Google Play Store
App Store

Çaycuma’da iki hafta içinde yaşanan iki çocuk doğum vakası, sistematik ihmali ortaya koydu. Uzmanlar, erken gebeliklerin risklerini vurgularken, kadın örgütleri devletin koruma mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekti.

Binlerce çocuk ‘anne’ oldu
Fotoğraf: csgorselarsiv/Serra Akcan

İlayda SORKU

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye giden 16 yaşındaki B.T.’nin hamile olduğu ortaya çıktı. Acil doğuma alınan B.T.’nin bebeği ölü doğdu, savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı. Bebeğin babasının tespit edildiği ve ifadesinin alınacağı öğrenildi. Aynı ilçede iki hafta önce de 16 yaşındaki G.N.Ü. hastanede doğum yapmış, doğum yapan çocuk ile bebeği devlet korumasına alınmıştı. Yaşananlar sonrası çocukların korumasız bırakıldığı ve sistematik ihmali bir kez daha gündeme geldi. Kız çocuklarının erken gebelik ve evlilik döngüsüne itilmesi, AKP iktidarının “aile” söylemiyle şekillenen politikalarının sahada nasıl çöktüğünü ortaya koydu.

CEZALANDIRILMIYOR

SOL Feminist Hareket’ten Zeynep Şatır, yaşananları siyasal İslamcı politikaların sonucu olarak değerlendirdi. AKP iktidarında, son 23 yılda artan kız çocukları ve kadınlara yönelik taciz ve şiddet olaylarına dikkat çeken Şatır, “İktidar caydırıcı, koruyucu ve önleyici politikaları uygulamıyor hatta istismarcılara faillere cezai, tahrik indirimleriyle yeni istismarlara ve tacizlere alan açıyor” dedi. Şatır, özetle şöyle konuştu: “Ülkenin birçok yerinde kız çocukları eğitimden uzaklaştırılıyor, zorunlu olan 12 yıllık eğitim süresi fiili olarak uygulanmıyor ve eğitimden kaçırılan kız çocukları devlet tarafından denetlenmiyor. Eğitimden kaçırılma, çocuk evliliklerine zemin hazırlıyor. Okullarda cinsel eğitim verilmiyor; küçük yaştaki çocukların birçoğu tacizi ve/veya şiddetin bazı şekillerini fark etmekte bile zorlanıyorlar. İstismara uğrayan çocuklar çoğu zaman tacizi tanımlamada, tanımladığı takdirde ifade etmede zorlanıyor; ifade ettiğinde de failler cezalandırılmıyor, korunuyor. Kadın sağlığına erişim ve jinekolojik tedaviler kısıtlanıyor. Hastanelerde, okullarda ve birçok kamusal alanda kadınların cinselliği denetleniyor, ahlak bekçiliği yapılıyor. Kadınların cinselliği üzerinde tahakküm kuran iktidar, tacizi ve tecavüzü denetleyip cezalandırmıyor. Aslında devlet sadece kişileri aklamakla kalmıyor, tacizi meşrulaştırıyor, sistematikleştiriyor ve bir başkasına alan açıyor."

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden Seyhan Öznur Karasu ise devlet politikasının istismarı önlemek yerine görünmez kılmak üzerine kurulu olduğuna dikkat çekti. Karasu, çocukları korumak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Her 18 yaş altı gebelik vakası istismar olarak soruşturulmalıdır. Devletin görevi bu durumlarda şikayet beklemeden resen harekete geçmektir. Eğer fail de çocuksa, bu iki çocuğun da eğitimden, korumadan ve bilgiden mahrum bırakıldığı bir sistemin sonucudur. Sağlık kurumlarında bildirim yükümlülüğü ve koruma mekanizmaları eksiksiz işletilmelidir. Okullarda bilimsel ve hak temelli cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimi zorunlu hale getirilmelidir. Adölesan gebeliklere ilişkin veriler il, yaş ve eğitim durumu gibi değişkenlerle şeffaf biçimde yayımlanmalıdır. Aile bütünlüğü söylemiyle istismar vakalarını kapatan yargı ve idari pratikler sona erdirilmelidir.”

∗∗∗

1 YILDA 6 BİN 500 DOĞUM

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı Doğum İstatistikleri Raporu’na göre, yalnızca bir yılda 15-17 yaş aralığında 6 bin 505 çocuk doğum yaptı. Bu çocuklardan 535’i ikinci, 31’i üçüncü kez doğum yaptı. 15 yaşından küçük 130 çocuk doğum yaparken bu çocuklardan dördü ikinci kez doğum yaptı.