Beynimizdeki taklitçi hücreler: Ayna nöronlar
Bir film izlerken, karakterin birinin canı yandığında sanki bizim canımız yanmış gibi tepki veririz veya yüzümüz sanki biz iğrenmişiz gibi şekil alır. İşte bu durumu yaratan ayna nöronlar teorisini inceleyeceğiz.

Meriç Öztürk - @merichyoztyurk
Ayna nöronlar ilk olarak Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından bulundu.
Bu nörofizyolojistler, Macaca nemestrina türü üç makağın ventral premotor kortekslerine elektrotlar yerleştirerek el ve vücut hareketlerini bir süre takip ettiler. Deney boyunca, maymunların karşıdaki kişinin hareketlerini taklit etmelerini sağladılar. Bu süre zarfında bazı nöronların, taklit hareketlere karşılık verdiğini fark ettiler. Bu nöronlara da “ayna nöronlar” dediler.
Ayna nöronlarının keşfedildiği bir diğer hayvan ise bir kuş türü. Bataklık serçesi olarak da isimlendirilen, Melospiza georgiana türü kuşun ses algılama ve şarkı söylemekte çok aktif oldukları biliniyor. Bu tür üzerinde yapılan araştırmalarda, ötme sırasında beyinlerinin belli bir bölgesine gönderilen elektrotların daha aktif olduğu görüldü. Araştırmanın sonunda kuşların ötmesini de sağlayan bu bölgede ayna nöronlarının olduğu sonucuna varıldı.
Bu iki araştırmanın ortak sonucu ise net: Ayna nöronlar hayvanlarda sosyal öğrenmeyi destekliyor, diğer bireylere uyumu sağlıyor.
TAKLİT ETMEK
Taklit, insanın sosyal gelişimi, öğrenmesi ve iletişimi için büyük bir role sahiptir ve enstrümantal öğrenme, ilişkisel öğrenme ve birçok duygusal süreç tabanlıdır. Yani taklit, basit bir kas hareketi sürecinden çok daha karmaşık bir süreçtir. Bilim insanları, taklit etme sürecinin başrolünde, bahsettiğimiz üzere makaklarda ve bataklık serçelerinde de bulunan ayna nöronlarının olduğunu düşünüyorlar.
İnsanlar üzerinde ayna nöron bulma çalışmalarını başlatan grupların başında, bu nöronların keşfini sağlayan Giacomo Rizzolatti ve ekibi geliyor. Ekip araştırmalarında insan beyninin broca bölgesini incelediler ve araştırma sonucunda, insanın bir şeyi gözlemlemesi ve uygulaması sürecinde bu bölgenin son derece aktif olduğunu gördüler.
Fakat en büyük gelişmenin elde edildiği araştırma 2010 yılında makaleleri yayınlanan Roy Mukamel ve ekibine ait. Bu grup, 21 insan üzerinde yaptıkları deneyde gözlemleme ve uygulama süreci içerisinde bir grup nöronun diğer nöronlara nazaran daha fazla tepki verdiklerini gözlemledi. Bu da insanlarda da ayna nöronların bulunduğuna dair en önemli kanıtı oluşturdu. Ayrıca bu ekip, ayna nöronların insan beynini sadece bir bölgesinde değil, farklı bölgelerine dağılmış şekilde olduğunu gösterdi.
EMPATİ VE OTİZM
Ayrıca yapılan başka bir araştırmaya göre insanlardaki ayna nöronlarının ilk 12 aydan sonra gelişiyor ve bu yüzden de bebekler genel olarak 1 yaşından sonra çevrelerine daha tutarlı tepkiler verebiliyor. Empati kurabilme yeteneği, benliğimizin farkında olmamızla ilişkilendiriliyor. Frans de Waal ve ekibi de ayna nöron sistemlerinin empatiyi de içerdiğini öne sürüyorlar. Kanıtları da bir başka insanın hareketlerini, duygusal durumunu gördüğümüzde beynimizdeki bazı bölgelerin daha fazla aktivite göstermesi. Marco Iacaboni ve ekibi ise bu bilinçsizce yapılan taklitlerin (empati kurmak da bunlardan birisi) ayna nöronlar aracılığıyla gerçekleştiğini gösterdi. Ayrıca bu deneyde ayna nöronların bazı durumlarda motor nöronlarını da eklediği görüldü. Ek olarak, ayna nöronların aynı zamanda karşıdakinin ne yapmak istediğini ve ne hissettiğini de anlamamıza da yardımcı olduğu sonucu da bu çalışmanın çıktılarından birisi.
Peki neden her hareketi taklit etmiyoruz, karşıdakinin her yaşadığını yaşamıyoruz? Bu durumu Christian Keysers ve Valeria Gazzola ikilisi, bir diğer insanın yaptığı şeyi gözlemlediğimiz sırada birincil motor korteksin bazen kapalı olmasıyla açıklıyor. Yani, bazen ayna nöronların gönderdiği uyartılar motor nöronlar tarafından eyleme dönüştürülemiyor.
Ayna nöronlarla bağlantısı bulunduğu düşünülen bir başka durum ise otizm. 2008 yılında IIan Dinstain ve ekibi Iacaboni ve ekibinin ulaştığı sonuçları kullanarak otizm ile ayna nöronlar arasında ilişki kurdular. Kanıtları ise şöyle: Ayna nöronlar ile motor nöronlar arasında sıkı bir bağ var. Karşıdakini anlamak için ve taklit etmek için birlikte çalışıyorlar. Fakat bu bağ, otizmli çocuklarda çok az. Yani, otizmli hastalarda ayna nöronlar sağlıklı bir insana nazaran çok daha az çalışıyor. Böyle olunca da motor nöronlarla olan ilişkileri de kısıtlı oluyor.
Bilim insanları, ayna nöronların doğal seçilim tarafından desteklendiği düşünülüyor. Çünkü bu nöronlar hem öğrenmemize yardımcı oluyor hem de konuşularak bilginin aktarılamadığı zamanlarda, bilginin bir nesilden diğerine aktarılmasında işimizi kolaylaştırıyor. Böylece neslimizi devam ettirmemizin önündeki nesiller arası iletişim bariyerini ortadan kaldırıyor.


