Bir çocuğun kaleminden İŞKENCE
Akdeniz ülkesi Portekiz’de 3 Mart 1988 yılında dinleme mutluluğu yaşadığım “ Bayan Akdeniz “ ya da “ Fado’nun Divası “ Amalia Rodrigeus, her 2 Temmuz’da söylüyor, ben ağlıyorum. O güzel sesle kini yüreğime konuk etmiyor, barışa semah dönenleri anımsıyorum. Biliyorum ki, bu Temmuz ozanın oğluna verdiği ad değil, bu Temmuz üzümlere alaca düştüğü ay hiç değil, bu Temmuz Alevilerin kini aştığı, umudu tazelediği, sevgi ektiği, barışa semah döndüğü aydır...
2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta 37 insanın yangını, Sivas’ın değil ülkenin yangınıydı. Kimileri Sivas yangını dememek ve Sivaslıları incitmemek için “ Madımak Yangını “ dediler. Alevi öğretisi ile yetişen hiçbir Alevi Sivaslılar yaktı demedi ve özenli bir dil kullandılar.Nedense Aleviler, tarih boyu ve on bir yıldır hep özenli dil kullanırlar. Hacı Bektaş Veli’nin “ İncinsen de İncitme ! “ sözü öylesine kulaklarına küpedir ki; öfkelerini terbiye ederler. Oysa, incitilirler. Gazi Olayları İstanbul’da yaşanır ama Gazi Davaları Trabzon’a sürülür. Trabzon’a giden Aleviler Trabzonlular tarafından hor görülmez, incitilmez ama acılı ve yoksul insanları yüzlerce kilometre uzaklara göndermek haksızlık değil midir?2 Temmuz 2004 günü tüm gazeteleri okudum. 2 Temmuz, Cumhuriyet Gazetesi’nde geniş yer almıştı. Evrensel Gazetesi, Refika Bezirci ile Sivas’ta yitirdiğimiz yazar Asım Bezirci’nin yaşamı, yapıtları üzerine söyleşi ve 2 Temmuz miting haberi vardı. Baktığım yüksek tirajlı gazetelerimizde bir tek satır yoktu. O gazetelerimizin yönetmenlerine soruyorum AB normlarını savunduğunuz şu günlerde; Avrupalıların bu tür toplu öldürümlerde yaptıklarını neden savunmuyorsunuz?Fransızlar 1956 yılında Cezayirlileri Seıne nehrine attıkları yere her yıl Paris Belediye Başkanı ve yetkililerle gider anma töreni sonrası Seıne nehrine çiçekler atarlar. Almanya Solingen’de anıt mezar yapılan evin önüne her yıl 29 Mayıs günü Türkiye Büyükelçisi çelenk kor, saygı duruşunda bulunur. 3500 kilometre uzaktaki Solingen yangınını kınamak adına konan çiçek Ankara’ya 400 kilometre uzaklıktaki Sivas’taki yangın yerine neden konmaz ? Sizce, Sivas’ta yanan aydınlık değil mi?2 Temmuz 1993’te Sivas ilinde Alevilerin üç güzeli olan sazı, sözü , semahı yaktıklarını sananlar, Aleviler sazı, sözü, semahı 13 Mayıs 2000’de Almanya’da sahnelenen 1246 bağlama, 674 kişilik semah ekibinin yer aldığı “ Bin Yılın Türküsü “ ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdiler duydunuz mu? 3 Nisan 2004’te Dünya Kadın Belgeseli olan “ Kadının Türküsü Festivali “ ile Almanya - Oberhausen’de onbinlerle sazı, sözü semahı ülkeleri adına evrenselleştirdiler. Acıyı sabırlarda süzüp, kini aşmasalardı bu projeler yaratılır mıydı?2 Temmuz 1993’te elinde sazı, dilinde türküsünden başka silahı olmayan Nesimi Baba’yı da yaktılar. Nesimi Baba, oğlu Mazlum Çimen’e el verdi. Türküleri oğlunun sazıyla, dilinde ses veriyor. Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, bakın ne diyor: “9 yıllık acıdan sonra diyet istemiyorum. İçimde intikam duygusu yok ama bir öfke ve yalnızlık duygusu içinde olduğumu yadsıyamam.Yine de “Benim kalbimdeki gizli nokta herkesin eşit olduğu, yaşamı ortaklaşa paylaştığı, güzellikler ürettiği yepyeni bir dünya özlemi” Metin Altıok’tan öğrendiğimse “Kişi kendine acı veren olumsuzluklara baş kaldırabilmelidir. İçinde duyduğu acı ancak böyle anlamlanır ve değer kazanır.”
2 Temmuz 1993 Sivas’taki Şeriat yangını, Küreselleşme ile dünya yangınına dönüştü. Hedef tüm insanlık ! Sizler yine de 2 Temmuzları görmezden gelin. Alevilik bir öğreti olmasına karşın mezhep olarak görün, “ Biz mezhep partisi değiliz! “ haykırışınızı sürdürün. Duvarında suçsuz insanların kanı olan lokantalarda yemek yenmesini onaylayın. Oysa, çağdaş insanlar gerçekleri inkar etmez, acıların üstünü örtmez, görmezden gelmez. Acıyı paylaşır, aşar ve anıtlaştırır...
***
Van Valisi Sayın Hikmet Tan’a yapılan saldırıyı şiddetle kınıyor, Vanlıların acılarını paylaşıyorum...


