birgün

23° AÇIK

GÜNCEL 19.07.2021 09:13

Beton kanala finansman bulunabilir mi?

Beton kanala finansman bulunabilir mi?

Özgür KARABAT - CHP İstanbul Milletvekili

Bugüne kadar kanal İstanbul fikrine dair ciddi ve ayrıntılı bir fizibilite raporu hazırlanıp, kamuoyu ve uzmanların görüşüne açılmamış olsa da Süveyş ve Panama Kanalı gibi benzer yapıların maliyetleri dikkate alındığında bu çapta bir yatırımın on milyarlarca dolar tutarında bir finansman gerektireceği aşikar.

Bu boyutta bir finansmanı karşılayacak kaynağın Türkiye’nin bütçe olanakları dahilinde temin edilmesinin mümkün olmadığı da bilinmektedir. Durum böyle olduğuna göre bu büyüklükte bir yatırımı gerçekleştirebilmek için Türkiye makul koşullarda, yeterli büyüklükte, uzun vadeli finansman sağlayabilecek bir yatırımcı ve yahut da borç bulmak zorundadır.

Hemen yanı başında Montrö vs uluslararası anlaşmalara göre geçişleri yasaklamanın mümkün olmadığı Boğaz dururken bu kanaldan boğazda halihazırda uygulanan ücretlerden daha yüksek ücretler ile gemi geçirmenin ve yatırımın geri dönüşünü kanalın işletmesi ile karşılamanın mümkün olmadığı da ortadadır.

PARA KAZANMA FİKRİ

Rant yaratacak arazi yatırımları ve inşa edilerek işletilecek diğer tesisler ile Kanal’ın finanse edilebileceğini düşünmek ise ekonomik rasyonaliteye ve fizible yapım ilkelerine uymaz. Çünkü konteyner limanı, marina veya akıllı şehirler gibi tesislerin inşa edilebilmesinin gerek şartı böyle bir kanal projesi değildir. Hatta tam tersine böyle bir kanal yapılması diğer tesislerin de maliyetini yükselterek karlılığını azaltacaktır. Fizible bir yatırım olmadığı açık ve net olan kanal fikri için bir yatırımcı bulunması daha da doğrusu kendi kaynakları ile yatırım yapmayı ve kanalı işleterek para kazanmayı öngören bir yatırımcı bulunması bu yüzden olası görülmemektedir. Zaten ÇED raporunda ve bu fikri savunanların ifadelerinde de kanalın ancak rant projeleri ile birlikte para kazanabileceği fikri dile getirilmektedir.

Bu yüzden Kanalın bir özel yatırımcı tarafından inşa edilmesi ve işletilerek para kazanması, işletme süresi sonrasında kamuya devredilmesi yöntemi ile inşa edilebileceğini öngörmek mantıklı değildir.

Geriye, Yap İşlet Devret kapsamında Hazineden Döviz Bazında Geçiş ya da Gelir Garantili bir yöntem kullanılması ile doğrudan hazinenin borçlanması yöntemleri kalmaktadır.

Her iki durumda yüklü miktarda borç bulunması gerekmektedir. Peki küresel piyasalardan on milyarlarca dolar tutarında böyle bir finansman bulunabilir mi?

Bahse konu fikre finansman bulunmasının önündeki tek güçlük teminat bulma, fizibilite olma ya da karlılık sorunu değildir, en önemli sorun uluslararası finansman kuruluşlarının kabul etmiş olduğu çevreyi korumaya yönelik ilke kararlarıdır, bu çerçevede:

İKİ GÜÇLÜK VAR

İlk güçlük; BM Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) tarafından hayata geçirilen, bu gün itibariyle 69 ülkeden aktif büyüklükleri toplamı 60 trilyon dolara ulaşan 235 bankanın imzalamış olduğu Sorumlu Bankacılık İlkeleri gereğince bankaların insanlara ve gezegene zarar vermemesi için alınan ilke kararından kaynaklanıyor.

Türkiye’den de büyük bankaların imza koymuş olduğu bu mutabakat ortada dururken çevreye ve insanlara zarar vereceği kesin olan böyle bir Beton Kanal fikrine bu bankalar aracılığı ile finansman bulmak mümkün değildir.

İkinci güçlük; BM Global Compact, 160’ın üzerinde ülkede 9.500’ün üzerinde şirket ve 3.000’in üzerinde şirket dışı üyesi ile dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifinin hedeflerinden kaynaklanmaktadır. Kanal İstanbul fikri açısından en önemli engel bu inisiyatif tarafından belirlenen hedefler arasında sayılan Sürdürülebilir bir kalkınma için okyanuslar, denizler ve deniz kaynaklarının korunması maddesidir.

Bu hedef ortada dururken sadece finans sektörü firmalarının değil inşaat sektöründe faaliyet gösteren küresel firmaların da bu projeye katılması beklenemez.

Fakat dünya, sadece yukarıda saydığımız iki ilkesel işbirliğine imza koyan devlet, finansman kuruluşu ve firmalardan oluşmamaktadır.

Özellikle Çin ve Rusya gibi gelişmekte olan, yolsuzluk, çevre, insan hak ve özgürlükleri gibi değerler ile kendini pek de bağlı hissetmeyen ülkeler ve bu ülkelere ait kurum ve kuruluşlar da bulunmaktadır.

Böyle bir projeye Rusya’nın sıcak bakmadığı biliniyor, Amerika başta olmak üzere diğer küresel güçlerin Karadeniz’e rahatça çıkma olasılığı Rusya’yı tedirgin ediyor.

Türkiye ile sorunlar yaşayan Arap ülkelerinin gelişmiş dünyanın itiraz edeceği böyle bir projeye finansman sağlaması ise çok zayıf bir olasılıktır.

Geriye Çin kalıyor. Çin’in birçok ülkede dev projeleri finanse ve inşa ettiği biliniyor, fakat en az 10 büyük Çin Bankasının da sorumlu Bankacılık İlkeleri mutabakatına imza koyduğunu bu noktada söylemek gerekir.

TARİHE NOT DÜŞELİM

Diğer yandan Çin’in yatırım ve finansman gücünü küresel ekonomik, siyasi ve hatta askeri çıkarları doğrultusunda kullandığı, borç verdiği ve yatırım yaptığı ülkeleri borca aşırı bağımlılık riski ile karşı karşıya bırakarak kontrolü altına almaya çalıştığı, yayılmacı bir politika izlediği olgusunu da unutmamak gerekir. Fizible olmayan bir projeyi Çin bir gelir garantisi ya da teminat almadan finanse edecekse muhakkak ve muhakkak başkaca bir kazanç hesabı olacaktır.

Borç vermeye ve yahut da yatırım yapmaya razı olacak devlet ve kurumlar bulunsa bile Beton Kanal fikrinin fizible bir fikir olmadığı ortada olduğuna göre, buraya yatırılacak finansmanın geri ödemesinin Türkiye tarafından garanti edilmesi gerekecektir.

Türkiye’nin halihazırdaki borçlarını geri ödeyememe riskini gösteren CDS primleri bu kadar yüksekken, bu büyüklükte bir borca vereceği garantinin kabul görmesi ve uluslararası piyasalardan borç bulabilmesi kolay değildir.

Sonuç olarak Türkiye’nin bu kredibilite ve teminat sorunu böyle bir borç bulunabilmesinin önündeki diğer bir büyük engel olacaktır.

Bütün bu koşullar dikkate alındığında Kanal İstanbul fikrine yatırımcı ya da yeterli ve makul koşullar taşıyan borç bulunmasının ve inşaata başlanabilmesinin çok zor olduğu görülmektedir.

Son olarak bu fikre yatırımcı ya da borç bulamayacak iktidarın bazı büyük özelleştirmeler yolu ile finansman bulmaya kalkışmasının olasılık dahilinde olduğunu tarihe not olarak düşeyim.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol