Bir derdi anlamanın en iyi yolu o dertten ölmektir

13.09.2019 10:06 BİRGÜN KİTAP


ECEM KODAK

‘Kör Adım' romanıyla iki yıllık bir aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkan Yılmaz Şener ile yeni romanı hakkında konuştuk.



► 'Kör Adım' üç farklı şehirde geçiyor; çocukluk, gençlik ve orta yaş dönemini farklı şehirlerde geçiren baş karakterin bu dönemlerde yaşadığı ve onu bir sonraki döneme iten travmatik olaylar çok gerçekçi ve capcanlı bir şekilde anlatılıyor. Bu denli canlı ve gerçekçi karakterlerin olmasının, olayların gerçekliğiyle bir ilgisi var mı?
Kör Adım’da ele aldığım konular kısmen gerçek olsa da, karakterlerin çoğu gerçek. Tanıdığım insanları alternatif bir hayat içerisinde anlattım. Eğer mevcut hayatlarını yaşamamış olsalardı, hayatları ne şekilde olurdu? Aslında onlara alternatif bir hayat sundum. Romandaki hayatların, olayların karakterlerle bütünleşmesi, karakterlerin, kendilerine sunulan alternatif hayatı yadırgamadıklarını gösteriyor. Kim bilir, belki de bu şekilde de yaşayabilirlerdi.

► Roman Bakmak, Duymak, Anlamak ve Hissetmek adlı dört bölümden oluşuyor. Bölüm isimlerinin bir özelliği var mı?
Evet, var. Roman, bir insanın kırk yıllık hayatını anlatıyor. Çocukluk dönemimizde hayatı izleyerek öğreniriz; yani bakarak. Gençlik dönemimizde öne çıkan duyu organımız daha çok kulaklarımızdır; gördüklerimizden ve yaşadıklarımızdan çok duyduklarımıza inanırız. Daha hayalperest evremizdir gençlik dönemi. Orta yaş döneminde ise bakmak ve duymak anlama potasında erir; hayatı daha bilgece bir yaklaşımla ele aldığımız ve almamız gereken bir dönemdir. Anlamak bu evrenin tanımıdır. Son bölüm olan Hissetmek ise, romanın finalidir. Onu anlatmayayım, okurlar için sürpriz olsun.

► Her bölümle beraber yazarın dili de değişiyor. Bunu özellikle mi yaptınız? Sanki romanı üç kişi yazmış.
Evet. Karakterin ruh hali değiştikçe yazarın da dili değişiyor. Çocukluk dönemini daha mizahi bir üslupla, gençlik dönemini daha karamsar ve depresif bir dille, orta yaş dönemini ise daha felsefi bir yaklaşımla yazdım. Başka bir ifadeyle anlatmak gerekirse, müzik değiştikçe dans da değişiyor

bir-derdi-anlamanin-en-iyi-yolu-o-dertten-olmektir-623639-1.

► Baş karakterin çocukluk ve orta yaş döneminde zamansal ve mekânsal bir çakışma var. Bu aynı zamanda bir paradoks olarak da görülebilir. Bunu nasıl açıklarsınız?
İnsan, hayatının bir evresinde; çocukluk, gençlik ya da orta yaş döneminde, herhangi bir dönem de olabilir, kendi ölüm biçimiyle karşılaşabilir. Bu sadece iki saniyelik bir andır. Ama insan o sırada karşılaştığı bu iki saniyelik anın kendi ölümü olduğunu bilmez. Öldüğü zaman, bir zamanlar kendi ölümüne şahit olan o iki saniyelik anına şahit olan halini görür. İşte o zaman anlar o iki saniyenin ne olduğunu. Romanda bu iki sahne arasında 30 yıllık bir süre var, en sevdiğim bölümlerdir.

► Romanda satır aralarında ilerleyen ve ana konuyu sekteye uğratmasa da ana karakteri dönüştüren vahim bir olay yaşanır; bir yaşlı kadınla bir yaşlı adam öldürülür. Bu kadar önemli bir konu, romanın genel akışı içinde, neden sanki hiç olmamış gibi ilerliyor?
O iki yaşlı insanın öldürülmesi gerçek bir olay. Ve sanki hiç öldürülmemişler gibi davranıldı ve olayın üstü kapandı. Gerçek hayat çoğu zaman kurgu eserlerden daha muazzam kurgular içerir. Bize kalansa onu taklit etmektir.

► Kapak fotoğrafı çok etkili olmuş. Romanın konusunu da tamamlıyor. Kapağı bir kelimeyle anlatır mısınız?
Entropi…

► Bundan önceki romanınız Bilinmeyen de İthaki Yayınları’ndan çıktı ve iki yılda bir romanlarınız çıkıyor. Başka nerelerde yazıyorsunuz?
Dergilerde yazıyorum. 2012 yılında Kitapçı, 2015 yılında Tefrika, 2017 yılında ise Sabitfikir’de eleştiri yazıları ve kısa hikâyeler yazdım. Şimdi ise Kitapsever dergisinde yazıyorum.