birgün

24° AZ BULUTLU

SİYASET 09.07.2020 04:00

Baro Başkanları ve vekiller arasındaki ‘Vesayet duvarı’

TBMM’nin yüzüncü yılını hüzünlü karşılamıştım; ama bu kadarını tahmin etmemiştim: Çoklu baro yasa önerisi Komisyon görüşmelerine baro başkanları alınmadı; TBMM kapısında sonuna kadar bekledikleri halde. Oysa Baro başkanlarının görüşmelere katılması, sadece hakları değil, görevleri idi.

Talimatla hazırlanan Avukatlık Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Adalet Komisyonu’nda AKP-MHP oyları ile kabul edildi.

TBMM dışı talimatlar, yasamayı kendi gündemini dahi belirleyemeyen bir organa indirgedi. İşte son altı aydan bir kesit:

GÜVENLİK/BEKÇİ/BARO ZİNCİRİ

18 Aralık 2019 gecesi, Plan ve Bütçe Komisyonu: Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması maddeleri kabul edildi; ama güçlü muhalefet karşısında genel kurulda geri çekildi.

28-29 Ocak 2020, İçişleri Komisyonu: Bekçi yasa önerisi alelacele görüldü. Ama öneri Genel Kurul’a 4 ay sonra ve covid-19 ortamında getirildi (2 Haziran).

17 Haziran; Anayasa Komisyonu, 27 Mayıs affı yasa önerisini görüştü. 23 Haziranda Genel Kurul’da kabul edildi.

24-25 Haziran; İçişleri Komisyonu. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasa önerisi, yine AKP’ce ama, önceki öneri hiç yapılmamış gibi ve farklı vekillerce getirildi. Kendimi saymaz isem, iki Komisyon’da da bulunan tek kişi, Meclis dışından: İçişleri Bakan yardımcısı.

2 Temmuz, Adalet Komisyonu: çoklu baro düzenlemesi öngören yasa önerisini 6 Temmuz sabahına kadar görüştü.

8 Temmuz; Genel Kurul’da görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu önerisi askıya alındı; çoklu baro önerisi görüşülmeye başlandı.

FIRSATÇILIK VE KÖTÜYE KULLANIM

Görüldüğü gibi covid-19 ortam ve koşullarında maske takarak “sağlık olağanüstü hali” ile hiç ilgisi olmayan düzenleme çalışmaları, Cumhur İttifakı’nın TBMM’ye taktığı ‘ters kelepçe’ yoluyla kotarıldı.

Bu süreç, tam iki yıl önce uygulamaya konulan “tek kişi yönetimi”nin TBMM’ye yansıması.

Yönetici, devletin diğer makamlarına hiyerarşik amir sıfatıyla talimatlar veriyor; TBMM üyelerine ise, parti başkanı sıfatıyla.

Covid dönemi yasama bilançosu, tek kişi yönetiminin ülkeyi nereye sürüklemekte olduğunun açık bir göstergesi.

Baro başkanlarının giremediği TBMM’nin kendi gündemini belirleyemediğinin göstergesi olup, vesayet ötesi bir durum.

Yasama, çalışmaya zorlanırken, Baro başkanları toplantısı bilimsel veriler bahanesiyle yasaklandı. Eğer dışarıda virüs riski var ise, içeride daha çok. Bu durumda vekillerin yaşam riskinden kim sorumlu olacak? Risk yok ise, toplantının keyfi olarak yasaklanması, Anayasa suçu (md.137) değil mi?

ADİL YARGI/DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ/TOPLUMSAL BARIŞ

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olarak kamu tüzelkişiliği, çoklu baro düzenlemesine kapalı.

Çoklu baro, savunma hakkının etkililiğini zedeleyeceğinden adil yargılanma hakkına ilişkin anayasal hükümlere de aykırı: bağımsız ve tarafsız mahkeme hakkı, silahların eşitliği ilkesi, suçsuzluk karinesi, yargı kararlarının uygulanması vd.

Çoklu baro hukuk devletini zedelemekte; zira yargı bağımsızlığı güçlü savunma ile olur; bağımsız yargı olmadan erkler ayrılığı gerçekleşemez. Barolar, yönetim organları seçimle belirlendiği için demokratik hukuk devletinin bileşenleri içinde yer alır. Bu itibarla, TBB seçimi için, 50 üyeli bir baro ile 5000 üyeli bir baronun delege sayısının eşit olması, orantılı temsil ilkesine aykırı.

Kamu tüzelkişiliği şeklinde örgütlenmeyi parçalayarak hukukun genel ilkeleri doğrultusunda hukukçu kimliği ortak paydasında yetişen meslek mensuplarını siyasal hesaplarla bölmek ve rekabetçi bir sürece sokmak, Türkiye Cumhuriyeti niteliklerine içkin olan, “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı” ile bağdaşmayacağı için md.2’ye aykırı olduğu gibi, “Yurtta barış” ilkesini de zedeleyici sonuçlar doğurma yüksek riski ile barış hakkını da ihlal edeceğinden Anayasa Başlangıç’a aykırıdır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız