'Bir Düş' İzmir’de gösterildi
BirGün’ün kuruluş sürecini ve 20 yıllık bağımsız gazetecilik mücadelesini anlatan Bir Düş belgeselinin İzmir gösterimi yapıldı. Gülümseten ve duygulandıran belgesel büyük beğeni topladı.

BirGün gazetesinin 20 yıllık serüvenini anlatan “Bir Düş” belgeselinin İzmir'de gösterimi gerçekleşti. Gazetenin özelinde geçmişten bugüne bağımsız medyanın güçlüklerle dolu ama bir o kadar da umut veren mücadelesinin anlatıldığı belgeselin Mimarlar Odası İzmir Şubesi'nde yapılan gösterimine siyasi parti, meslek odası, sendika, demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

BirGün Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın, "Merhaba, BirGün dostlarım. Burada sizinle 20 yıldır olmak benim için gerçekten çok büyük bir mutluluk kaynağı. Bunu özellikle paylaşmak istedim. BirGün Gazetesi Türkiye'de hatta belki dünyada çok ender oluşumlardan birisi. Medya alanı özellikle 80'ler sonrasında dünyada aynı zamanda Türkiye'de büyük sermaye gruplarının yatırım yaptığı alana dönüştü. Çok ciddi sermayeler girdi. Dolayısıyla buradaki kriterler o bildiğimiz eski Cağaloğlu gazeteciliğin ötesine geçti. Bir çeşit sanayileşti. Bu yönetim biçimi gazeteciliği de topyekün değiştirdi. O bildiğiniz bizim objektif gazetecilik olgusu bütünüyle rafa kalktı" dedi.
Aydın, "Bu yapıların kendisi toplumun sorunlarını, halkın sorunlarını, ezilenlerin sorunlarını yazmaktan ziyade daha çok mevcut iktidarın payandası haline geldi. Dolayısıyla BirGün gazetesinin kurulmasının temel nedenlerinden birisi buna olan itirazdır. Bunun kendisine olan itirazdır. İkincisi özellikle gazetecilik meselesi böyle sanki bir avuç insan savundu da böyle hiçbir tarafı olmayan, bir tercihi olmayan tarzda lanse edilmeye çalışıldı. Oysa her gazetenin arkasında ideolojik bir yanı vardır. Bunu görmezden geldiğin an aslında gerçeği yansıtmamış olursun. Ve aynı zamanda bir tarafı vardır. Kendisinin doğrudan somut bir taraf olma duygusu vardır. Ancak bu haberin objektifliğiyle karıştırılır genel olarak. Objektif haber yapmak başka bir şeydir, taraf olmak başka bir şeydir" diye konuştu.
"BİRGÜN TÜRKİYE'DE BİR BAŞARIDIR"
Türkiye'de ezilen, sömürülen, yok sayılan kesimlerin sesi olacaklarını belirten Aydın, "Bunu 20 yıldır sürdürmeye çalıştık. Bazen hakkıyla yaptık bazen yapamadık ama işin doğrusu çok net olarak şunu söyleyebiliriz BirGün sonuçta Türkiye'de bir başarıdır. Bütün bunlara rağmen bir başarıdır. Arkasında herhangi bir sermaye grubu olmadan kendisinin sırtını devlet veya hükümetlere dayamadan var olma süreci başlı başına bir başarıdır. Bunu kim yaptı? Değerli arkadaşlar, bunu Türkiye'deki devrimci demokrasi mücadelesi geleneği yaptı. Bu Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'ndan başlayan 60'lar, 70'ler, 80'lerdeki devrimcilerin bu ülkeye ekmiş oldukları eşitlik, özgürlük, kardeşlik tohumlarının sonuçları olarak, bu zemin üzerine büyüdü, yükseldi" ifadelerini kullandı.
Aydın şöyle konuştu: "Türkiye'de yine her zorluğa rağmen bu insanlar bu gazeteye sahip çıktılar. Aslında sonuçta bu gazeteyi var eden çalışanlar çok fazlasıyla özen gösterdiler. Çok fazla çalıştılar. Belki iki kişinin, belki üç kişinin işini yaptılar. Ama sonuçta bu gazeteyi var eden gerçekten o okurlardı, okurlarımızdı. Ona destek veren, dağıtan, okur toplantısı yapan BirGün ziyaretini yapan hemen hemen her ilde, her ilçede doğal muhabirliğini yapan arkadaşlarımız bu noktaya getirdiler. Bugün belki çok daha farklı sorunlarla karşı karşıya geldik. Örneğin şu anda yaşadığımız somut bir sorundan bahsedeyim; biliyorsunuz bu son dönemlerde gazete satışları özellikle kağıt baskı satışları önemli ölçüde düşmeye başladı. İnsanlar daha çok elektronik ortamdan gazete okuyor ve daha kolayına geliyor. Dolayısıyla bu alan büyük ölçüde büyüdü. Dijital alan bir anda büyüdü. Biz de bunu aslında çok fazlasıyla önemsedik. Özellikle son 4 aydır yaşadığımız bir sorun var, dünyada tekel olmuş bu arama motorları, Google gibi mecralar direkt bloklamaya başladılar. Bizim gibi Türkiye'de belli muhalif gazeteleri bloklamaya başladılar. Bizim haberlerimiz Google'ın akışında, Google Öner butonlarında görünmemeye başladı. Bizim gibi Cumhuriyet, Evrensel, Halk TV ve T24 gibi internet mecralarına çok yoğun bir problem haline geldi ve henüz bu mesele çözülmüş değil. Oralar aynı zamanda gazetenin de gelir ürettiği alanlardı, önemli ölçüde kaybetmeye başlandı. Haberlere özellikle ve tercihen birgun.net üzerinden ulaşmanızı rica ediyorum ve olabildiği kadar da tekrar bayiden gazeteyi almak en doğrusudur diye düşünüyorum."
Aydın, "BirGün'ün hikâyesi çok uzun. Çok ayrıntısı var. Tekrar hep birlikte bu ülkede ezilen, sömürülen, yok sayılan herkesin bu gazeteyi ve buna benzer medya alanlarını mutlaka büyütmemiz gerekiyor. Çünkü bunu büyütemezsek eğer ve bilgi birtakım sermaye gruplarının ve devletlerin elinde toplumu manipüle ettikleri bir alana dönüşmeye başlıyor. Bunu kırmanın tek yolu da buna uygun alternatif medya alanları oluşturmaktır ve bunları güçlendirmektir" dedi.

"GAZETEDE HERKESİN EMEĞİ VAR"
BirGün Gazetesi Yazarı Barış İnce, "Bir düş gördük. Her gün aynı düşümüzü görüyoruz. Benim adım Barış, edebiyatla ilgileniyorum. Bilmiyorum yaşam ne kadar sürer bizim için. Elbet bu yolculuğun bir sonu olacak ama bu hayat yolculuğu bittikten sonra da ‘Hangi Barış’ dediklerinde ‘BirGün Barış’ denmesini isterim. Beyazıt'ta, Beyoğlu'nda BirGün Gazetesi ilk çıktığında tanıtımı olsun diye gazete dağıtmıştık. O gün gazete dağıtırken bir vatandaş geldi. Dedi ‘Bu nedir?’ ve dedik ki, ‘Patronsuz gazete.’ Dedi ki, ‘Patronsuz gazete yaşamaz, hemen ölür’. Eğer bugünkü aklım olsaydı derdim ki, ‘Patronsuz ama sahipsiz değil’. Bu gazeteye sahip çıkan sizler tekrar hoş geldiniz. Patronsuz bir gazetenin önemini, kolektif, alternatif bir gazetenin önemini o günlerde anlattığımızda çok fazla insan belki ilgi duymadı. Ama bugün ne kadar rağbet olduğunu gördük. Burada belediye başkanları var, yerel yöneticiler var, başkan yardımcıları var. Onlar da BirGün gazetesi’nin yayılması açısından elbette ki çok büyük işler yaptı. Hiçbir şey yapmadım diyen bile BirGün gazetesini bir durağa bıraktı. Bir kahvehaneye bıraktı. Belki bir banka bıraktı. O yüzden hiçbirinizi ayıramam” dedi.
İnce, “BirGün gazetesinde çalışmış bizzat çalışan arkadaşlarımız var. Bugün çoğu İzmir'de yaşıyor. Ben onların isimlerini size okumak isterim. İlk İzmir temsilcimiz Tülay Cengiz. 9 Kasım'da yitirdiğimiz İzmir muhabirimiz Serdar Saruhan. İzmir’de burayı yıllarca ayakta tutan, hamileyken çocuğuyla çalışan Gülsen Candemir. Gazetemizi İzmir’de 10 yıla yakın dağıtan Arman Hekimoğlu, Bergama ilçesine gazete dağıtmamızda öncü olan, hatta motorla gazete dağıtırken düşüp başını yaran Mehmet Tuzcu, o şu an aramızda. En zor dönemde gazetemizin ekonomisinden sorumlu olan ve haber yüzünden cezaevine giren Mahir Kanaat. 2012 yılında merkez medyada yaptığı çağrıyla gazetemize gelen, sonra yaşadığımız ayrılık sonrası dahi BirGün gazetesine dair bağlılığını, sevgisini hiçbir zaman esirgemeyen, her zaman bizim yanımızda olan Filiz Yavuz. Gazetemize Denizli'den BirGün muhabiri olarak başlayan, İstanbul'da çalışan bitmeyen yolculuğumuzun sloganlarını duvarlara kazıdığı için bedel ödeyen Cihangir Köroğlu, ona da hoş geldin diyorum. İnternet sitemizin daha iyi bir hale gelmesi için çalışan ve daha sonra İzmir'e yerleşen, bu konuda büyük emeğe sahip Anıl Karaca. Son dönem İzmir Büro'muzun kuruluşunda katkı sunan Namık Alkan’a ve tüm çalışan ekibimize tekrar teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
İnce, şunları dile getirdi: “Sevgili dostlar, benim yolculuğum 2004 yılında başladı ama benim için en önemli döneme kuşkusuz 2006 yılındaki bir duraktır. O durak bir otogarda gerçekleşiyor. 2006 yılında Ankara'da sert bir siyasi tartışma vardı. Artık neyle ilgili bilmiyorum. Dönüşte İbrahim abi ile birlikte şu anda adı Harvard Business olan bir dergide çalışıyorum, ekonomi editörlüğü yapıyorum. Dedim ki, ‘BirGün gazetesi zor günler geçiriyor, sen de orada yöneticisin, başladın ve çok sorumluluğun var. Ben de BirGün’de çalışmak istiyorum, beni işe alır mısın?’ Dedi ki, ‘Olabilir aslında, güzel olur ama sen çok para istersin’ dedi. ‘Yok’ dedim. ‘Ne kadar veriyorsun ki’ dedim, o günkü maaşımın üçte biri bir şey söyledi. Ama başka şeyler veriyormuş. Dostluk, yoldaşlık… Bize evini açtı. Bizimle aşını, ekmeğini paylaştı. Genç çocuklara sorumlu yazı işleri müdürlüğü verdi. Bana 12 yıl önce yayın yönetmenliği verdi. Ve bugün onun burada olmasını ben çok istedim. Pek çok insan var kuşkusuz BirGün’ü temsil edebilecek ama onun yaşadıkları gerçek ve devrimcidir.”


