birgün

22° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 02.02.2020 08:43

Bir diplomam, 18 bin lira borcum var

Düşünün ki okulunu bitirdiğiniz üzerine makaleler okuduğunuz bir alanda iş bulamıyorsunuz. Sizin yerinize bilmem kimin ricasıyla göreve gelen, pahalı arabalara binip dolaşan, takım elbiseli, alanla ilgili bir çalışma bile yapmayan bir grup bütün kamu kuruluşlarını işgal etmiş durumda. Daha önce girdiğimiz sınavların soruları iktidar gözetiminde çalınmıştı, şuanda da atamalar iktidar gözetiminde yapılıyor.

Bir diplomam, 18 bin lira borcum var

Mert Bulut

Mezun olduğumda elimde bir diplomam ve devlete 18 bin lira KYK borcum vardı.

Yaşadığımız dönemde genç işsizlik giderek artmakta; en son açıklanan verilere göre 4 milyon 396 genç işsiz bulunuyor. Yani, ben 4 milyon 396’da sadece birim. Sayısız iş başvuruları, sayısız mülakatlar, sayısız vaatler ve sayısız görüşmek üzereler. Bu döneme kadar geleceksizler olarak hep sınavlara tabii tutulduk, sanki işsiz kalmak bizim sorunumuzmuş gibi bizi beceriksiz hatta çalışmak istemeyen, memnunsuz gençler olarak nitelendirildik. Artık bu sözlerin hiçbir öneminin olmadığını düşünüyorum. Çünkü bizim akranlarımız artık bu ülkede geleceksizliğin ve işsizliğin faturasını canlarıyla ödüyor. İşsiz kalmak bizim seçimimiz ve sorumluluğumuz değil. Hayatta kalmaya çalışan milyonlardan biriyim. Bugün size milyonlarca geleceksiz, genç işsizlerden biri olarak kendi hikâyemi ve gözlemlerimi paylaşacağım.

İktisadi ve idari bilimler fakültesinde okurken fazlasıyla kariyer kulübü etkinliği oluyordu. Hocalarımızın bir kısmı bizi gerçeklere hazırlarken bir kısmı kariyer kulüpleriyle birlikte bizi gerçek dünyadan koparmaya çalışıyordu. Üniversitenin son sınıfında maddi zorluklardan dolayı -şu an üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu gibi- hem okudum hem çalıştım. Bir süre barda daha sonra çağrı merkezinde bir yıl çalıştım. Mezun olduğumda elimde bir diplomam ve devlete 18 bin lira KYK borcum vardı.

İş bulma aşamasında kamu çalışanı olma yolu biraz zordu çünkü KPSS’de başarılı olan arkadaşlarımın ya güvenlik soruşturması sebebiyle ataması yapılmıyor ya da ilgili bölümler çok az insan aldığı için yine memur olamıyordı. Bütün bunların yanında kiminle konuşsam iktidara çok yakın ilişkileri sayesinde bir memur olma durumu vardı. Düşünün ki okulunu bitirdiğiniz üzerine makaleler okuduğunuz bir alanda iş bulamıyorsunuz. Sizin yerinize bilmem kimin ricasıyla göreve gelen, pahalı arabalara binip dolaşan, takım elbiseli, alanla ilgili tek çalışma bile yapmayan bir grup bütün kamu kuruluşlarını işgal etmiş durumda. Bizim kuşağın şansızlığı şudur, daha önce girdiğimiz sınavların soruları iktidar gözetiminde çalınmıştı, şu anda da atamaların iktidar gözetiminde yapılıyor. Sonuç olarak dört yıl boyunca biriktirdiğin bilginin ve tecrübenin kamuda hiçbir önemi olmadığını ben de mezun olduktan sonra anladım.

İkinci bir yol olarak muhasebecinin yanına girip çalışmayı ve daha sonra sınava girip mali müşavirlik stajı başlatmayı düşündüm. Evde ders çalışıp ve kursa gidip ders çalışamazdım çünkü hayatta kalmak için paraya ihtiyacım vardı. Başvurduğum yerlerin çoğu dönüş bile yapmadı. İş bulmak için elden CV teslim ettim, İşkur ve kariyer.net’ten başvuru yaptım. Özel şirketler tecrübesiz olmam gerekçesiyle işe almadı. Birçok muhasebe bürosuna gittim görüştüm ama hiçbir sonuç elde edemedim. Bir gün bir muhasebe bürosunda, şöyle bir diyalog geçti: “Ben seni niye işe alayım? Ticaret lisesi mezunu bir genci işe alırım, o açıktan üniversiteyi okurken az paraya çalıştırırım sigorta derdim olmaz, işi öğretirim o sınavı kazanıp staj yapana kadar 10 yıl geçer. Senden daha kârlı. Bir de ben sana hem işi öğreteceğim hem de para mı vereceğim?” Evet aklımda kalan cümleler… Bu tarz cümleler aslında onlarca yer gezmiştim, onlarca görüşme yapmıştım, hiç birisi beni bu kadar üzmemişti o ana kadar.


Bir süre sonra sadece muhasebe ilanlarına değil artık bütün beyaz yaka iş ilanlarına başvurmaya başladım. Tabii ki hiçbirisinden cevap alamadım. Takip eden aylarda artık ne iş olursa yaparım demeye başlamıştım ve bütün iş ilanlarına başvurdum. Kendi alanım dışında bir işe bu çocuk okumuş kendi alanıyla ilgili iş yapmalı denerek işe alınmıyordum. Alanımla ilgili işlerde de ya tecrübe istiyor ya da para vermiyorlardı. Sonra bir gün üniversiteden bir arkadaşımla karşılaştım o plastik fabrikasında çalışıyormuş beni de çağırdı. Görüştüm ve çalışmaya başladım.

Vardiyalı bir işti, bazen 8 saat bazen ise 12-16 saat çalıştığım oluyordu. Pazar günleri izinliydim fakat vardiya döndüğümüz için izin günümü de çok iyi değerlendiremiyordum. Çalıştığım yerde yabancı uyruklu çalışma izni olmayan insanlar da vardı. Az çok tahmin edebileceğiniz yerler. Uzun süren işsizlik maratonunun ardından bir işte çalışıp para kazanmak gerçekten insana küçük bir mutluluk veriyor. İyi de bunun için dört yıl okul okuyup devlete borçlanmanın mantığı neydi? Zaten bunu lise mezun olduğumda da yapabiliyordum.

Bu arada çalışırken alanımla ilgili işlere bakmaya devam ediyordum. Fabrikada kısa sürede birçok işi yapar duruma gelmiştim. İşe girerken adını bile duymadığım ölçüm aletlerini artık biliyordum. Neredeyse bütün üretim süreçlerine hâkimdim. Yaklaşık altı ay sonra farklı bir iş kolunda yine mavi yaka bir yerden iş teklifi aldım. Yeni işimde en azından artık çok uzun süreli mesailer ortadan kalkacaktı. Biraz olsun alanımla ilgili birikim yapabilecektim. Yine KYK için devlete para yatırsam da KYK borcunu ödeyecek kadar bütçem yoktu. Burada çok uzun süre çalıştım bunun yanında muhasebe dosyamı açtırdım ve muhasebe kursuna gittim. Derken artık askerlik planı yapmam gerekiyordu.

Yeni bir başlangıç düşündüm. Askere gideyim geleyim ve artık sadece kendi alanımla ilgili çalışayım. Okuldan mezun olalı üç yıl olmuştu fakat yaptığım hiçbir iş alanımla ilgili değildi. O sıra bedelli askerlik çıktı aile büyüklerimiz kendi biriktirdikleri paradan bana destek oldu ve askere gittim. Döndüğümde 15 bin KYK borcum, fabrikalarda iki buçuk yıllık bir iş tecrübem vardı. Yine okuldan yeni mezun olmuşçasına sayısız iş başvurusu yapmaya başlamıştım.
Çalışma şartları o kadar kötü durumdaki çalışan insanlar bile geleceksiz olduklarının farkındalar çünkü her an işsiz kalabilirler. Bizim büyük bir kısmımız işsiz, kalan kısmımız da hem geleceksiz hem de güvencesiz.

Yukarıda anlattığım bir genç işsizin kısa bir hikâyesidir ve maalesef münferit olaylar silsilesi değildir. Benim gibi yüzbinlerce kişinin olduğunu biliyorum. Birçoğumuz işsizden bile sayılmıyoruz. Bir kısmımız işsiz bir kısmımız da güvencesiz çalışıyor. Hepimizin ortak noktası, geleceksiziz. Geleceksiz ve güvencesizlik kıskacında sıra sıra yeni mutsuzluklarımız oluyor. Bu mutsuzluklar umutlarımızı hayallerimizi darmaduman ediyor. Sorunumuz tamamen toplumsal bir olay ve bunu yaratanlar şu an hiçbir şey olmamış gibi davranıp lüks içinde yaşıyor. Bu durumu değiştirmek imkânsız değil. Biz geleceksizlerin, daha fazla birlikte olmaya, daha fazla mutluluklar yaratmaya ihtiyacımız var.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız