Google Play Store
App Store

Ali Rıza Gelirli yeni kitabında, yine samimi ve yine kendisiyle konuşur gibi aktarıyor duygu, düşünce ve görüşlerini. Ve yine kendisinden yola çıkarak yaşadığı toplumu sorguluyor. Doğal olarak, güncel politik gelişmelere değinerek.

Bir direniş: Yazı ve edebiyat

Ahmet Zeki YEŞİL

Şair-Yazar Ali Rıza Gelirli’nin deneme türündeki kitabı ‘Uygarlık, Demokrasi, Kimlik ve Öznellik’, Şiirden Yayıncılık etiketiyle çıktı.

Kapak tasarımı Damla Yazıcı’ya ait olan kitapta merak uyandıran ve “Yazar konuyu nereye bağlayacak?” sorusuyla okuru peşinden sürükleyen 41 yazı yer alıyor.

Yazılardan biri, kitaba ad olarak verilmiş. Uzun bir ad seçilmiş olması dezavantaj gibi görünse de, son dönemde deneme kitaplarıyla öne çıkan Gelirli’nin imzasının olması yeterli.

Gelirli yeni kitabında, yine samimi ve yine kendisiyle konuşur gibi aktarıyor duygu, düşünce ve görüşlerini. Yine kendisinden yola çıkarak yaşadığı toplumu sorguluyor. Doğal olarak, güncel politik gelişmelere de değiniyor. “Sorunu yaratan fikrin, sorunu çözmesini bekleyemeyiz” diyor.

Sorunun çözümüne katkı için fanteziler kuruyor. Çünkü o, acıyı artırmaktan sorumlu olmak istemiyor. Mutsuzluklar ülkesinde yaşamasına karşın umutsuz değil. Bunu, “Zira geleceğin tohumlarını içinde taşıyan umut verici gelişmelere gebe zaman” cümlesiyle ifade ediyor.

Aylar önce, Gelirli ile ayaküstü sohbet etmiştik. O tarihte henüz kitabı çıkmamıştı. Bir soru üzerine, maliyetlerdeki artışın kitap çıkarmayı zorlaştırdığını söylemiştim. Gelirli, "Evet ama yazdıklarımı kendime saklamak istemiyorum. Üç kişi de olsa, beş kişi de olsa birilerine ulaşmak istiyorum" demişti. Onu kutlamak gerek çünkü yaşanan ağır ekonomik krizin kitabı ihtiyaç olmaktan çıkardığı bir dönemde, kitap çıkarmak büyük cesaret. Üstelik ‘deneme’nin, edebiyatın diğer türlerine göre az okunduğu bilinirken.

Kitabı oluşturan denemelerde ne var? Sevgi/aşk ve ölüm dâhil, hayatın içinde olan ve konuşulan ne varsa, onlar var. Biraz felsefi biraz psikolojik yazılarda işlenen konulardan birkaç örnek vermek gerekirse... Yazmak, özgürlük, demokrasi, sorumluluk, sol düşünce, çocukluk, vicdan, korku, mutluluk... Gelirli, “Yazma Eylemi” başlıklı ilk yazısında konuyla ilgili görüşlerini geniş biçimde ortaya koymuş olsa da, bunu diğer yazılarına da yansıtmış. Çünkü yazmayı çok önemsiyor. Kendi ifadesiyle yazı ve edebiyat, onun için bir direniş organı. Yazıyla özgürleştiğini ve mutsuzluğu/başarısızlığı yazarak tedavi etmeye çalıştığını söylüyor.

Denemeler, sık sık başkalarının sözlerini alıntılıyor. Bu bir gelenek midir? Öyleyse Gelirli, bu geleneğe uygun davranıyor.

Gelirli, denemelerinde aforizmaları anımsatan cümlelere yer vermeyi de seviyor. Bu cümlelerin, yazılarına güç ve renk kattığını söyleyebiliriz:

“Hayatın kör noktasında mevzileniyorum.”, “An gelecek ansız kalacağım ansızın.”, “Bilinç hastalık, bilinçsizlik sağlıktır.”, “Hayat beni çiğneyip tükürmeye çalışıyor.”, “Zihinde bir gezinti, topraksız bir vatanda gezmektir.”, “Kötülüğün sınırı, aslında dünyanın sınırı.”, “Acı, bizim asıl yurdumuzdur.”, “Çocukluğu, kaderidir insanın.”, “Dünya kalbime ağır.”

Gelirli, edebiyatseverlere denemeyi sevdirmeye kararlı. Bunu nereden biliyorum? Gelirli’nin ‘Özgürlüğü Ararken’ ve ‘İdeolojisiz’ başlıklı deneme kitaplarını daha önce okumuştum. Şimdi, ilgi yoksunu bir tür olan ‘deneme’ye sahip çıkışına tanık oldum. Gelirli’nin, “Pergelin sivri ucunu kimseye sormadan istediğim yere koymaktı tüm derdim” şeklindeki cümlesiyle son noktayı koyalım. ‘Uygarlık, Demokrasi, Kimlik ve Öznellik’, okuru düşüncelere sevk edecek bir kitap.