birgün

8° PARÇALI BULUTLU

ARŞİV 23.12.2009 15:16

Bileşenleşme... Nereye kadar?

Linda Sanford “Let Go To Grow-Büyümenin Önünü Açın” kitabında tüm dünyadaki bileşenleşme olgusunu detaylarıyla inceler.

Linda Sanford “Let Go To Grow-Büyümenin Önünü Açın” kitabında tüm dünyadaki bileşenleşme olgusunu detaylarıyla inceler. Sadece incelemekle kalmaz aslında. Sanford bileşenleşmenin kuvvetli bir savunucusudur. Bileşenleşme herhangi bir meta ya da hizmet oluşum esnasında tasarım-üretim-satış-lojistik gibi farklı süreçlerin birbirlerinden esnek bir şekilde ayrılmasını ve farklı uzamlarda yeniden üretilebilmesini sağlar. Bileşenleşme ile tüm süreçlerin birarada olduğu ölçek ekonomileri yerini belirli fonksiyon veya uzmanlıkların yoğunlaştığı ölçek ekonomilerine bırakır. Bu anlamda binek araçlarda Çin imalatta uzmanlaşırken, İtalya tasarım alanında yetenek geliştirir. Meseleye sadece şirketler açısından bakanlar açısından tüm değer yaratma sürecindeki büyük değişim, bu hızlı esnekleşme müthiş bir gelişmedir. Zira özellikle üretimin ve belirli hizmetlerin Çin ve Hindistan’a gönderilmesi şirketlere çok ciddi maliyet avantajları sağlamaktadır.
Bu trendin ulusal ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisi zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Zira özellikle Avrupa’da nüfusun yaşlanması beraberinde nitelikli işgücü kaybı yaratıyordu. 2000 yılında duyurulan Lisbon stratejisi tam olarak Avrupa’nın Bilgi Toplumu’na dönüşümünü sağlayamamıştı. Avrupa Birliği’ne yeni katılan doğu Avrupa üyelerinin getirdiği mali yük, birlik içi artan tartışmalar, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikası varolan birlik içi sorunları derinleştirdi. Beraberinde ise özellikle bileşenleşme ve dış kaynak kullanımının yarattığı yüksek cari açıklar bir sorun olarak tezahür etmeye başladı. 2000’lerin sonunda sadece Çin’le olan dış ticaret açığı 200 milyar doların üzerine çıktı.
ABD’de ise sorunlar başkaydı. Özellikle kayıtdışı göçmenlerin ucuz emek alanında, gelişmekte olan ülkelerden ithal edilen nitelikli beyinlerin ise AR-GE ve inovasyon alanında istihdam edildiği ülkede işsizlik çok büyük sorun olarak gözükmüyordu. Ta ki emlak ve finans sektöründeki balon patlayıncaya kadar. Teknolojinin getirdiği bileşenleşme sayesinde istihdamının önemli bir kısmını çevre ülkelere kaptıran ABD’de Obama’nın iki temel meseleye çare bulması bekleniyor. Giderek artan yoksulluk ve işsizliğe çare bulmak için devlet yatırımlarını arttırmak ve çevre ülkelere giden işgücünü ABD’ye geri döndürmek. Çin menşeeli otomobil lastiklerine gümrük tarifesi uygulaması bu anlamda yeni bir döneme girildiğinin işareti.
Krizin girdiği ikinci fazda finansal piyasalardaki karışıklığın durulacağını ve akabinde ticaret savaşlarının başlayacağını tahmin ediyorum. Avrupa’da tartışılmaya başlanan ilaç şirketlerinin AR-GE faaliyetlerinin ABD’ye gitmesi, Çin’in belirli Amerikan ürünlerini geri göndermeye başlaması bunun bir göstergesi. Önümüzdeki dönem devletin ekonomide daha da aktif olması gereken bir dönem olacak gibi. Bu bağlamda Türkiye’nin çevre ülkelerle olan ilişkisi oldukça önemli bir başka yazı konusu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız