Bileşik sözcükleri ayıranların gerekçesi yok!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

TRT-2’deki bir izlencenin adı, ekranda uzun süre “İş Günü” diye yazılmıştı. TRT, resmi Türk Dil Kurumu’nu kılavuz edindiği için böyle bir yazım yanlışını sürdürmekte sakınca görmemişti. Oysa “iş” ve “gün” sözcüklerinin birleşip kaynaşmasıyla oluşan yeni kavram “bileşik sözcük” sayıldığı için “işgünü” de bitişik yazılmalıydı…

•••



Bugün / bu gün
Bir okurumuzun sorusu zerine, “bugün” sözcüğünün bitişik yazılması gerektiğini daha önce belirtmiştik. Ataol Behramoğlu’nun 26 Eylül 2018 günlü Cumhuriyet’teki “Merhaba” başlıklı yazısında bu sözcüğün iki kez ayrı yazıldığını gördüm. Şöyle diyordu değerli ozanımız: “Büyük fakat suskun toplumsal kesimlerde bu gün de sürmekte olan bu hayal kırıklığının başta gelen nedeni ise, rakamlara bakıldığında hiç de ümit kırıcı sayılmaması gereken seçim sonucundan çok, o gece muhalefetin topyekûn ortadan kaybolması ve bu güne kadar da bu çevrelerin hiçbirinden aydınlatıcı bir açıklama gelmemiş oluşudur.”

Dalgınlık mı, gözden kaçma mı bilmiyorum. Ama Ataol Behramoğlu gibi dil bilinci ve Türkçe sevgisi yüksek bir arkadaşımızın yazısında böyle bir yazım biçimini görünce değinmeden geçemedik.

Doludizgin / dolu dizgin
Cumhuriyet gazetesinin 25 Mayıs 2012 günlü sayısının Kültür sayfasındaki Zeynep Oral imzalı yazının başlığı şöyleydi: “Tiyatro Festivali dolu dizgin”. Neredeyse gazetenin tüm sayfasına yayılmış kocaman bir başlıktı bu... Yani gözden kaçacak gibi değil. Yine de, “Acaba sayfa sekreterinin bir dikkatsizliği mi?” diye düşündüm. Ama sonra gördüm ki, aynı yazım yanlışı yazının içinde de iki kez yinelenmiş. Bu kez de Zeynep Oral arkadaşımızın dalgınlığına gelmiş olmalı. “Doludizgin” bileşik sözcüktür, ayrı yazılmamalı.

•••

Sıradışı / sıra dışı
BirGün’ün Kültür-Sanat sayfasında şöyle bir başlık görmüştüm: “Geleneksel sıradışı bir oyun”.

Arka sayfayı çevirdiğimde ne göreyim? Onunla çelişen bir başka başlık: “Sıra dışı ağrılara dikkat!”

Başlıklardan birinde bitişik, ötekinde ayrı yazılmış bu sözcük...

Değişik yazım kılavuzlarında da görüyoruz benzer çelişkiyi. Ama “sıradışı” artık kavramlaşmış bir sözcük. O yüzden bitişik yazılması gerekiyor. Nitekim Dil Derneği’nin Yazım Kılavuzu’unda da böyle yazılıyor.

Cumhuriyet gazetesinde ise bu sözcüğün genellikle “sıra dışı” biçiminde, yani ayrı yazıldığını görüyoruz.

•••

Birtakım / bir takım
Bu iki sözcüğün yazımı da anlamı da farklıdır. Örneğin “bir takım giysi” dediğimizde, giysi için sayı-nicelik tanımlaması yapmış oluruz. Oysa “birtakım insanlar” kalıbında bitişik yazılan “birtakım” sözcüğünün “kimi” anlamı vardır.

Enver Aysever, 15 Ağustos 2016 günlü BirGün’deki köşesine şöyle bir not koymuştu: “Bir takım yoğunluktan dolayı, bugün için yazamadım.” Buradaki “bir takım”ın “birtakım” olarak yazılması gerektiği çok açık değil mi?

•••

Başsağlığı / baş sağlığı
Emre Kongar’ın eski bir yazısından:

“Kendisine rahmet, (…) tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum.” (Emre Kongar, “Besim Mütebessim”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2015).

Çok sık yapılan yanlışlardan biri!

“Başsağlığı” bileşik bir sözcüktür, dolayısıyla ayrı yazılması yanlıştır.

Tersi örneklerle de karşılaşıyoruz. Sözgelimi “hoşça kal” seslenişi ayrı yazılması gerekirken çoğu zaman bitişik yazılıyor.

•••

“Bileşik sözcükler” konusunda genel ve yaygın bir karmaşa yaşandığını görüyoruz. Hangi sözcüğün ayrı, hangisinin bitişik yazılması gerektiğini, zaman zaman yazım kılavuzlarına bakarak içselleştirmemiz gerekiyor.

***

HAFTANIN NOTU

Bir kardeşim gitti, bir kardeşim geldi!

Cumhuriyet gazetesindeki dalgalanma sırasında kimi değerli yazarlar ayrılarak başka gazetelere gittiler. Kimi yazar ve muhabirler ise işsiz kaldı. Gazetenin Okur Temsilcisi ve köşeyazarı Güray Öz, bu ayrışma sürecinde bizim gazeteye geldi. Safa geldi, hoş geldi! BirGün’ün Dış Haberler Editörü ve renkli kalemi Mustafa Kemal Erdemol ise eski yuvası Cumhuriyet’e döndü. BirGün’e katkıları için kendisine teşekkür ediyoruz.

Basın-yayın organlarında yönetim değişiklikleri ve yazar transferleri olağan şeylerdir. Önemli olan, her düşüncedeki yazarların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri alanlar bulabilmeleridir.



Güray Öz ve M. K. Erdemol kardeşlerime yeni köşelerinde başarılar dilerken, açıkta kalan arkadaşların da en kısa sürede yeniden yazma olanağına kavuşmalarını gönülden istiyorum.