olan da meşru olan da biziz. Bu anlaşılmaz tutum en fazla avukatlara saldıranlara emri vereni zora düşürtecektir. Bu anti demokratik yaklaşımların karşısında, halkın yanında halkın adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüklerin güvencesi olan biz avukatlar ve barolar elimizden geldiğince mücadele edeceğiz. Ve her türlü bedel ödemeye hazırız”

POLİS DEVLETİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Türkiye’nin bir polis devletine dönüştürüldüğünü vurgulayan İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel ise şöyle konuştu:

“Bugün burada yaşanılan tablo aslında ülkemizin içinde olduğu durumunda bir yansımasıdır. Yol boyunca genel olarak bir engelleme yaşamasak da ülkenin başkentinin girişinde yaşadığımız müdahale Türkiye’nin artık tam bir polis devleti olduğunun görüntüsünü verdi. Uygulanan şey faşizan bir baskıdır. Burada karşılaştığımız tablo bize bir kez daha gösterdi ki çok haklıyız. Baroların seslerini susturmak istiyorlar, eğer biz kadın cinayetlerini görmezsek, eğer çocuk istismarını görmezsek, hukuka aykırılıkları görmezsek, işkence ve kötü muameleyi görmezsek o zaman barolarla ilgili bir değişiklik gündeme gelmezdi. Evet yurttaşın hakları için yürüdük, yurttaşın hakları için Ankara’ya geldik. Bugün engellemek istenilen şey yurttaş temel haklarıdır.”

FEYZİOĞLU VE EKİBİ İSTİFA ETMELİDİR

Polis müdahalesi sırasında darp edilen Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir ise Metin Feyzioğlu ve Türkiye Barolar Birliği yöneticilerini istifaya davet etti. Yasa tasarısının geri çekilmesi için kararlı olduklarını vurgulayan Candemir şöyle devam etti:

“Türkiye Barolar Birliği daha önce de ortak bir iradeyle muhataplarımıza şunu söyledik: Bizim içinde olmadığımız bir yasayı, bizim yıllardır süren akut problemlerimize çözüm olamayan bir yasayı, kurumlarımızı işlevsizleştiren bir yasayı kabul etmiyoruz. Amaç savunmanın görevini yapmasını kolaylaştırmak değil aksine savunmayı işlevsizleştirmek. Bütün siyasi partilerin grup başkan vekilleriyle ve Adalet Bakanı ile görüştük fakat olumlu bir sonuç alamadık. Bildirgelerde ortaya koyduğumuz demokratik hak kullanımın ilk ayağına geçtik ve bir yürüyüş başlattık. İlk olarak Anıtkabir’e giderek önce Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrini ziyaret edip akabinde de Türkiye Barolar Birliğine (TBB) giderek olağanüstü toplantı talebi kararımız vardı. Fakat polis buna engel oldu. O sırada ise TBB başkanı herhangi bir izin almadan Antıkabir’de törene katıldı. TBB başkanı mesleği ve baroları temsil etmiyor, derhal TBB koltuğunda oturan herkesi başta Metin Feyzioğlu olmak üzere herkesi istifaya davet ediyorum.”

BAROLAR BİR HAK ARAMA ÖRGÜTÜDÜR

Baroların bir meslek örgütü ve aynı zamanda da bir hak arama örgütü olduğunu ifade eden Diyarbakır Barosu Başkanı Cihat Aydın ise şu şekilde konuştu:

“Mesleğimizi, meslektaşlarımızı korumak için, erkek şiddetine maruz kalan kadınların davalarını takip etmek, istismar mağduru çocukların davalarını takip etmek için bu yürüyüşü yapıyoruz da denebilir. Yıllarıdır belirtiyoruz barolar bir meslek örgütüdür ama aynı zamanda bir sivil toplum örgütü, bir hak örgütüdür. Bu zaten yasal olarak bize tanınmış bir yetki. Baroların temel hak ve özgürlükler konusunda, insan hakları ihlalleri konusunda söz söylemesini, dava takip etmesini, bu davaların raporlaştırılmasını istemiyorlar. Bütün hikaye bu. Etkisiz yetkisiz bir meslek örgütü olmamızı istiyorlar”

SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ

Adana Barosu Başkanı Veli Küçük ise halkın sağlık, işsizlik, yoksulluk gibi zor bir dönemden geçtiğinin altını çizerek iktidarın gündem yaratma çabasına düştüğünü belirtti. Asıl amacın yandaş haline getirilemeyen baroların üzerinde hakimiyet kurulmak istenildiğini belirten Küçük şöyle devam etti:

“Avukatlar kanunda bir değişikliğe ihtiyaç var evet ama bu değişiklik olağan bir süreçte TBB ve Adalet Bakanın ortak bir çalışmasıyla sahada olan avukatların ihtiyaçları gözeterek gerçekçi bir şekilde olmalıdır. Tek bir kişinin istemesi nedeniyle değil, dayatmacı bir bakış açısıyla değil, demokratik yasalaşma süreciyle oluşturulmalıdır. Ama geldiğimiz noktada baro başkanları polis devleti anlayışıyla Başkente alınmadığı bir hukuksuzluk yaşıyoruz. Ülkemizin aydınlık geleceğine olan inancımız ve beklentimiz hiçbir zaman kaybolmayacak, bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız