‘Başrolde hep İstanbul var’

21.10.2019 09:12 KÜLTÜR SANAT
Cihan Demirci, günümüz çocuklarının ve gençlerinin, sahip olduğu tüm teknolojik donanıma karşın mutsuz olduğunu belirtiyor: “70’li yıllarda biz çocuklar küçücük şeylerden mutlu olabiliyorduk, çocukluğu yaşamaya zaman vardı çünkü. Şimdi ise böyle bir zaman yok!”

Kadir İNCESU

50 yıllık yaşamımın ilk 8 yılı Cankurtaran’da geçti… Hâlâ özlemle anarım o günleri… Birinci sınıfı okuduğum Cevri Kalfa İlkokulu’nun bahçesinde belki hâlâ ayak izlerimiz vardır. İlkokul öğretmenim Ali Şevki Korkmaz da sanki okulun bahçesine girmek üzere…

Köşedeki incir ağacı, hemen okulun arkasındaki çıkmaz sokakta bulunan bisikletçi, Erol Taş’ın kahvehanesi, Cankurtaran Tren İstasyonu, raylar, Yeşilçam’ın doğal platosu olan sokaklar, deniz, açık hava sinemaları… Eski filmleri izlerken az rastlamadım oturduğumuz iki katlı ahşap binaya... Sabahları yokuşu çıkarak Sultanahmet tarafına doğru yürüyen babamın el sallayışını görür gibiyim. Annem de sık sık pencereden izlerdi kardeşimle beni… Aramızda kalsın, bu yaşımıza geldik hâlâ izliyor.

Cihan Demirci durduk yerde hüzünlendirdin beni… Mizah yazarı, karikatürist Cihan Demirci Tarihçi Kitabevi tarafından yayımlanan “70’lerde Çocuk Olmak” kitabıyla altüst etti yüreğimi… Bazen gülerek, bazen de hüzünlenerek okudum, kendi çocukluğumu da düşünerek.

“70’lerde Çocuk Olmak” Demirci’nin yazarlık-çizerlik serüveninin 40. yılı anısına yayınladığı bir kitap. İnsan yaşamının en önemli dönemi olan çocukluğuyla ilgili en ince ayrıntıları bile not etmiş, belgeleri titizlikle saklamış. Kitapta çocukluk yıllarına ait fotoğraflar da var. Aynı zamanda karikatürist olan Demirci çizgileriyle de zenginleştirmiş metinlerini.

'ÖZGÜR RUHLU ÇOCUKLARDIK'

O günlerden ilk anda aklına neler geliyor der demez hiç ara vermeden başlıyor anlatmaya: “70’li yıllar bugünlere göre çok daha naif ve temizdi. Çocukluğumuzu çok daha keyifli yaşadık o dönem, bunun nedeni İstanbul’un daha ‘insani’ bir şehir olmasıydı. Şehir bu denli beton yığınına gömülmemişti. Yaşadığımız semtler ağaçlıktı, meyve ağaçları doluydu her yer. 70’lerin özgür ruhu bizi çocuk yaşta yakaladı ve iyi okuyan, iyi soran, bilgi sahibi çocuklar yaptı. Kitap okumak büyük keyifti. Çünkü bunun için zaman vardı. Teknoloji esiri değildi insanoğlu. Boş alanlar, arsalar, araziler vardı. Sokaklar çocuklarındı. İstediğimiz gibi top oynar, koşar ve çocukça coşardık. Hafta sonları ailemizle dağ, tepe, bayır gezer, pikniğe gider, eğlenirdik. Komşuluk ilişkileri muhteşemdi. Yardımlaşma ve sevgi vardı. Kıt olanaklara rağmen özen vardı. Sohbetler bir başkaydı. Nezaket vardı, görgü vardı, incelik vardı. Çok renkli bir kişilik olan babam hem otoriter, hem ters yanları olan ama hem de bir o kadar babacan bir adamdı. Çok ince ve çok duyarlı bir de annem vardı. Babamla Avrupa yakasında Boğaz’a birlikte balık tutmaya giderdik, İstanbul o zamanlar Topkapı’dan başlardı. Topkapı’nın dışı İstanbul değildi henüz. Merter’e teyzemlere oturmaya gitmek benim için İstanbul’un dışına seyahate çıkmak gibiydi.”

'ÇOCUKLUK İÇİN ZAMAN VARDI'

Demirci öyle bir coşkuyla anlatıyor ki, zorlukla araya girip neleri özlediğini soruyorum. Son 25 yılda yüzlerce okula söyleşi için giden Demirci günümüz gençliğinin sahip olduğu tüm teknolojik donanıma karşın mutsuz olduğunu belirtiyor: “70’li yıllarda biz çocuklar küçücük şeylerden mutlu olabiliyorduk, çocukluğu yaşamaya zaman vardı çünkü. Şimdi ise böyle bir zaman yok! 70’lerde yetinmeyi bilmek vardı, bu vaziyet çocukları daha güçlü ve daha dayanıklı yapıyordu. 70’lerin o kalabalık aile toplanmalarını, bayramlarını çok özlüyorum. Özlediğim çok şey var, satırlara sığmaz. Bir kere her şey organikti o yıllarda, sebzeler, meyveler ve tüm yiyecekler çok daha sağlıklıydı. Hava, su ve en önemlisi ‘insan’ karakteri çok daha temizdi. İstanbul bu denli yaşanmayacak kadar kalabalık değildi ama nitelikli insan sayısı bugünden çok daha fazlaydı. Bu kitapta zaten başrolde hep ‘İstanbul’ var.”

basrolde-hep-istanbul-var-639306-1.SİYASET ÜSTÜ VE ÇOCUKSU

Anlaşıldı, konuşacaklarımız mümkün değil sayfalarımıza sığmayacak… Demirci, günümüz çocuğunun artık asla yaşayamayacağı şeyleri yaşamış bir kuşağın insanı olarak, insan ilişkilerinin çok daha naif, çok daha sıcak ve dostça olduğu o yılları çocuk gözüyle anlatmayı amaçladığını, o yüzden bilinçli olarak siyasetten uzak, siyaset üstü ‘çocuksu’ bir kitap yazdığını vurguluyor.

Daha çocuk yaşta edebiyat, mizah, tiyatro ve sinemayla haşır neşir olan Demirci bütün bunların hayal dünyasını zenginleştirdiğini vurguluyor. Demirci, “Günümüz çocuğuna hayaller artık pakette veriliyor çünkü hayaller hazır halde ve çocuğun kendisine hayal kurma olanağı bile tanınmıyor. İlkokul öğrencisiyken kendi kendine defter sayfalarından mizah dergisi, günlük gazete yapmaya başlayan tuhaf bir çocuktum. Bu dergileri, gazeteleri önce aile fertleri sonra da okulda sınıf arkadaşlarım, mahalle arkadaşlarım okurdu. Yazar-çizerliğim de zaten böylece şekillendi” diyor.

Cihan Demirci 2011’in sonunda yaşadığı yerleri çocukluk ve ilk gençlik dönemini anlatan bir tv belgeseli için yeniden gezmiş. O yıllardan geriye pek bir şey kalmadığını gördüğünde hüzünlenmiş ve gözleri dolmuş. Çocukluğunu unutanlar ve hatırlamakta zorlananlar ile o günleri merak edenlerin okuması gereken bir kitap; “70’lerde Çocuk Olmak”…

***

70’lerin ışığından uzaklaştık zifiri karanlığa gömüldük

Günümüz gençlerinin “70’lerde Çocuk Olmak”ı fantastik birer serüven gibi görmelerini normal mi karşılamak gerekiyor?
Demirci, bu duruma şöyle bir yorum getiriyor: “Yaşadıklarımın günümüz Türkiyesi ile hiçbir benzer yanı yok artık. ‘70’lerde Çocuk Olmak’ kitabını iki kesim için yazdım. İlki, o yılları yaşayamamış, hiç bilmeyen ve o yıllar anlatıldığında kendisine hep ‘kötü’ şeyler anlatılan günümüz çocukları ve gençleri için… Özellikle ilkokul 4. sınıf düzeyinden başlayarak, ortaokul ve lise öğrencilerine seslenen bir kitap bu. Diğer kesim ise; 70’leri yaşadığı halde unutan ve bugün üzerlerinde 70’lerin ruhundan zerre bir değer kalmadığı için çok daha zor durumda yaşayan büyükler. 70’leri unutmuş büyüklerin de 70’leri yeniden anımsaması ve neleri yitirdiklerini düşünüp ders almaları gerekiyor. Ne yazık ki bu ülkede çocuklara ve gençlere 70’leri sadece anarşi, yokluk ve kuyruk yılları diye anlatıyorlar oysa ondan çok ama çok ötesiydi. Bu anlamda 70’leri her kesimden insanlara anlatmayı başka çalışmalarla da sürdüreceğim, çünkü ışık 70’lerde, şu an zifiri karanlıkta olmamızın nedeni o ışıktan ve ruhtan çok ama çok uzaklaşmış olmamız…”