birgün

22° AZ BULUTLU

SAĞLIK 22.04.2020 10:49

Bilim Kurulu üyesi, renk değişikliği iddialarına ilişkin açıklama yaptı

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer, Çin'de koronavirüs tedavisi gören 2 doktorun ten renginin değiştiği iddialarıyla ilgili konuştu. Tezer, "Koronavirüs yoğun bakıma girdiğinizde tüm sisteminizi etkileyebiliyor. Bu bağlamda belki de o kişilerin karaciğer fonksiyonuna eklendiği için safra birikimine bağlı cilt renklerinde değişiklik olmuş olabilir" dedi.

Bilim Kurulu üyesi, renk değişikliği iddialarına ilişkin açıklama yaptı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyonları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer, Vuhan'da 2 Çinli doktorun cildinin ciddi koronavirüs enfeksiyonlarından kaynaklanan karaciğer hasarından sonra önemli ölçüde koyu renge bürünmesine dair iddialar hakkında konuştu. Tezer, "Koronavirüs sonuç itibarıyla öncelikle yoğun bakıma girdiğinizde tüm sisteminizi etkileyebiliyor. Bu durumda da kalp, böbrek gibi tüm sisteminize etki edebiliyor. Bu bağlamda belki de o kişilerin karaciğer fonksiyonuna eklendiği için safra birikimine bağlı cilt renklerinde değişiklik olmuş olabilir" dedi.

DHA’ya konuşan Tezer, koronavirüsün Türkiye ve dünyadaki son seyriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Tezer, bu tür pandemi hastalıkların ne zaman biteceğine dair öngörüde bulunmanın çok zor olduğunu, Türkiye'de yakın zamanda sokağa çıkmanın kısıtlanması, uçuşların durdurulması, sınırların kapatılması, okulların tatil edilmesi gibi büyük ve ciddi önlemlerin rakamlara yansıdığını belirtti.

Prof. Dr. Tezer, "Teması ne kadar kısarsanız o bağlamda da bunun sonucunu görüyorsunuz. Bu bağlamda baktığımızda Türkiye’de gelen son rakamlar iyi bir yönde gittiğimizi gösteriyor. Ancak bunu tarih olarak açıklamak için şuan çok daha erken. Sadece söyleyebileceğimiz şu ki bu hafta ve haftaya da bu şekilde gidersek Mayıs'ın ilk günlerinden itibaren rakamların daha da azalacağını belki de Mayıs'ın sonuna doğru rahatlayabileceğimizi söyleyebiliriz. Ama rehavete kapılmamamız gerektiğinin altını tekrar çizmek istiyorum. En ufak bir rehavete kapılma 10 gün sonra ikinci dalgalanma şeklinde karşımıza çıkacaktır" ifadelerini kullandı.

"POZİTİF VAKALARDA HIZLI TEDAVİYE BAŞLANIYOR"

Prof. Dr. Tezer, 20 ila 65 yaş arasında pozitif vaka sayısının daha çok olduğuna dikkat çekerek, "Fakat bu 'risk grubundakiler, yaşlılar daha fazla bu hastalıktan ölüyorlar, komplikasyonlar daha yoğun oluyor' anlamına gelmemeli. Maalesef 20 ila 65 yaş arasında yoğun bakım ihtiyacı olan hastalarımız da oluyor. O yüzden her kesimin kendisine dikkat etmesi gerekiyor. Türkiye’nin diğer ülkelerden farkı ise pozitif olan tüm vakalara semptom olsun olmasın çocuklar hariç tedavi başlanıyor. Bunun yansıması rakamsal olarak baktığınız zaman özellikle 'zatürre' dediğimiz hadisenin Türkiye'de hızlıca azaldığını ve çok düşük rakamlara geldiğini görebiliyorsunuz. Bunun azalması da yoğun bakım ihtiyacının azalması demek oluyor. Özellikle riskli grubunu da evde tuttuğunuz zaman aslında virüse karşı rahatlama açısından da büyük ölçekli bir alan yaratılmış oluyor" dedi.

"DENİZE GİRMEMEMİZ İÇİN BİR SEBEP OLMAYACAKTIR"

Prof. Dr. Tezer, önümüzdeki yaz aylarının geçtiğimiz yaz aylarına göre daha durağan geçeceğinin altını çizerek, "Ancak ne kadar sıkı önlemlerle yaz aylarına geçireceğiz, şuan alacağımız önlemler neticesinde bu belli olacaktır. Yani şuanda yapacağımız kısıtlamalar, temas izolasyonları, kendimizi evde karantinaya almamız bizim yazı daha rahat bir şekilde geçirmemizi sağlayacaktır. Ayrıca koronavirüs havuzlarda insandan insana bulaşmıyor ki zaten bu virüs doğada da çok uzun süre kalabilen bir virüs değil. Özellikle havuz gibi klorlu yerlerde de virüsün öleceğini biliyoruz. Sosyal mesafemizi koruduğumuz müddetçe, kalabalık halde bulunmadığımız sürece denize girmememiz için bir sebep olmayacaktır'' dedi.

"TEMAS AZALTICI ÖNLEMLERİN ARKASINDAYIZ"

Bilim Kurulu olarak sokağa çıkma kısıtlamasına olumlu baktıklarını ifade ede Prof. Dr. Tezer, "Teması azaltıcı önlemlerin hepsinin arkasındayız. Bunu her zamanda tartışmıştık ve bu temas azaltma her yoluyla mümkündür. Sokağa çıkma yasağı bizim her zaman masada tartıştığımız bir konuydu. Bunlar değerlendirilip Sağlık Bakanlığı ile gerekli karar verici merciler duruma göre bunun planını yapıyorlar. Ancak bundan sonra bu tür gereksinimler olduğu sürece bizim sürekli masamızda olan ve sürekli tartıştığımız hadiseler de tekrar gündeme gelecektir" diye konuştu.

"AŞI ÇALIŞMALARI BELKİ AYLARCA SÜRER"

Aşı çalışmalarının tüm dünyada sıkı bir şekilde devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Tezer, "100'ün üzerinde aşı çalışmasının olduğunu söyleyebiliriz. Baktığımız zaman ağızdan verilme yoluyla, burundan verilme yoluyla, iğneyle vücuda enfekte gibi çok değişik yollardan bu çalışmalar sürüyor. Aşı çalışmaları aslında 4 aşamada gerçekleşir ve ilk aşaması hayvan deneğidir. Ardından insan çalışmalarına küçük çapta başlanır ve bunlar 'faz 1' dediğimiz çalışmalardır. Ve bununla da ilgili çalışmaların dünyada 5 ülkede yürüdüğünü görüyoruz. Fakat aşı çalışmaları maalesef bugün, yarın ya da haftaya sonuç alınabilecek bir iş değil. Belki aylarca sürer. Fakat biz kış boyunca göreceğimizi de düşünürsek bu mikroorganizmayı, o dönemde de aşılama devreye girerse tüm dünyadan mikroorganizmanın azaltılması ya da yok edilmesi yönünde adım atılmış olur" diye konuştu.

"VİRÜS DÜNYADA DOYGUNLUĞA ULAŞMADI"

Prof. Dr. Tezer, hastalığın dünyadaki seyrine ilişkin de "Dünyada bugün itibarıyla 2.5 milyon kişinin enfekte olduğunu ve birçok insanın öldüğünü biliyoruz. Dünyada aslında birçok ülke yavaş yavaş normal hayatına dönüyor; ama bu virüs tüm dünyada doygunluğuna şuan ulaşmamış durumda. Bu doygunluğa ulaşmadığı sürece de Dünya Sağlık Örgütü de temkinli davranıyor" dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız