birgün

6° AÇIK

GÜNCEL 10.07.2016 20:13

Başkent'teki yıkımlar Cumhuriyet'in izlerini silmek için mi?

Gökçek döneminde Başkent’te birçok tarihi yapının yıkıldığına dikkati çeken CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, “Bu yıkımlar, Cumhuriyet döneminin izlerini silmek gibi adım adım hayata geçirilmek istenen bilinçli bir politikanın ürünü müdür?” diye sordu

Başkent'teki yıkımlar Cumhuriyet'in izlerini silmek için mi?

BİRGÜN/ANKARA

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’nın mimarisinin “kısır” olduğu, bunu aşmak için Selçuklu ve Osmanlı mimarisini yansıtan eserlerle donatılmasına karar verildiğine yönelik açıklamalarını TBMM gündemine taşıdı. Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da birbiri ardına tarihi yapıların yıkıldığına dikkati çeken Yılmaz, “Bu yıkımlar hükümetin temel bir politika tercihini mi ifade etmektedir? Bu tercih, Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da Cumhuriyet döneminin izlerini silmek gibi adım adım hayata geçirilmek istenen bilinçli bir politikanın ürünü müdür?” diye sordu.

93 yıllık Başkentimiz’in son 22 yılında görevde bulunan mevcut belediye yönetimi kendinden önceki dönemde yapılan Cumhuriyet dönemi mimarisiyle yapılmış eserlerin birçoğunu yıkmıştır

Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi veren Yılmaz, Erdoğan’ın Erdoğan’ın “Ankara Cumhuriyetimiz’in başkenti olarak ilan edilmesine rağmen, meclis ve çevresinde sınırlı binalar dışında tarihimize ve kültürümüze katkı sağlayacak eserlerle donatılmamış bir şehirdir. Bu kısırlığı aşmak için şehri Selçuklu ve Osmanlı mimarisini günümüz ihtiyaçları ile birleştirecek eserlerle donatmaya karar verdik. Cumhuriyet tarihimizdeki pek çok ilklerimiz arasına Beştepe Külliyesi’ni ekleyerek bunu başardığımızı düşünüyorum” sözlerini dile getirdiğini hatırlattı.

Yılmaz, Ankara’nın Selçuklu ve Osmanlı mimarisini günümüz ihtiyaçları ile birleştirecek eserlerle donatılması için hükümetin aldığı bir karar olup olmadığını sordu.

Cumhuriyet dönemi mimarisi eserleri neden yıkıldı?

Başkent’in Selçuklu ve Osmanlı mimarisiyle donatılmasına yönelik çalışmaların hangi bölgeleri kapsadığını ve bu çerçevede hangi çalışmaların yapılacağını ifade eden Yılmaz, önergesinde şu sorulara yer verdi:

“-Ankara’nın kamuoyunun “Cumhurbaşkanlığı Sarayı” olarak tanımladığı Beştepe Külliyesi’ne benzer yapılarla donatılması gündemde midir? Böyle bir çalışma varsa bunun ayrıntıları nedir?

-Başkent’in mimarisinin “kısır” olduğu iddiasının dayanağı nedir? Küçük ve yoksul bir Anadolu kasabası olan Ankara’nın Cumhuriyet dönemiyle birlikte oluşturulan eserleri de sözü edilen “kısır” mimariye dahil midir?

-Cumhuriyet dönemi eserlerinin ‘kısır’ olduğu iddiasıyla konunun uzmanları ya da meslek örgütleri tarafından hazırlanan bir rapor var mıdır? Varsa bunu kimler hazırlamıştır?

-Cumhurbaşkanı’nın “Meclis ve çevresinde sınırlı binalar dışında tarihimize ve kültürümüze katkı sağlayacak eserlerle donatılmamış bir şehirdir” değerlendirmesine konu olan bina ya da binalar hangileridir? Başkent’in 22 yıldır iktidar partisine mensup bir belediye başkanı tarafından da yönetildiği dikkate alındığında, bu eserlerin bugüne kadar Ankara’ya kazandırılamamış olmasının sorumlusu kimdir?

-93 yıllık Başkentimiz’in son 22 yılında görevde bulunan mevcut belediye yönetimi kendinden önceki dönemde yapılan Cumhuriyet dönemi mimarisiyle yapılmış eserlerin birçoğunu yıkmıştır. Marmara Köşkü, Su Süzgeci Binası, Maltepe Elektrik ve Havagazı Fabrikası yıkılmış, Saraçoğlu Mahallesi, Renda Köşkü, Opera Binası gibi tarihi ve kültürel birçok yapı da halen yıkım tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Tarihi ve kültürel değeri yok edilmesi pahasına yıkılan eserlerin yerinde önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle herhangi bir inşaat faaliyeti bulunmakta mıdır? Varsa bunlar hangi yapıları kapsamaktadır?

- Bu yıkımlar hükümetin temel bir politika tercihini mi ifade etmektedir? Bu tercih, Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da Cumhuriyet döneminin izlerini silmek gibi adım adım hayata geçirilmek istenen bilinçli bir politikanın ürünü müdür?”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız