birgün

27° AZ BULUTLU

SAĞLIK 28.07.2020 14:05

Bilim Kurulu Üyesi Ünal: Açık havada olmak bulaşmayacağı anlamına gelmez

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, tatil konusunda önerilerde bulundu. “Tatile ihtiyaç var, herkes yoruldu” diyen Ünal, ‘önlem alınması durumunda tatilde çok büyük sıkıntı görmediğini’ belirtti. Ünal bununla birlikte, açık hava olmanın virüsün bulaşmayacağı anlamına gelmediğinin de altını çizdi.

Bilim Kurulu Üyesi Ünal: Açık havada olmak bulaşmayacağı anlamına gelmez

Hacettepe Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal, koronavirüs döneminde tatile gideceklere uyarılarda bulundu.

DHA’ya konuşan Prof. Dr. Ünal, herkesin yorulduğunu ve tatile ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “1 hafta 10 gün kafa dinlendirici bir şeyler gerektiği ortada. Bunun için insanların tercihleri farklı. Kendi memleketinde daha izole, ormanlık, dağlık kesimlerde tatile gidenlerde çok büyük sorun olmayabilir. Çünkü iş kişilerin kapalı alanda bir araya gelmesi, açık alanda da olsa kişilerin bir araya gelmesi. Burada sorun çıkıyor. Yoksa izole bir ormanlık alanda tatilde, çok büyük tehdit görmüyorum. Ama deniz kenarlarında, göl kenarlarında, sokak eğlenceleri gibi açık havada olmak bulaşmayacağı anlamına da gelmiyor” dedi.

‘AÇIK ALANDA OLMAYACAĞI ANLAMINA GELMEZ’

Kapalı alanda hasta kişinin ağzından burnundan çıkan partiküllerin 1,5-2 metreye kadar havada asılı kaldığını ve o sarıda karşısında bu mesafede bir kişi varsa onun burnuna, ağzına, gözüne yapışırsa hastalığın meydana geldiğini kaydeden Ünal, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu olmasın diye çıkışı kapatıyoruz, herkese 'maske tak' diyoruz, gireceği yeri kapatıyoruz 'maske tak' diyoruz. Araya da 1,5-2 metre koyarsak yüzde yüze yakın bir bulaşmama ihtimalini yakalamış oluyoruz. Bunlardan ödün verdiğiniz an kapalı alan da olsa, açık alan da olsa bulaşma meydana gelir. Kapalı olanda daha yoğunlaşacağı için daha çoktur; ama açık alanda olmayacak anlamına gelmez. Farklı kişilerle bir araya gelindiği andan itibaren maske takılacak, mesafeye dikkat edilecek bunları yapıyorsanız tatile de gidin, arabaya da binin, yolculuk da edin. Bunların hiçbirine engel görmüyorum. Ama bu kuralları yerine getirmek kaydıyla.”

‘FARKLI UYARI BİÇİMLERİ GELİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ’

Prof. Dr. Ünal, bunun da kolay bir şey olmadığını ifade ederek, toplumun yorulduğunu dile getirdi. “Uzman arkadaşlarımız çıkıp 'maske, mesafe, el hijyeni' diyor; ama bunun mesajının ne kadarı gerçekten ciddiye alınıyor ve uygulanıyor onu görüyoruz, ortada” diyen Ünal, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Artık daha sosyal bilimlerin içinde olduğu gruplar, Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladı. İşin insan doğasını inceleyerek, psikolojisini, sosyolojisini anlayarak belki farklı uyarı biçimleri geliştirmek zorundayız ki vatandaşlarımız net mesajı alsın, almakla da kalmayıp uygulayabilsin, uygulasın ki bulaşma meydana gelmesin, bulaşma meydana gelmesin ki yeni vaka sayımız azalsın.”

‘EVİN İÇİNDE DE SOSYAL MESAFE SAĞLANMALI’

Bayramda önemli olanın kısıtlama değil, önemli olanın aktivite sırasında kurallara uygun davranmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, sözlerini şöyle noktaladı:

“Televizyonlarda seyrettim, bazı vatandaşlarımız diyor ki, 'evimin kapısına Kovid nedeniyle ziyaretçi kabul etmiyorum’ yazacağım. Olabilir. Görüntülü telefonlar var. Yan komşuyla balkondan balkona bayramlaşmak var; önemli olan mesafeyi korumak. En iyi mesafe evinizde geçirirsiniz, hiç kimse gelip gitmez. Aynı evin içinde 20 kişi, 10 kişi olmaz. Sayıyı düşürerek, evin içinde de sosyal mesafe sağlanmalı. Herkes maskeli olacak, aradaki mesafe korunacak kucaklaşma, öpüşme, el öpme onları söylemiyorum bile. Kurban kesimlerinde dikkatli olmak lazım, bayram namazında sosyal mesafenin korunacak şekilde düzen olması lazım. Namazdan sonra bayramlaşmayı yapmayacağız artık. Bunun gibi tedbirlerin dikkat edilerek yapılması lazım.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız